Trump’ın FED Kuşatması

  • GİRİŞ20.04.2026 08:57
  • GÜNCELLEME20.04.2026 08:57

ABD Başkanı Donald Trump’ın başlattığı abluka nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel ekonomileri sarsarken; dünya, İran’daki savaşta “yeniden müzakere” ile saldırı tehditleri arasında gerilmeye devam ediyor.

Yaşanan bu jeopolitik belirsizlik ve öngörülemezlik kasırgası tüm dünyayı ağır şekilde etkilerken, Washington’ın kalbinde de sarsıcı bir finansal kavga sürüyor.

Bir tarafta kovmayı bir yönetim aracına dönüştüren Trump; diğer tarafta ise küresel dengeleri etkileyen Amerika’nın en önemli ekonomi kurumu olan FED’in Başkanı Jerome Powell var.

Amerikan siyaseti ve ekonomisi, daha önce hiç tanık olmadığı sertlikte bir bilek güreşine sahne oluyor.

Trump, ilk döneminde kendi atadığı Powell’la FED’in faiz politikaları nedeniyle 2018’den beri gerilim yaşıyor.

Trump’ın faiz indirimlerine karşı oy kullanan FED üyelerinden Lisa Cook’a yönelik “ipotek dolandırıcılığı” iddiasıyla yürüttüğü ve yargıdan dönen görevden alma girişimi aslında Powell’a verilmiş bir ön uyarıydı.

Powell’a yönelik “Faizleri indirmiyor çünkü bana zarar vermek istiyor” ve “Hiçbir şeyden anlamıyor” gibi sert ifadeler kullanan Trump, süreç içerisinde eleştirilerinin dozunu hakarete varacak düzeye çıkardı.

“Bay Çok Geç” lakabını taktığı Powell’a “Hiçbir fikri olmayan aptal biri” ve “Umarım Kongre bu çok aptal ve kalın kafalı kişi hakkında harekete geçer” diyen Trump, FED Başkanı’na yönelik hukuki süreç de başlattı.

POWELL’I YARGI SOPASIYLA YIPRATMA

Bu kapsamda Beyaz Saray’ın elindeki en büyük koz, FED’in Washington DC’deki genel merkez binasının yenilenme projesi oldu.

Projenin 1,9 milyar dolardan 2,5 milyar dolara yükselen maliyeti, Trump için Powell’ı suçlamak adına güçlü bir zemin oluşturdu.

Powell’a yönelik “yolsuzluk” suçlamaları, ABD Adalet Bakanlığı’nın ocak ayında gönderdiği cezai kovuşturma tehdidi içeren büyük jüri celbiyle iyice tırmandı.

Trump’ın “Ben 25 milyona yapardım” diyerek küçümsediği ve 4 milyar doları bulabileceğini iddia ettiği bu proje, artık ekonomik bir tartışmadan çok politik bir baskı aracına dönüşmüş durumda.

Son olarak savcıların şantiyeye “baskın” düzenlediği bu soruşturma, Powell tarafından “FED’in bağımsızlığına diz çöktürmek için kullanılan bir kurgu” olarak tanımlanıyor.

Projenin bahane olduğunu savunan Powell, asıl sebebin FED’in Trump’ın faiz tercihlerini takip etmemesine duyulan öfke olduğunu vurguluyor.

Yolsuzluk iddiaları, “beceriksizlik” suçlamaları ve Adalet Bakanlığı üzerinden kurulan soruşturma baskısı… Hepsi aynı hedefe çıkıyor: Powell’ı itibarsızlaştırmak.

PARANIN KALBİNDE “BAĞIMSIZLIK” DÜELLOSU

Amerika ekonomisi İran savaşının etkileriyle boğuşurken ve halk petrol fiyatlarındaki yükselişe tepki gösterirken, Trump ile Powell arasındaki kavga finansal piyasalarda ciddi bir gerilim oluşturuyor.

Son olarak Trump’ın FED Başkanı Powell için “Zamanında gitmezse onu kovmak zorunda kalırım” tehdidi, sadece bir bürokratik atışma değil; finansal sistemin temellerine indirilen bir darbe niteliği taşıyor.

Normal şartlarda Powell’ın başkanlık görevi 15 Mayıs’ta doluyor. Trump yönetimi de yerine getirmek istedikleri kişinin Kevin Warsh olduğunu ocak ayında açıkladı.

Trump’ın Powell’ın yerine geçirmek istediği isim olan Kevin Warsh, “düşük faiz” yanlısı tutumuyla piyasalarda endişe oluşturuyor.

Warsh, finans dünyasının içinden gelen ve FED geçmişi olan bir isim. Ancak asıl önemli olan teknik kapasitesi değil, Trump’a olan yakınlığı.

Bu tercih, Trump’ın FED’i bağımsız bir kurum olmaktan çıkarıp Beyaz Saray’ın bir uzantısına dönüştürme arzusunun açık bir göstergesi. Ancak yaşanan gerilim nedeniyle Trump, Senato’da kendi partisinden Senatör Thom Tillis gibi bazı isimlerden Powell soruşturması nedeniyle ciddi tepkiler alıyor.

Yani Trump, Warsh’ın yeni FED Başkanı olarak atanması sürecinde Kongre’de sıkıntı yaşayabilir.

Powell ise “Soruşturma bitmeden ayrılmayacağı” mesajını vererek Trump’ın itibarsızlaştırarak kovma hamlesine meydan okuyor.

Atama süreci uzar ya da krize girerse, Powell yeni başkan seçilene kadar görevini sürdürmeye devam edebilir.

Bu durum Trump’ı daha agresif hale getirirken, FED tarihinde daha önce görülmemiş bir “yetki krizi” de doğurabilir.

Ayrıca Powell’ın elindeki en büyük koz, başkanlık görevi 15 Mayıs’ta sona erse bile 2028 Ocak ayına kadar kurul üyesi olarak görevine devam edebilme imkanı.

Aslında teamül olarak önceki başkanlık değişikliklerinde görevdeki isimler çift başlılık görüntüsü vermemek için üyelikten de ayrılarak yeni yönetimin önünü açıyordu.

Ancak Trump’ın Powell’a yönelik istifa baskısı ters tepecek gibi görünüyor.

Önümüzdeki üç haftalık dönemde ABD’nin ekonomi kurumlarının bağımsızlığının ve itibarının oylanacağı kritik bir süreç yaşanacak.

TRUMP’IN KOVMA TUTKUSU

Donald Trump için “kovmak”, bir iş akdi feshi değil; bir güç gösterisi, sadakat testi ve vazgeçemediği bir tutku.

Siyaset öncesi dönemde NBC televizyonunda 13 yıl boyunca sunduğu “Çırak” (The Apprentice) programında milyonları ekrana kilitleyen Trump’ın “Kovuldun!” (You’re fired!) repliği hafızalara kazındı.

İlk başkanlığı döneminde Dışişleri Bakanı yaptığı Rex Tillerson’dan FBI Direktörü James Comey’ye, Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’dan Adalet Bakanı Jeff Sessions’a kadar birçok ismi görevden aldı.

Hatta sadece 11 gün gibi rekor bir sürede Beyaz Saray İletişim Direktörü olan Anthony Scaramucci’yi kovarak tarihe geçti.

Kendi atadığı bakanları, danışmanları ve sözcüleri itibarsızlaştırarak görevden alan Trump’ın ilk başkanlık dönemindeki ekibinde değişim oranı Brookings Enstitüsü verilerine göre yüzde 92’ye ulaştı.

Trump, başkanlığa yeniden döndüğünde ilk döneminde yarım kalan hesaplarını kapatmak için yine “kovma” silahını kullanmaktan çekinmedi.

Otuza yakın üst düzey istihbaratçıyı tasfiye eden Trump, CIA’da 1200 pozisyonu kaldırmak için harekete geçti.

“Cadı avı” olarak tanımladığı kendisine yönelik önceki dönemde açılan soruşturmaları yürüten 24 savcıyı hızla görevden aldı.

Trump’ın en tartışmalı hamlesi ise 6 Ocak Kongre baskınında yargılanan 1600’e yakın kişiyi affetmesi oldu.

Kabineye uzanan kovma dalgasının ilk kurbanı ise İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem oldu.

Trump’ın kişisel avukatlığını da yıllarca yürütmüş olan en sadık isimlerden Adalet Bakanı Pam Bondi de kovulmaktan kurtulamadı. Oysa Bondi, Trump’ı Epstein skandalından uzak tutmak için şeffaflık gösterisi altında belgelerde seçici sansür uygulamaktan da çekinmemişti.

Trump’ın hayatının birçok döneminde önemli yer tutan kovma performansı, şimdi 113 yıllık FED’in Başkanlığını yürüten Powell’a yönelmiş durumda.

Aslında Trump, geçen yıl eylül ayında Powell’ı kovduğunu gösteren yapay zeka üretimi bir karikatürü Truth Social platformunda paylaşmıştı.

Çünkü Trump için Powell sadece sorun yaşadığı bir FED Başkanı değil; kovma koleksiyonuna eklemek istediği en prestijli isim.

Powell’ı görevden almak onun için ekonomik bir zorunluluktan ziyade, “dokunulmaz denilen bürokratı kovan başkan” unvanını kazanma arzusunun bir yansıması.

SAVAŞIN ORTASINDAN TARİHİ HESAPLAŞMA

Trump, FED Başkanı olarak atamayı planladığı kendisine sadık Warsh ile faizleri düşürerek kısa vadeli bir “yapay bahar” oluşturabilir.

Ancak birçok ekonomiste göre bu hamleler enflasyonu hızlandırarak borçlanma maliyetlerini artırabilir ve Amerikan dolarının dünyadaki “güvenli liman” olma özelliğini zayıflatabilir.

Eğer Trump egosunu tatmin etmek için 113 yıllık FED’in genetiğiyle oynamayı başarırsa; bu hamle sadece Amerikan ekonomisi için değil, küresel finans sisteminin kalbine bırakılmış bir saatli bomba olabilir.

Soykırımcı İsrail’in tahrikleriyle İran’da başlatılan karanlık savaşla tüm dünyaya ağır maliyetler çıkaran Trump, kurumların bağımsızlığını bir “gayrimenkul projesi” gibi yönetmeye kalkışarak hem Amerika’ya hem de dünya ekonomisine yeni faturalar çıkarabilir.

Yani 15 Mayıs’a doğru Amerikan sistemi ve ekonomisindeki kriz derinleşerek büyük bir hesaplaşmaya dönüşebilir.

Tarih, FED’in “bağımsızlık” direnişini mi yoksa Trump’ın Amerika finans sistemi üzerindeki güç gösterisini mi yazacak, bunu hep birlikte göreceğiz.

Ancak kesin olan bir şey var: Bu finansal kumarın kazananı kim olursa olsun, kaybeden “güven” olacak.

Tıpkı Trump’ın tutarsızlıklarla dolu belirsiz politikaları nedeniyle Amerika’nın yalnızca dünya toplumlarının değil, kendi müttefiklerinin bile güvenini kaybetmesi gibi

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat