Üzülün ama gereğini yapın
- GİRİŞ17.06.2009 09:18
- GÜNCELLEME17.06.2009 09:18
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Hürriyet Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’e ‘darbe belgesi’ nedeniyle duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Başbakan Erdoğan da Başbuğ ile bir saat 20 dakika süren görüşmesinin ardından grupta yaptığı konuşmada, söz konusu belgenin sahte olma ihtimali üzerinde durdu.
Çok az bir ihtimal olsa da, belgenin elbette düzmece olması mümkün.
Burada Genelkurmay’ın üzerinde ciddiyetle durması gereken nokta, toplumun geniş kesimlerinin belgenin gerçekliğini verili hüküm kabul etmesidir.
Genelkurmay Başkanlığı’nın veya askeri yargının belgenin sahteliğini ilan etmesiyle, İran’da Ahmedinecad’ın seçim zaferinin açıklanması arasında meşruiyet açısından bir fark olmayacaktır.
Bu iftira ise bile ne yazık ki ‘yakışan bir iftiradır’ çünkü çok yıldızlı generallerin bugüne kadar ki tutumu, bu duruma neden olmuştur.
Eski Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman’ı hatırlayın.
Hepimizin gözünün içine baka baka JİTEM’in (Jandarma İstihbarat Teşkilatı) varlığını inkar etti.
Bugün JİTEM yargı kararlar, resmi yazışmalar ile varlığı kanıtlanmış bir kurumdur.
Yani gerektiği koşullarda gerçekler bizden saklanabilmiştir.
O yüzden bu kez farklı olacağına inanmamız için ikna edici bir neden yoktur.
İkinci olarak, Genelkurmay Başkanlığı açıklamasında Genelkurmay’ın gereğini yapacağı belirtiliyor.
Kusura bakmasınlar ama buna inanmak için de ikna edici bir neden yok.
Eğer gereğini yapacak olsaydınız sahte belgelerle Cengiz Çandar ve Mehmet Ali Birand ve Akın Birdal’ı PKK’dan para almış duruma düşüren Batı Çalışma Grubu’nun sorumlularına karşı yapardınız.
Genelkurmay Başkanlığı olarak önce resmi evrakta sahtecilik yaparak insanların onurları ve hayatlarıyla oynayan eski askerlere karşı yapardınız.
O yüzden bizim bu tür büyük laflara karnımız tok.
O yüzden böyle bir belgenin varlığı ben dahil, birçok insan, ‘Yok artık bu kadar da olmaz’ dedirtmiyor.
Çünkü yakın geçmişteki eylemlerinizle, bu konuda ‘Olağan şüphelisiniz.’
Bu acı bir durum.
Her kamuoyu yoklamasında en güvenilir çıkan bir kurum için daha da acı ama bu durumun gerçekliğini değiştirmiyor.
Önce hemen herkesin böyle bir belgenin varlığna neredeyse kayıtsız şartsız inanmasının nedenleri üzerine kafa yorun.
Sonra da bu güven sorununu aşmanın yolları üzerine düşün.
Bunun tek yolu var, rütbesi ve makamı ne olursa olsun, hukuku çiğneyen tüm mensuplarınızın yargı önünde hesap vermek zorunda olduğunu göstermek.
Siz darbe suçundan tutuklu emekli generallerinizin ziyaretine yüksek rütbeli subaylar göndererek bu güveni sağlayamazsınız.
Bu sözler bir kısım mensubunuzu rahatsız edecektir ama özellikle rahatsız etmesi için yazılmaktadır.
Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri ‘iftiranın yakıştığı’ bir kurum olmaktan çıkmak zorundadır.
Bir yurttaş olarak benim temel beklentim budur.
***
Yıldırım’a da yakıştı
Sabıka dosyası kabarık.
Kendi kalecisini dövdürmekten, bazı çete üyeleriyle işbirliğine uzanan bir dosya bu.
Ancak son olay hepsinin üzerine tüy dikti.
Türkiye’de gazetelerin spor sayfalarının görmezden geldiği bir haber, dün Taraf’ın manşetindeydi.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’in acemiliği nedeniyle ‘yılın transferi’ olayına dönüşen Mehmet Topuz’un transferi için Kayseri’ye giderken yanında ilginç birini götürmüştü.
‘Kelebek İbrahim’ diye tanınan İbrahim Cingi’yi.
Kim bu İbrahim Cingi diyeceksiniz...
Hrant Dink suikastında adı sık sık geçen, Danıştay baskını tetikçisi Alpaslan Arslan’la 100’e yakın kez konuşan biri.
Gazetecileri arayıp çocuklarıyla ilgili tehditler savuran bir karakter.
Ve Fenerbahçe başkanıyla içli dışlı.
Tahmin ediyorum ki, Ergenekon davasını ülkenin demokratikleşmesi için büyük bir fırsat gören Sayın Başbakan’ın gönül verdiği takımın başkanının bu tutumu son derece rahatsız etmiştir.
Söz konusu Fenerbahçe bile olsa, bu davanın aktörlerini meşrulaştıran kişilerle ilişki kabul edilemez, hoş görülemez.
Aksini düşünenler Sayın Başbakan’ı tanımayanlardır.
Ergun Babahan - Star
ebabahan@stargazete.com
Yorumlar9
-
muhammet öztürk
16 yıl önce
Şikayet Et
Uyanında balığa gidelim. Valla benim yaşım 28 ve ben 15 yaşımdan beri Türkiye de Jitem adı verilen orduya ait bir istihbarat kurumu olduğunu biliyorum. Benim tanıdığım aşağı yukarı herkeste biliyor. Ama illegal bir yapı olduğunu Ergenekon soruşturmasında öğrendik. Demekki ey büyük Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan vatandaş senden daha bilgili. Yıllarca kafanı kuma gömmüşsün. Benim ve Türk halkının % 90 ının legal zannettiği jitemin varlığını yeni keşfetmişsin. Tayyip Erdoğan olmasa daha 100 yıl daha zannetmeye devam edecektik...
Beğen
Cevapla
-
Osman ÇINAR
16 yıl önce
Şikayet Et
Her Cümlenin İçi Dolu.... Sizin gibi insanlara bu toplumun her zaman ihtiyacı var, Teşekkürler...
Beğen
Cevapla
-
Cafer UÇA
16 yıl önce
Şikayet Et
Tarihten ders alınmalı. sn.Babahan,yazılarınız için size ne kadar teşekkür etsek inanın azdır.Ne yapılırsa yapılsın bu durumların önüne geçmenin mümkün olunamıyacagıdır.Çünkü subaylarımız malesef halka karşı eğitilerek yetiştiriliyor.Kendi yaşam tarzlarnı zorla bu halka kabullendirmek peşindeler.Cumhuriyeti halk rejimi olarak gösteriyorlar ama halkın şeçtiklerine de hazmedemiyorlar.Nasıl bir cumhuriyetse.Devleti halk korur halka karşı devlet olmaz,askerler zaten halkın çocukları hiçmi tarihten ders alınmıyor,hele bu çagda.
Beğen
Cevapla
-
Umit Erdal
16 yıl önce
Şikayet Et
çok doğru bir tespit. Ergun Beye teşekkürler. Çok doğru bir soru soruyor.
Neden JİTEM'in varlığını on yıl boyunca inkar edenlerin sözüne inanalım?
Beğen
Cevapla
-
bahadır aydın
16 yıl önce
Şikayet Et
Helal olsun. Bu ülkede Ergun Babahan gibi cesur gazetecilere taraf gibi cesur gazetelere ihtiyaç var.Keşke kıymetlerini bilip trajlarını artırabilsek.Onlar üstlerine düşeni yapıyorlar.Bize düşen nedir sizce....
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle