‘BRIC’ oynayan Türkiye...
- GİRİŞ25.11.2008 06:08
- GÜNCELLEME25.11.2008 06:08
"Küresel kriz nedeniyle uluslararası sistemde oluşacak boşluktan, ekonomik ve siyasi gücünü artırarak çıkmak, Türkiye'nin ana hedefi olmalı.
Başarırsak, iki asırdır ilk kez yeni bir dünya düzeni Türkiye'siz kurulmamış olacak.
Hayali bile güzel değil mi?"
20 Kasım Perşembe günkü yazımı bu satırlarla bitirmiştim.
"Güçlü Türkiye" sevdasını taşıyan birçok okurum, aynı temennileri paylaştıklarını yazdı.
Ancak, bunun pek mümkün olmadığını düşünenler de var.
Oysa, "inanmak, başarmanın yarısıdır".
Türkiye'nin sadece tarihi birikim olarak değil, geldiği noktada taşıdığı değerler anlamında da bu rolü hakkıyla oynayabileceğini düşünüyorum.
Yeni açıklanan "Küresel Trendler 2025" raporu da, bu gerçeği destekleyen güçlü deliller sunuyor.
Rapor, Amerikan Ulusal İstihbarat Konseyi'nin 5 yıl aralıklarla hazırladığı, kapsamlı bir öngörü çalışması.
Farklı ülkelerden çok sayıda akademisyen ve sivil toplum örgütü temsilcisi de çalışmaya katkıda bulunmuş.
İşte çarpıcı gelecek tahminleri:
- ABD askeri ve ekonomik üstünlüğünü kaybetme sürecine girdi. 2025'e kadar askeri güç olarak, 2035'e kadar da ekonomik büyüklük olarak Çin, ABD'yi geçiyor.
- Uluslararası siyasi düzen, tek kutuplu ABD üstünlüğünden, ABD'nin de güçlerden birisi olacağı çok kutuplu sisteme dönüşecek.
- Çin, Hindistan, Rusya ve Brezilya, yükselen güçler olacak.
- Avrupa Birliği ve Japonya, küresel güç olarak gerileyecek.
"Küresel Trendler 2025", dünyanın yükselen yeni güçlerini "BRIC" (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'in İngilizce yazılışlarının ilk harflerinden oluşturulmuş) kelimesi ile ifade ediyor.
Türkiye, küresel BRIC oyununda güçlü aktör olacak.
Rapora göre, "dünyanın en kalabalık nüfuslu iki ülkesi Çin ve Hindistan ile kafa kafaya yarışamasa da yüksek ekonomik performansları sebebiyle Türkiye, Endonezya ve İran dünya sisteminde önemli roller oynamaya aday".
Türkiye'nin en avantajlı yönleri, güçlenen ekonomi ve jeostratejik konumu olarak sıralanmış.
Rusya, Japonya ve Avrupa ülkelerinin çoğu nüfusları azalıp yaşlanırken, genç ve dinamik nüfusu ile Türkiye öne çıkarılmış.
İstihbarat uzmanları, Türkiye'nin demokratik sisteme sahip tek ülke olarak, hızla nüfusları artan İslam dünyasında model olacağını vurguluyor.
Demokratik ve liberal Türkiye; Çin, Hindistan, Rusya ve Brezilya'daki sosyalist uygulamalar sebebiyle ayrıca önem taşıyor.
Hatta uzmanlar, dünyada "devlet kapitalizmi" sisteminin benimsenmesi, korumacı ekonomi ve tersine devletleştirme politikalarının yaygınlaşması, endişelerini dile getiriyor.
Sonuç olarak, Türkiye'nin yeni uluslararası sistemde etkin rol oynama kapasitesi, herkes tarafından paylaşılmış.
1990'ların başında "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne" hamasetine kapılan Türkiye'den, farklı bir durum söz konusu.
Ekonomik gücümüz artıyor. Diğer güçler ise zayıflıyor. Üstelik, bu kez ulus-devlet olarak stratejik oyuncu olmaktan bahsediyoruz. Coğrafi ya da etnik nedenlerle değil.
Yapılması gereken, "küresel güç olmayı" ülkü edinerek, ileri görüşlü kalıcı stratejiler üretmek...
"Güçlü Türkiye" hayalinin gerçekleşmesine iki asırdır hiç bu kadar yaklaşmamıştık.
Unutmayın, "inanmak, başarmanın yarısıdır".
Erhan Başyurt - Bugün
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol