Gözler Merkez Bankası’nın faiz kararında

  • GİRİŞ13.09.2018 10:14
  • GÜNCELLEME13.09.2018 13:54

Eylül ayı Türkiye ekonomisi için çok önemli kararların alınacağı bir ay. Geçtiğimiz hafta gelen enflasyon verisinden sonra Merkez Bankası’ndan gelen açıklamalar bugün için faiz artışının geleceğinin sinyallerini vermişti.

Ağustos ayı enflasyon oranının yüzde 17.90 olduğunu ve en son haftalık repo faizinin de yüzde 17.75 olduğunu göz önünde bulundurursak yeni bir faiz artışının yolda olduğu açık.

 

 

Merkez Bankası’nın bu süreçteki açıklamalarının kur üzerinde gözle görülür bir etkisi olduğunu belirtmek gerek. Kurdaki gevşemenin etkisiyle Merkez Bankası’nın enflasyon verisi ve PPK toplantısı arasındaki zamanı lirayı adeta koruma altına alarak yönettiğini bile söyleyebiliriz.

ŞOK FAİZ ARTIŞI MI?

Öncelikle Merkez Bankası’nın Ağustos ayı enflasyon rakamından sonra fiyat istikrarı için tüm araçları kullanacağını belirtmesi faiz artışı beklentisinin oluşmasındaki en önemli sebeptir.

Bu kapsamda yapılacak faiz artışı, hem sadeleştirme kapsamında politika faiz oranının tekrar baz faiz oranı işlevini yerine getirmesi hem de Merkez Bankası’nın piyasaları ve beklentileri yönlendirici bir aktör olması açısından son derece önemlidir.

Çünkü Merkez Bankası’nın faiz artışı kararı ile hem spekülatif ataklar karşısında kalıcı bir çözüm hem de kısa vadede kurdaki dalgalanmaları kontrol altına alması olasıdır.

Öte yandan faiz artışına yönelik beklentilerin oldukça geniş bir aralıkta yer alması, bu artışın dozunun ne derece önemli olduğunu ortaya koyuyor. Bu dönemde ihtiyaç duyulan miktar, kurun belli bir süre için dengeye ulaşmasını sağlayacak, kur hareketliliğini ortadan kaldıracak, sermaye girişini hızlandıracak ve Türkiye’yi pozitif anlamda ayrıştıracak dozda bir faiz artışı.

Bunun için şok etkisi oluşturacak bir faiz hamlesi bile hayata geçirilebilir. Bu hamlenin belki büyüme üzerinde kısa dönemli olumsuz etkileri olabilir ancak uzun vadede olası bir resesyonu önleyebileceğini de söylemek gerekiyor.

Tabi bir de küresel piyasalara bakıldığında 26 Eylül’deki FED toplantısı karşımıza çıkıyor. FED’in olası faiz artışı hem Türkiye’de hem de gelişmekte olan ülke piyasaları üzerinde etkileri olacaktır. Bu yüzden Merkez Bankası toplantısından çıkacak faiz kararının daha da önemli hale geldiğini belirtmek gerekiyor.

MERKEZ BANKASI FAİZ KARARINDAN SONRA SIRA OVP’DE

Piyasanın gözü bu ay yalnız Merkez Bankası’nın alacağı kararlarda değil elbette. Piyasa, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin yaşadığı kur şoku ve ekonomide dengelemenin başladığı bu dönemde ekonomik göstergeler için belirlenecek hedeflerin neler olacağını belirleyen OVP’yi de yakın markajına almış durumda.

OVP’de bir tarafta hedefler yer alırken, diğer tarafta uygulanacak maliye politikası yer alacak. Yani Türkiye ekonomisi için yeni harcama kalemleri ve bu harcamaların karşılığı olan gelirler ve gelir kaynakları neler olacak?

En önemlisi de son dönemlerde dışarıda gelişmekte olan ülkelere fon akışının yavaşlaması nedeniyle önemi gittikçe artan tasarruflar ile belirlenecek yol haritasının nasıl bir perspektif sunacağı. Tasarruflar bir taraftan bütçeye nefes aldıracak diğer taraftan da kamu maliyesine kısa vadede geniş bir manevra alanı sunacaktır.

Ayrıca, açıklanacak yeni program özellikle de gelişmekte olan ülkelere geçmişte akan fonların gelişmiş ülkelerdeki yüksek faizler nedeniyle kurumasından dolayı oluşan kırılganlıkların azaltılmasına ve bu fonların tekrar akmasına katkı sunacaktır.

Bu da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin kırılganlıklarını önemli ölçüde azaltacaktır.

Yeniaşafak

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat