Merkez Bankası enflasyon raporu
- GİRİŞ01.08.2019 10:52
- GÜNCELLEME01.08.2019 10:52
Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal tarafından dün2019 yılı3. Enflasyon Raporu açıklandı. Yeni Başkan Murat Uysal’ın göreve gelmesiyle beraber ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında alınan 425 baz puan faiz indirim kararı ile birlikte dikkatler enflasyon raporu toplantısındaydı.
Söz konusu raporda iktisadi faaliyetteki toparlanma ve enflasyondaki düşüş eğilimi dikkatle vurgulanırken 2019 yılı enflasyon tahminindeki aşağı yönlü revizyon da dikkat çekti.
BEKLENEN ENFLASYON ORANI
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan 3. Enflasyon Raporu’nda Merkez Bankası, 2019 yılı sonunda enflasyonun yüzde 14.6’dan yüzde 13.9’a düşeceğini tahmin ediyor.
Bu aşağı yönlü revizyonun gıda enflasyonundaki, TL cinsi ithalat fiyatlarındaki ve enflasyon ana eğilimindeki düşüş beklentisinden kaynaklandığının altını çizmek gerek.
Enflasyonun 2020 sonunda ise yüzde 8.2’ye düşeceği öngörülmekte. Enflasyonda meydana gelecek bu düşüş politika faizinin düşmesini sağlarken reel faizin düşmesine de katkı yapacaktır.
Ayrıca, dün açıklanan enflasyon raporunda, PPK toplantısı raporunda olduğu gibi hem fiyat istikrarı hem de finansal istikrardan bahsedildi.
FAİZ İNDİRİM KARARININ ARDINDAN NE OLDU?
Merkez Bankası tarafından alınan faiz indirim kararının ardından 2 yıllık gösterge tahvil faizinde belli bir düşüş yaşandı. Faiz kararı öncesinde yani 24 Temmuz tarihinde yüzde 17.96 seviyesinde seyreden tahvil faizlerinin bugün yüzde 15.98 seviyesine gerilediği görülmektedir. Öte yandan ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin de (AOFM) yüzde 20.20 seviyelerine gerilediği görülüyor.
Nitekim bu kararın kredi faizlerine de yansıması ve kredi faizlerinde de düşüş yaşanması beklenmektedir. Merkez Bankası’nın faiz indirimi sonrasında hem kredi faizlerindeki düşüş hem de düzelen enflasyon beklentisi hane halklarının iç taleplerini ve reel sektörün yatırım malı taleplerini artıracağı öngörülmektedir.
FAİZ İNDİRİMİ DEVAM EDECEK Mİ?
Bir sonraki Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun (PPK) toplantıları tarihleri olan Eylül, Ekim ve Aralık dönemlerinde faiz indirimi gündeme gelecek mi? Bu sorunun da cevabını elbette enflasyonda meydana gelecek düşüş belirleyecektir. Çünkü faiz indirimi için öne çıkan temel kriter enflasyon ve buna bağlı olarak kullanılan reel faiz oranı.
Bilindiği üzere reel faiz olarak bahsettiğimiz göstergeyi, politika faizi ve enflasyon arasındaki fark oluşturuyor. Faiz indirim kararı öncesinde Türkiye’de reel faiz oranı gelişmekte olan ülkelere kıyasla oldukça yüksek seviyede bulunuyordu. Ancak karar sonrasında bu oranın, gelişmekte olan ülkelerin ortalamasına kıyasla daha makul bir seviyeye ulaştığı görülüyor.
Tabii aynı gelir grubu içerisinde bulunduğumuz gelişmekte olan ülkelerin verdikleri reel faiz oranları önemli olduğu gibi risk primleri de öne çıkan önemli hususlar arasında yer alıyor. Çünkü risk priminin yüksek olması, reel faiz oranın da yüksek belirlenmesine neden olan önemli bir gösterge.
FAİZ İNDİRİMİ İÇİN RİSKLER
Açıklanan yeni enflasyon tahmini ve faizlerin düşürülmesi her ne kadar iç koşullara bağlı görülse de aslında dış koşullarda meydana gelen şoklar ve olası riskler de enflasyon beklentisini değiştirmekte ve faizlerin hangi oranlara düşeceğini belirlemektedir.
En önemlisi de kur-enflasyon ilişkisinin güçlü olmasından dolayı faiz indirim miktarı ve göreli risk primlerinin de faiz indirimlerinin miktarını belirlemektedir.
Bu kapsamda küresel ekonomi, küresel faiz oranları, petrol fiyatları ve jeopolitik risklerin öne çıktığını belirtmekte fayda var.
YENİ ŞAFAK GAZETESİ
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol