Sapık bu adam
- GİRİŞ17.08.2016 10:24
- GÜNCELLEME17.08.2016 10:24
Hem de tartışmasız, şüphe götürmeyecek ölçüde bir sapık. Ne Allah tanıyor, ne de Peygamber. Üstelik, bunu ben demiyorum; açıktan ve milletin gözünün içine baka baka kendisi söylemiş. Buna rağmen, kitleleri peşine takıp, sürüklemiş.
Şaka gibi! Aynı zamanda, “Ben Müslümanım” diyen ve peşine takılan insanlar açısından da son derece iç acıtıcı! Gerçek şu ki, bir sahtekar tarafından alabildiğine kullanılmışlar. Çoluk çocuklarının nafakalarından artırıp, Fethullah Gülen denilen bu adamı beslemişler. Camilerde saf tuttukları kardeşlerinin hak ve hukukunu gasp etmişler. Müslümanlara tuzak kuranların değirmenine su taşımışlar. Lafı hiç evirip çevirmeye gerek yok, bu adamla birlikte İslam adına Müslümanlara en büyük darbeyi vurmuşlar.
“Allah tanımıyor” diyorum. Görüntüler ortada. Kendisi söylemiş…
“Cebrail’i çok severim” diyor:
-Hiç görmediğim, tanımadığım bir melek bu.
Böyle konuştuğuna göre, diğer meleklerin bazılarını ya da büyük bölümünü tanıyor! Hangi dinin mensubuysa, onları görüyor ve konuşuyor. Çünkü, İslam’da yok böyle bir şey!
Daha da vahimi var, devam ediyor:
-O bir parti kursa, ben O’na diyeceğim ki: Sen bir parti kurdun, ama müsaadenle ben seni desteklemeyeceğim.
Cebrail’le konuşmaktan bahsettiğine göre, belli ki kendini peygamber mertebesinde görüyor. Bitmedi, yetmedi, sapkınlıkları bu kadarla da kalmıyor. Kendinde Cebrail’e, dolayısıyla direk olarak Yaradan’a karşı çıkma hakkını da buluyor. Çünkü, O’nun Cebrail aracılığı ile ilettiği emirlerine uymayacağını ve desteklemeyeceğini açıktan söyleyebiliyor.
Yok böyle bir şey!..
“Sapık” derken az bile söyledim! Bu nasıl bir Müslüman?
***
Fethullah Gülen’le 1998’de İstanbul’da yüz yüze geldim. İlk ve son görüşmem o oldu. Akşam Gazetesi yazarları olarak iki saate yakın konuştuk. Daha sonra da yazdık onları.
Açık söylüyorum, hiç güven telkin etmedi.
Bir melek portesi çiziyordu karşımızda. Söylediklerine bakılırsa, yumurtadan yeni çıkmış bir civciv kadar saf ve masumdu!
Öyle şeyler söyledi ki…
Hiç unutmuyorum, “kendisinin bir gerginliğin tarafı olamayacağını” iddia etti. “Dinim ve şerefim üzerine yemin ederim” dedi.
Sonra, “gerekiyorsa” diye devam etti:
-Ömrümün geri kalan kısmını bir mağarada geçirebilirim.
Daha sonra bu söylediklerinin tamamen tersi bir yol izlediğini görünce ben notumu peşin verdim. Birkaç gün önce eski bir sohbetinin kasetini izleyince de gerçekten dehşete düştüm!
Peygamberimizden bahsedip, “Efendimize sonsuz saygım var yani” diyor:
-Ama bana açıktan açığa gelse, uyku muyku değil yani, şurada dese ki…
Böylece, Peygamberimizle uykuda görüştüğünü anlatmaya çalışıyor sahtekar! Ardından da O’na nasıl karşı çıkacağından bahsediyor:
-“Fethullah, bu iş tamam artık. Sen ve bazı arkadaşların gidin bundan sonra inziva yapın” dese… Aynı şemalini görsem böyle… Diyeceğim ki: “Ya ResulAllah, sana saygım sonsuz. Fakat müsaade buyurursan ben, sen vefat etmeden evvel dediğin şeyleri, vefatından sonra dediğin şeylere tercih edeceğim.
Şimdi soruyorum:
Bu nasıl bir adam? Olmaz, ama önce Peygamberin ayağına kadar gelip, kendisini tavsiyelerde bulunacağını söylüyor. Sonra da O’nun dediklerini yerine getirmeyeceğinden bahsediyor!
Önce haşa Allah’a, sonra da Peygambere karşı çıkacağını ilan ediyor. Peşinden giden zavallılar da din adına O’nun ağzını, burnunu sildiği peçeteyi yiyor.
Yazık, gerçekten çok yazık! Söyleyecek söz bulmak zor!
***
Evet, karşımızda böyle sahtekar, riyakar, yalancı ve ahlaki değerlerden yoksun bir adam var. Sıkışınca “gerekirse mağarada yaşarım” diyor. Kendisini güçlü gördüğünde de haşa Peygambere bile kafa tutacağını, dinlemeyeceğini söyleyebiliyor!
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı çalışmalar ve açıklamalar ortada. Bu adam, Kuran-ı Kerim’i bile tahrif etmekten kaçınmıyor.
Hadi diyelim ki, bu adam çok iyi gizlenmeyi bilen bir sahtekar. İyi niyetli bir takım insanlar da kandı ve peşine katıldı. Güzel de üzerindeki örtü kalktı, kabak gibi ortaya çıktı artık. Neresinden tutsanız elinde kalıyor, lime lime dökülüyor.
İşte bu yüzden, halen bu adamın peşinden koşanlara diyecek söz bulamıyorum. Onlara hiç acımamak, yağmurlu havada bir bardak su vermemek lazım!
Yorumlar5