Meclis canavarları
- GİRİŞ03.01.2016 09:59
- GÜNCELLEME03.01.2016 09:59
Belki 3, belki 5 cinayet işlemişti; fakat toplumu ayağa kaldırmıştı. Yakalandığında herkes derin bir “Ohh” çekti.
Sonrasında ne oldu, ne kadar ceza aldı, bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki, O ve O’nun gibilerle ilgili şöyle bir tartışma yaşanmadı hiçbir zaman:
“Acaba ceza versek iflah olur mu? Verilecek ceza bir işe yarar mı?”
Belki biri biraz fazla, diğeri daha az ceza aldı; ancak hukukun gereği her seferinde yerine getirildi. Hukuk devleti işte böyle bir şey!
Mesela, sık sık gazetelerde okuyoruz. Adam yakalanıyor, cezaevine giriyor, çıktığında yine aynı suçu işliyor. Böyle pek çok örnek var. “Gaspçı” gaspa devam ediyor, “hırsız” hırsızlığını yapıyor, “ırz düşmanı” milletin ırzına, namusuna saldırmayı sürdürüyor…
Ama biz şunu hiç tartışmıyoruz:
-Yok yahu hiçbir işe yaramıyor. Adamı içeri atıyorsunuz, yine de iflah olmuyor.
Bu tespitten yola çıkıp, şöyle bir yorum yapmıyoruz:
-Hukuku, kanunları uygulamayalım o zaman.
İş milletvekili dokunulmazlıklarına geldiği zaman durum farklılaşıyor. Suç işleyen, suça bulaşan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasından bahsettiğinizde karşınıza dikilenler oluyor:
-Hayır, ben karşıyım. DEP’li milletvekillerine yaptık da ne oldu? Hiçbir işe yaramadı.
İktidarda da var böyle diyen, muhalefette de…
Peki nereye gitti hukukun üstünlüğü, “Hukuk Devleti” kavramı ya da Anayasa’nın “eşitlik” ilkesi? Kanunların uygulanmasında ayak sürümek veya “işe yaramaz” diye uygulanmamasını istemek gibi bir mantık olur mu?
* * *
Şimdi, Cumhurbaşkanı “Dokunulmazlıkların kaldırılmasını istedi, sen de atışa başladın” denilebilir.
Öyle değil işte, ben bunu hep söylüyorum. Bir hafta bile olmadı, çıktım televizyona bu görüşlerimi kamuoyu ile paylaştım. Dokunulmazlıkların kaldırılmasının yaraya merhem olmayacağını söyleyenlerden farklı düşündüğümü anlattım. Cumhurbaşkanı’nın açıklaması daha sonra geldi.
Ne deniyor milletvekili yemininde…
“Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün korunmasından” bahsediliyor. “Hukukun üstünlüğüne bağlı kalınacağı” söyleniyor. Yetmiyor, bir de “namus ve şeref” üzerine ant içiliyor.
Durum bu olunca, hem “vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne” saldırıda bulunanlar, hem de bunu seyredenler ettikleri yeminin gereğini yerine getirmiyor. Geniş kitleler de haklı olarak soruyor:
-Nerede hukukun üstünlüğü?
* * *
Her gün çıkıp “özerklik” ve “öz yönetimden” bahsediyorlar. Hendekler kazıp, askere ve polise kurşun sıkanlara destek veriyorlar. Bebek katillerini cesaretlendirmek için eylemler düzenliyorlar. Kan üzerine bir siyaset yürütüyorlar.
Türk Ceza Kanunu’nun 302. maddesi ise, aynen şöyle diyor:
“Devletin birliğini bozmak, devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak, devletin bağımsızlığını zayıflatmak amacına yönelik elverişli bir fiil işleyen kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.”
Üstelik, bunu pervasızca milletin gözünün içine baka baka yapıyorlar!
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol