Trump’ın “Barış” Tiyatrosu ve Sumud’un İradesi
- GİRİŞ02.05.2026 09:03
- GÜNCELLEME02.05.2026 09:20
ABD Başkanı Donald Trump’ın ocak ayında Davos’tan duyurduğu Gazze Barış Kurulu için imzaların atılmasından üzerinden tam 100 gün geçti.
Trump’ın “Kurulmuş olan en büyük ve en önemli kuruldayız” diyerek şovunu yaptığı bu gösterişli etkinlikte 59 ülke Gazze’de “barış” için imza attı.
Gazze’nin güvenliği ve imarı için çeşitli mekanizmaları içeren sözde barış kurulu kararı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden de geçti.
Ancak oluşturulan tüm beklentilere ve verilen sözlere rağmen her şey kağıt üzerinde kalırken Gazze’de İsrail’in soykırımı hız kesse de sona ermedi.
“BARIŞ” GÖLGESİNDE SÜREN KATLİAM
İhlallerin ve ölümlerin sürdüğü Gazze’de yaşam koşulları en ağır şekilde devam ediyor.
Belirsizliklerle dolu sözde barış anlaşmasından bugüne İsrail 800’ün üzerinde masum sivili daha hayattan kopardı.
Gazze’de hayatını kaybeden masum sivillerin sayısı 73 bine yaklaşırken bunların 20 binden fazlasını çocuklar oluşturdu.
İsrail’in saldırılarıyla dünyanın en büyük çocuk mezarlığına dönen Gazze’de 40 binden fazla masum çocuk ebeveynlerinden en az birini kaybetmiş durumda.
Sözde barış planına göre; günlük 600 tırın üzerinde insani yardımın girmesi gereken, İsrail’in engelleri nedeniyle ancak 130 civarında tırın giriş yapabildiği Gazze’de açlık hâlâ en büyük sorun olmaya devam ediyor.
Bugüne kadar 500’e yakın açlıktan ölümün yaşandığı Gazze’de 65 binden fazla çocuk akut yetersiz beslenmeyle karşı karşıya.
Açlığın yanı sıra soğukla ve yağışlarla baş etmeye çalışan 300 binden fazla aile derme çatma çadırlarla enkazların gölgesinde felaket şartları altında yaşıyor.
Barınma imkanlarının yetersiz olduğu Gazze’de soğuktan ölenlerin sayısı 24 olurken bunların 21’ini Gazze’nin çocukları oluşturuyor.
Okulların yüzde 97’si hasarlı ya da tamamen yıkılmışken yüz binlerce çocuk eğitim imkânlarından uzakta “kayıp nesil” olma yolunda ilerliyor.
Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletlerin ortak raporuna göre yaklaşık 372 bin konutun yıkıldığı Gazze’nin imarı için 10 yılda 71 milyar dolarlık kaynağa ihtiyaç var.
Katliamcı İsrail’in 1800’den fazla sağlık tesisini yıktığı Gazze’de sağlık sisteminin ayağa kaldırılabilmesi için Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 10 milyar dolara ihtiyaç var.
İsrail soykırımının Gazze’deki insani gelişmeyi 77 yıl geriye götürdüğü belirtilen raporda ekonominin yüzde 84 oranında küçüldüğü belirtiliyor.
GAZZE’NİN KAĞIT ÜSTÜNDE KALAN İMARI
Soykırımın müteahhitliğine soyunan Trump’ın damadı Jared Kushner ve Ortadoğu temsilcisi Steve Witkoff gibi isimlerle Gazze’nin sözde imarı için hazırladıkları karanlık planlar ortada görünmüyor.
Oysa Trump, Riviera’dan Great Trust’a ve en son açıklanan “Sun Rise” projesine kadar içerisinde Filistinlilerin olmadığı kendi karanlık projelerini tüm insanlığa rüya olarak pazarlamaya çalışmıştı.
Aradan geçen 100 güne rağmen Gazze’nin imarıyla ilgili ne kadar kaynak toplandığı, ne tür kararlar alındığı, nasıl bir yol haritası olacağı tam bir muamma. Tıpkı Gazze’nin güvenliği için oluşturulacağı ileri sürülen görev gücü gibi.
Sözde “barış” planına göre oluşturulan sarı hattın gerisine çekilmesi gereken katliamcı İsrail, Gazze içerisinde genişlemesine devam ederek kontrolünde tuttuğu toprakların oranını yüzde 53’ten yüzde 60’lara kadar çıkardı.
Tüm bu rakamların da açıkça gösterdiği gibi Trump’ın barış tiyatrosuna rağmen Gazze’de hayat tüm acımasızlığıyla akıyor.
Ölümler devam ediyor, altyapı kullanılamaz halde, sağlık sistemi çöküşte, açlık kol geziyor, temiz suya erişim sınırlı, barınma ve eğitim krizi derinleşmiş durumda.
100 GÜNLÜK “BARIŞ” İLLÜZYONU
“Barış” mekanizmaları, gıdadan insani yardımlara, imardan ve güvenliğe kadar tüm başlıklar aradan geçen 100 güne rağmen kağıt üstünde kalmış durumda. Yani araçsallaştırılmış “barış süreci” ilerlemiyor; sadece konuşuluyor.
Üstelik İsrail sadece Gazze’de değil Batı Şeria’da katliamlarına, hukuksuz işgallerine ve yerleşimci terörüne sistematik şekilde devam ediyor.
Ayrıca Müslümanların kutsal mekanı Mescid-i Aksa’yı zaman zaman ibadete kapatıp kısıtlamalar uygulayan pervasız İsrail, cezaevlerinde bulunan Filistinlilerin idamı için hukuksuz kararını da meclisinden geçirdi.
Trump’ın dünyaya “barış” diye pazarladığı Gazze’nin acı gerçekleri böyleyken Amerika ise soykırımcı İsrail’in tahrikleriyle İran’la başlattığı savaşta saplandığı bataklıktan bir türlü çıkamıyor.
Katliama doymak bilmeyen İsrail’le birlikte İran’da binlerce insanı hayattan koparan Trump yönetimi, şehirlerde bıraktığı yıkım tablosunun ardından şimdi de Hürmüz’de başlattığı ambargodan medet umuyor.
Çelişkilerle örülü söylemleri ve belirsizliklerle dolu karanlık savaşlarıyla dünyayı dev bir ekonomik kaosun içine çeken Trump ve Netanyahu ikilisi aradıkları zafere bir türlü ulaşamıyor.
Saldırgan politikaları İran’ın direnci karşısında etkisiz kalan Netanyahu, Gazze’den sonra şimdi Lübnan’da katliamlarını büyütme derdinde.
İran ve Lübnan’da çatışmayla müzakere, ambargoyla barış arasında gidip gelen savaş süreci Gazze’de yaşananların dünya gündeminden düşürülmesi için karanlık bir örtü işlevi görüyor.
Yani Netanyahu, Trump’ın barış illüzyonuyla, İran savaşının gölgesinde Gazze’ye yönelik saldırganlıklarına düşük yoğunluklu da olsa devam ediyor.
Üstelik başta Haaretz olmak üzere İsrail basını Başbakan Benjamin Netanyahu’nun ülkesindeki seçimler öncesinde Gazze’ye yönelik kapsamlı bir askeri saldırı ihtimalinden bahsediyor.
Netanyahu hükümetinin katliamdan beslenen aşırı sağcı bakanları ise sık sık Gazze’nin tamamen işgali ve Filistinlilerin bölgeden sürülmesi gibi karanlık hezeyanlarda bulunuyor.
SUMUD’LA YÜKSELEN UMUT
İşte böylesine iç karartıcı bir ortamda Küresel Sumud Filosu’nun kahramanları tüm insanlığa hem Gazze’yi hatırlatıyor hem de insani erdemleri haykırıyor.
Gündem değiştirilmeye, İsrail’in soykırımı unutturulmaya ve yaşanan acılar görünmez kılınmaya çalışılırken Sumud filosunun iyilik elçileri Gazze’ye doğru kararlılıkla ilerliyor.
İsrail’in işgalci güçleri 39 ülkeden 345 gönüllünün yer aldığı sadece insani yardım taşıyan filoya yine uluslararası sularda hukuksuzca müdahale etti.
Savaş gemileri ve insansız hava araçlarıyla saldırı düzenleyen İsrail, 22 gemiyi ve içindeki yaklaşık 175 gönüllüyü de yasa dışı şekilde alıkoyarak Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkardı.
Alıkonulanlar arasında yer alan 20 Türk aktivist ise Dışişleri Bakanlığının girişimleriyle Türkiye’ye gönderildi.
Hukuk tanımaz İsrail iki aktivisti ise bırakmazken, Sumud filosunun diğer gemileri yollarına kararlılıkla devam ediyor.
Tüm engellemelere rağmen vazgeçmeyen “Sumud” yalnızca bir filonun adı değil; unutturulmaya direnmenin ve umudun adı.
Uluslararası kurumlar susarken, devletler hesap yaparken, diplomasi silinirken, hukuk yok edilirken yelkenleri umutla dolu bu filo insan olmanın vicdani sorumluluğunu tüm dünyaya yeniden haykırıyor.
Bayraklarında insanlık yazan bu filo, geçmişte olduğu gibi bugün de İsrail’in karanlık ordusunun hedefi oluyor ve yollarından döndürülmeye çalışılıyor.
Ama soykırımcı İsrail’in tüm saldırılara rağmen vazgeçmeyen, dalga dalga büyüyen ve asla geri dönmeyen bir irade var artık.

Üstelik İsrail’in Gazze’deki soykırımına, İrandan Lübnan’a ve tüm bölgeye yayılan saldırgan tutumuna dünya halklarından daha güçlü itirazlar yükseliyor.
Netanyahu ile ortak hareket eden Trump’ın ülkesi Amerika’da bile İsrail’e verilen sınırsız desteğe karşı tepki gösterenlerin oranı yüzde 60’ları buluyor.
Avrupa’da İspanya ve İrlanda öncülüğünde yükselen tepkilere diğer ülkelerden gelen eleştiriler eşlik ediyor.

Cumhurbaşkanından Dışişleri Bakanına kadar her platformda Filistin’in gür sesi olan Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede halklar İsrail’e karşı sesini yükseltiyor ve protestolarda bulunuyor.
Sumud filosunun estirdiği umut rüzgarları başta olmak üzere insanlık adına sevindirici gelişmeler yaşansa da Gazze’de gerçek barışa Trump’ın illüzyon şovlarıyla değil Netanyahu ve soykırımcı yönetiminin yaptıklarının hesabının sorulmasıyla ulaşılabilir.
Gazze’deki yıkımın faturasının İsrail’e ödetilmesi ve Filistinlilerin kendi topraklarında özgürce yaşayabilmeleriyle gerçek bir çözüm mümkün olabilir.
Devletler ve uluslararası kurumlar İsrail’i katliamlarından dolayı cezalandırmadan, adalet sağlanmadan daha nice 100 gün geçse de insanlık barış masallarıyla oyalanmaya devam eder.


Yorumlar2