Dünya Kupası mı? Ayrımcılık Kupası mı?
- GİRİŞ11.06.2026 09:17
- GÜNCELLEME11.06.2026 09:17
Futbol dünyasının en büyük sahnesi olan 2026 FIFA Dünya Kupası’nda perde, bugün oynanacak Meksika-Güney Afrika maçıyla açılıyor.
Ancak ABD, Meksika ve Kanada’nın ortak ev sahipliğini yaptığı turnuvada futbolun coşkusunun yanısıra vize retleri, sınır sorguları ve ayrımcılık tartışmaları öne çıkıyor.
Milyarlarca insanın heyecanla beklediği kupanın açılış düdüğüne, futbolun birleştirici ruhundan çok ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin tartışmalı uygulamaları eşlik ediyor.
Toplumları, kültürleri ve ülkeleri bir araya getirmesi gereken organizasyon, daha ilk gününden yabancı düşmanlığı ve ayrımcılıkla örülü duvarların gölgesinde başlıyor.
Sahada dünyanın en iyi futbolcuları mücadele ederken, tribünlere ulaşmaya çalışan on binlerce taraftar ve hatta bazı resmi görevliler pasaportlarına göre ayrımcılığa maruz kalıyor.
Trump yönetiminin seyahat yasakları, sert göç politikaları ve havalimanlarında “güvenlik” adı altında uyguladığı psikolojik şiddet nedeniyle Dünya Kupası, bir spor şöleninden çok diplomasi krizine dönüşme yolunda.
Bir yanda milyarlarca dolarlık futbol turnuvası, diğer yanda pasaportuna bakılarak kategorize edilen insanlar…Bugün Dünya Kupası’na katılan takımların önündeki en büyük engel rakip savunmalar değil, Donald Trump’ın vize duvarıdır.
Kupanın Görünmeyen Duvarları
Kağıt üzerinde turnuvanın ev sahipleri ABD, Kanada ve Meksika. Fakat gerçekte organizasyonun kalbi Amerika’da atıyor.
Final dahil 104 maçın 78’i ABD şehirlerinde oynanacak. Kanada ve Meksika’nın katılımcı ülkelere yönelik bir seyahat yasağı yok. Ama Dünya Kupası’nın merkez üssü olan Amerika’nın var.
Yani Dünya Kupası, Washington’un göç ve güvenlik politikalarının insafına bırakılmış durumda.
Zengin 42 ülkeye ESTA (Elektronik Seyahat Yetkilendirme Sistemi) ile tek tıkla vize muafiyeti sağlayan Washington, iş futbolun gerçek hamisi olan yoksul coğrafyalara gelince demir yumruğunu indiriyor.
Dünya Kupası’na katılan 48 ülkenin dörtte birinden fazlasının taraftarları ya seyahat yasaklarıyla ya da ciddi vize engelleriyle karşı karşıya.
Üstelik bu yasakların doğrudan hedef aldığı 11 ülkenin çoğu nüfusunun büyük bölümü Müslüman ülkelerden oluşuyor.
İran, Ürdün, Mısır, Cezayir, Özbekistan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gana, Senegal, Ekvador, Haiti ve Yeşil Burun Adaları’ndan oluşan ülkelerin vize ret oranları yüzde 40’ın üzerinde.
Bu ülkelerin taraftarları önce binlerce dolar harcayıp maç bileti mi alacak, yoksa vize alıp alamayacaklarını mı düşünecek?
Dünya Kupasının Utanç Tablosu
Ortada tam anlamıyla bir belirsizlik piyangosu var. Daha da kötüsü sahada ter dökecek sporcularda bu ayrımcı muamelenin hedefinde.
Senegal Milli Takımı, terminale bile alınmadan apronda sanki Dünya Kupası’na değil de yüksek güvenlikli bir cezaevi kompleksine giriş yapıyormuş gibi detaylı üst aramasından geçirildi.
New York’ta Hollanda ile hazırlık maçı yapacak olan Özbekistan Milli Takımı’nın oyuncuları ve teknik heyeti ise hazırlık maçı öncesinde polis köpekleri eşliğinde didik didik arandı.
Sadece belli ülkelere uygulanan bu insanlık dışı görüntüler, futbol şöleninden çok olağanüstü hal uygulamalarını hatırlatıyor.
Irak Milli Takımı’nın yıldız golcüsü Aymen Hussein’in 7 saat süren sorgusu ise işin bir başka çirkin boyutu. Takımın resmi fotoğrafçısı Talla Salah ise tam 10 saat boyunca sorgu odasında tutulduktan sonra vizesi iptal edilerek sınır dışı edildi. Iraklı taraftarlar ise ülkelerindeki Amerika büyükelçiliğinin savaş nedeniyle işlemleri durdurması nedeniyle vize alamıyor.
Amerika’nın hiçbir diplomatik izahı olmayan ötekileştirici uygulamalarının en çarpıcı örneği Somalili hakem Omar Abdulkadir Artan’ın yaşadıkları oldu.
FIFA tarafından Dünya Kupası için seçilen, Afrika’nın en başarılı hakemlerinden biri olan Artan, geçerli ABD vizesine sahip olmasına rağmen Miami Havalimanı’nda 11 saat sorgulandı.
Akıl almaz şekilde gözaltı koşullarında tutulan diplomatik pasaport sahibi Artan, tüm bu ayrımcı muamelenin ardından ülkesine geri gönderildi.
FIFA’nın resmi hakem listesinde yer almasına rağmen Artan’ın Somali tarihinin ilk Dünya Kupası hakemi olma hayali sınır kapısında sona erdi.
İran Milli Takımı’na Lojistik İşkence
İran Milli Takımı’nın yaşadıkları ise başlı başına bir skandal. Takımın bazı yöneticileri, analiz ekibi üyeleri ve federasyon görevlileri vize alamadı. İran kafilesi, takım kampını ABD yerine Meksika’nın Tijuana kentinde kurmak zorunda kaldı. Çünkü savaş halinde olan Amerika ile İran arasındaki gerilim, futbolun birleştiriciliğinin önüne geçmiş durumda.
Grup maçlarını Los Angeles ve San Francisco’da oynayacak olan İran, karşılaşma günleri ABD’ye girip maç biter bitmez hemen ülkeden ayrılacağı bir lojistik işkenceye mahkum ediliyor.
Yani İranlı futbolcular, maç günleri ABD’ye “kaçak yolcular” gibi girip çıkmak zorunda bırakılıyor.
Dünya Kupası tarihinde belki de ilk kez bir takım, göçebe kampı kurarak rakibinden çok sınır kapılarındaki prosedürleri düşünmek zorunda kalıyor.
Oysa geçmiş Dünya Kupası ev sahipleri, futbolun birleştirici gücünü korumak adına taraftarlara ve kafilelere her zaman kolaylaştırıcı oldu.
2022 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapan Katar, giriş vizesi işlevi gören ve çevrim içi başvurulan Hayya Kart sistemini uygularken; 2018’de Rusya, ülkeye vizesiz giriş sağlayan Taraftar Kimliği (Fan ID) imkanı sundu.
Brezilya’dan Güney Afrika’ya kadar kupaya daha önce ev sahipliği yapmış ülkeler ise taraftarlar için hızlandırılmış ve kolaylaştırılmış vize kategorileri oluşturdu.
Infantino’nun Sessizliği
Tribünler, bayraklar, marşlar ve taraftarlar bu dev organizasyonun ayrılmaz parçasıdır. Ancak bugün bazı ülkelerin vatandaşları için Dünya Kupası bileti almak yeterli değil.
Çünkü maçı izleme hakkını belirleyen unsur artık futbol sevgisi değil, pasaportun hangi ülkeden olduğu.
Seyahat yasakları nedeniyle bazı ülkelerin taraftarlarının ABD’de oynanacak maçlara ulaşması bile mümkün değil. Bu durum milyonlarca taraftarın Dünya Kupası maçlarını yerinde izleme imkanını fiilen ortadan kaldırıyor.
Bazı ülke vatandaşlarının maçları izleyebilmeleri için önce Washington’un siyasi ve etnik filtresinden geçmesi gerekiyor. Bu tablo futbolun kuşatıcılığının değil, ayrımcılığın açık göstergesidir.
Bir tarafta “Futbol herkese aittir” söylemi, diğer tarafta “Bazıları hariç” gerçeği…
Ortaya çıkan tablo, spor tarihinin en pahalı ve büyük turnuvasının aynı zamanda en erişilmesi zor Dünya Kupası olabileceğini gösteriyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü başta olmak üzere 120’den fazla sivil toplum kuruluşu, Dünya Kupası sırasında uygulanan göçmenlik politikalarının futbolun kapsayıcılık ruhuna zarar verdiğini açıkladı.
Ama yıllardır her fırsatta “saygı”, “çeşitlilik”, “eşitlik” ve “kapsayıcılık” gibi vurgular yapan organizasyonun mimarı FIFA’dan tüm bu insanlık dışı ayrımcılığa karşı ses çıkmıyor.
FIFA Başkanı Gianni Infantino yıllar önce “Takımlar, taraftarlar ve görevliler ülkeye giremeyecekse Dünya Kupası da olmaz” demişti.
Bugün ise tam olarak bu durum yaşanırken Trump için övgüler düzen Infantino, vize ve göçmenlik kararlarının ev sahibi devletlerin yetkisinde olduğunu belirtmekle yetiniyor.
Nobel Ödülü alamayan Trump için “FIFA Barış Ödülü” ihdas eden Infantino’dan, kendi düzenlediği turnuvayı gölgede bırakan bu ayrımcı uygulamalara tepki beklemek zaten mümkün değil.
Vize Duvarları Arasında Yükselen Ay-Yıldızlı Umut
FIFA yıllardır “Futbol Dünyayı Birleştirir” sloganını kullanıyor. Fakat bugün gelinen noktada ortaya çıkan tablo, birleştirmekten çok “Amerika sınır kapısında ayırır” görüntüsü veriyor.
Dünya Kupası gibi organizasyonlar aslında ülkelerin içi küresel vitrin durumunda. Amerika ise bu vitrinde, kültürel zenginliğini ve toplumsal çeşitliliğini değil; duvarlarını, yasaklarını ve korkularını sergiliyor.
Bir zamanlar “özgürlükler ülkesi” olarak pazarlanan Amerika, bugün birçok insanın gözünde havaalanında saatlerce sorgulanma ve sınır dışı edilme riskiyle özdeşleşiyor.2026 Dünya Kupası’nın önündeki en büyük soru artık hangi takımın kupayı kaldıracağı değildir.
Asıl soru şudur: Dünyanın kupası gerçekten dünyanın kupası olarak mı kalacak? Yoksa Trump yönetiminin uygun gördüklerinin katıldığı, vize duvarları arasında sıkışmış, pasaportlara göre şekillenen ayrımcı bir organizasyona mı dönüşecek?
Sahadaki mücadeleden önce kazanılması gereken maç, futbolun evrenselliği ile ayrımcılığın dar kalıpları arasındaki mücadeledir.
Tüm bu ayrımcılık tartışmalarının arasında Milli Takımımız, 24 yıl aradan sonra yeniden Dünya Kupası sahnesinde yer alıyor.
Futbolun milyonları ortak bir heyecanda buluşturduğu bu büyük organizasyonda ay-yıldızlı bayrağımızı görmek, milletimiz adına turnuvanın en sevindirici gelişmesi.
Ülkemizi en iyi şekilde temsil edecek ay-yıldızlılarımızın milletimize yeni gururlar yaşatması ve uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek bir başarı hikayesi yazması hepimizin en büyük dileğidir.
Milyonlarca vatandaşımızın duasını, umudunu ve desteğini arkasına alan Milli Takımımıza başarılar diliyoruz.
Ertuğrul Cingil / Haber7
Yorumlar7
-
kılıç
7 dakika önce
Şikayet Et
ayrımcılığa maruz kalan ülkelerin derhal maç yapmadan turnuvadan çekilmelidirler.
Beğen
Cevapla
-
Gerçekler
26 dakika önce
Şikayet Et
Müslümanlar ülkeler ve Asya, Afrika ülkeleri kendi UEFA'sını kurmalı o zaman.
Beğen
Cevapla
-
İsmail
28 dakika önce
Şikayet Et
Hiç kimse oynamasin sonuç belli ABD alacak oynamadan çıkın memleketinize geçin ha dersenizki 2 cilik için oynayın
Beğen
Cevapla
-
Selime Hollanda'dan
30 dakika önce
Şikayet Et
Su Somali Hakemi Abd Somali vatandaslara yasak uygulama için gondermedi ki.Yuzde yuz Turkiye ile Somali arasindaki iluski için Israil tarafindan And karari bu.gor de bak isterim Mit arastirsin.O Somali Hakemi Trump in Somalië uyguladigu için degil Turkiye Somali arasindaki iluski için gonderildi yani Politik karar! Teror bahane
Beğen
Cevapla
-
Bahattin
42 dakika önce
Şikayet Et
En doğru olanı Biz de ayrımcılığa maruz kalanlar protesto edip Dünya Kupası'ndan çekilmeli
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle