2025’te Enerji: Krizlerden Dayanıklılığa, Dönüşümden Stratejiye
- GİRİŞ01.01.2026 10:09
- GÜNCELLEME01.01.2026 10:09
2025 yılı, küresel ve ulusal ölçekte enerji sektörünün yalnızca arz-talep dengeleriyle değil; jeopolitik gerilimler, iklim baskısı, dijitalleşme ve güvenlik riskleriyle birlikte ele alındığı bir yıl olarak kayda geçti. Artık enerji, sadece ekonomik bir girdi değil; ulusal güvenliğin, dış politikanın ve toplumsal refahın temel bileşeni olarak konumlanıyor.
KÜRESEL ENERJİ RESMİ: BELİRSİZLİK KALICI, ESNEKLİK ZORUNLU
2025 boyunca küresel enerji piyasalarında fiyat oynaklığı azalmış gibi görünse de belirsizlik ortadan kalkmış değil. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası oluşan yeni dengeler, Orta Doğu’daki jeopolitik riskler ve Asya-Pasifik’te artan enerji talebi, özellikle doğal gaz ve petrol piyasalarında stratejik esnekliği zorunlu kıldı. Avrupa Birliği, enerji arz güvenliğini sağlamak adına LNG altyapısını güçlendirirken; ABD, LNG ihracatında küresel bir oyuncu olma pozisyonunu daha da pekiştirdi. Çin ve Hindistan ise bir yandan fosil yakıtlara bağımlılığı sürdürürken, diğer yandan yenilenebilir kapasite artışında rekorlar kırdı. Bu tablo, enerji dönüşümünün doğrusal değil, çok katmanlı bir süreç olduğunu açıkça gösterdi.
TÜRKİYE AÇISINDAN 2025: ENERJİ MERKEZİ VİZYONU GERÇEKÇİ BİR ZEMİNE OTURDU
Türkiye için 2025, “enerji merkezi (hub) ülke” söyleminin somut adımlarla desteklendiği bir yıl oldu. Doğal gazda arz çeşitliliği artarken, LNG terminalleri ve yer altı depolama kapasitesi sayesinde tedarik güvenliği önemli ölçüde güçlendirildi. Özellikle depolama ve iletim altyapısındaki yatırımlar, kısa vadeli krizlere karşı sistemi daha dayanıklı hale getirdi.
Yenilenebilir enerji tarafında ise rüzgâr ve güneş kurulu gücü artmaya devam etti. Ancak 2025’in en önemli mesajı şuydu:
• Yenilenebilir enerji yalnızca kapasite artışıyla değil, şebeke esnekliği, depolama ve dijital altyapı ile anlam kazanıyor.
Bu yıl yaşanan yüksek talep dönemleri, iletim ve dağıtım şebekelerinin modernizasyonunun artık ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
ELEKTRİK TALEBİ, AŞIRI YÜKLENMELER VE SİSTEM GÜVENLİĞİ
2025 yaz aylarında yaşanan sıcak hava dalgaları, Türkiye’de elektrik talebini tarihi seviyelere taşıdı. Bu durum, üretim kapasitesinden çok şebeke yönetimi ve talep tarafı esnekliği konularını gündeme getirdi. Akıllı şebekeler, talep tarafı katılımı ve enerji depolama çözümleri, sadece teknik değil aynı zamanda stratejik yatırımlar olarak öne çıktı.
Ayrıca siber güvenlik, enerji sistemlerinin görünmeyen ama en kritik başlıklarından biri haline geldi. Elektrik şebekeleri, SCADA sistemleri ve piyasa altyapıları artık yalnızca mühendislik değil, siber savunma perspektifiyle de ele alınmak zorunda.
ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ: HIZ MI, SAĞLAMLIK MI?
2025 yılı, enerji dönüşümünde “hız” kadar “sağlamlık” kavramının da tartışıldığı bir yıl oldu. Karbonsuzlaşma hedefleri önemini korurken; enerji arz güvenliği, maliyetler ve sosyal etkiler daha fazla dikkate alınmaya başlandı. Bu da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için dengeli ve yerli kaynak odaklı bir dönüşüm yaklaşımını öne çıkardı. Yerli kömür, nükleer enerji, yenilenebilir kaynaklar ve doğal gazın birlikte ele alındığı çok kaynaklı bir enerji karması, 2025 sonunda daha rasyonel bir strateji olarak değerlendiriliyor.
2025 ENERJİDE BİR GEÇİŞ YILI OLARAK HATIRLANACAK
2025, enerji alanında ne tam bir kriz yılı ne de sorunların çözüldüğü bir dönem oldu. Daha çok; yeni dönemin kurallarının netleştiği, risklerin doğru tanımlandığı ve stratejik farkındalığın arttığı bir geçiş yılı olarak tarihe geçti.
Önümüzdeki yıllarda enerji politikalarında başarı; yalnızca megavatlar, variller ya da metreküplerle değil,ndayanıklılık, esneklik, dijitalleşme ve güvenlik kavramlarıyla ölçülecek.
Türkiye’nin bu yeni dönemde avantajı ise açık:
• Doğru planlama, güçlü altyapı yatırımları ve yerli-milli perspektifle desteklenen bir enerji stratejisi, ülkeyi sadece tüketen değil oyun kuran bir enerji aktörü haline getirebilir.
Enerji Stratejileri Uzmanı
Emrah ÖZGÜL
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol