Trump İki Cephede Bataklığa Saplanıyor

  • GİRİŞ04.09.2026 08:55
  • GÜNCELLEME04.09.2026 08:55

İsrail’in Soykırımcı Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun tahrikleriyle İran’da savaş başlatan ABD Başkanı Donald Trump, bunun Amerika için kısa, hızlı ve kolay bir zafer olacağı hesabını yapıyordu.

Ancak bu karanlık savaş yedinci ayına girerken Trump zafer kazanamadığı gibi direncini kıramadığı İran karşısında psikolojik ve stratejik üstünlüğü de kaybetmiş durumda.

“Haftalar içinde bitecek” denilen savaş uzadıkça Amerika iç politikada ciddi tartışmalar yaşarken İran, süper güç karşısındaki direnciyle gücünü tahkim ediyor.

Savaştan müzakereye, ambargodan çatışmaya çözümsüzlük sarmalında ilerleyen süreç; Amerikan askeri makinesi için tam anlamıyla bir tükeniş girdabına dönüştü.

Hürmüz Boğazı’nı zorla açma ve Tahran’ı dize getirme hayalleriyle yola çıkan Donald Trump, bugün hem Basra Körfezi’nin sularında hem de 3 Kasım ara seçimlerinin eşiğindeki Amerikan kamuoyunun vicdanında ağır bir yenilgiye doğru sürükleniyor.

Trump’ın önündeki tablo artık bir zafer tablosu değil; içinden çıkamadığı bir bataklık tablosu. Ve bu bataklığın derinliği yalnızca İran’da değil, Pentagon’un koridorlarında da hissediliyor.

KOMUTANLARIN İSYAN ÇIĞLIĞI

Washington Post’un ortaya çıkardığı gizli Pentagon raporları, üst düzey komutanların isyanını gözler önüne seriyor ve İran savaşının bu tempoda sürdürülemeyeceğini gizlenemez biçimde ortaya koyuyor.

Pentagon şefi Pete Hegseth’e sunulan Savunma Bakanı Emirler Kitabı (SDOB), ABD ordusunun kapasite sınırlarının sonuna geldiğini teyit ediyor.

ABD’nin Avrupa, Pasifik ve Güney komutanlıklarının başındaki general ve amiraller, İran cephesini beslemek için kendi bölgelerindeki gemi, uçak ve diğer askeri unsurların çekilmesinin Amerika’nın başka bölgelerdeki görevlerini aksattığını açıkça belirtiyor.

ABD Donanması’nın başındaki Amiral Daryl Caudle’ın verdiği tablo özellikle dikkat çekici. Caudle, İran operasyonunun ne zaman biteceğine ilişkin öngörülebilir bir tarih bulunmadığı için donanmanın mevcut destek seviyesini sürdüremeyeceğini ifade ediyor.

Pasifik Komutanı Amiral Samuel Paparo da sürekli olarak bir uçak gemisi taarruz grubu ve destroyerler sağlaması yönündeki talebe itiraz ediyor.

Bu, dünyanın en büyük askeri gücünün komutanlarının, yürütülen savaşın ordunun kapasitesini aşındırdığı konusunda Savunma Bakanını en ciddi uyarmasıdır.

MÜHİMMAT ERİYOR FATURA ARTIYOR

Pentagon’da komutanlar savaşın uzamasına isyan ederken mühimmatlar da ciddi şekilde alarm veriyor.

Savaşın ilk ayında ABD; 850’den fazla Tomahawk, 1.000’den fazla Patriot ile THAAD ve 1.300’den fazla ATACMS kullanılması nedeniyle stokların kritik seviyeye gerilediği artık gizlenemez durumda.

Bu ciddi mühimmat krizinin en çarpıcı yönü ise askeri harcamalardaki dehşet verici asimetride yatıyor.

İran ve vekilleri savaş sürecinde füzelerinin yanı sıra on binlerce dolarlık ucuz, seri üretim kamikaze dronları kullanırken ABD milyon dolarlık füzelerini hızla eritiyor.

İran ile tırmanan asimetrik ve hırpalayıcı çatışmaların ABD bütçesine getirdiği doğrudan yük ise resmi olarak 37,5 milyar dolar açıklandı.

Ancak stokların doldurulmasından bakım ve onarım giderlerine, petrol maliyetlerinden sigorta giderlerine kadar farklı kalemler eklendiğinde savaşın maliyetinin 100 milyar doları aşabileceği tahmin ediliyor.

Bu arada Amerikan ordusu, İran savaşında artık yalnızca stratejik değil, personel ve platform dayanıklılığı açısından da alarm veriyor.

Özellikle “yüzen kaleler” olarak tanımlanan uçak gemileri; yangından lojistik yetersizliklere, uzatılan görev sürelerinden askerlerin intihar girişimlerine kadar çok boyutlu krizlerle boğuşuyor.

Savaş süresi uzadıkça Amerikan donanması daha fazla felç hali yaşıyor. Yani füzeler bitiyor, gemiler alarm veriyor ama savaş bitmiyor.

Pentagon, mühimmat krizini aşabilmek için savunma sanayisi şirketlerine sürekli baskı yapma derdine düşmüş durumda.

Ancak yeni üretim kapasitesi kurmak, sözleşme yapmak, finansmanı sağlamak, üretim hattını büyütmek ve mühimmatı cepheye ulaştırmak yıllar alabiliyor.

PENTAGON’DA TEOLOJİK TASFİYE DEPREMİ

Askeri hezimetin gölgesindeki Pentagon, bir taraftan da iç yönetim kriziyle boğuşuyor.

Kendisini "Haçlı" zihniyeti ve ideolojik hırslarıyla tanımlayan Evanjelist Savunma Bakanı Pete Hegseth, ordunun tecrübeli komutanlarını "kovma fantezileriyle" tasfiye ediyor.

Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı General Randy George ve beraberindeki generaller hiçbir gerekçe gösterilmeden görevden alınırken tecrübeli asker kadrosu ideolojik saplantılarla tasfiye ediliyor.

Ordunun üst kademesindeki tasfiyeler, ideolojik tutumlarla generallerin görevden alınması ve kritik makamların boş kalması Pentagon’un kurmay yapısında da ciddi zafiyetler oluşturmuş durumda.

Öyle ki ordunun en kritik yapısı olan ABD Kara Kuvvetleri’nde dört yıldızlı general sayısının Hegseth döneminde 10’dan 5’e kadar gerilediği belirtiliyor.

Teolojik saplantılarının esiri durumundaki Hegseth’in iç hesaplaşmalarıyla ordunun omurgası yara alırken cephede komutan açığı büyüyor.

Liyakatten çok sadakati, tecrübeden çok ideolojik yakınlığı esas alan Hegseth’in tasfiyeleri Pentagon’da kritik koltukları boşaltırken askeri dengeler günden güne İran lehine kayıyor.

TRUMP’IN 3 KASIM KORKUSU

Trump’ın İran’daki savaşı yalnızca Orta Doğu’da yürümüyor. Asıl kritik süreç, Amerika içerisinde 3 Kasım’da gerçekleşecek ara seçimlerde yaşanacak.

Cephedeki bu ağır tablo, Trump’ın en büyük korkusunu oluştururken iç siyasetteki zemini de ayağının altından kaydırıyor.

Yaklaşan seçimler öncesinde anketler, halkın büyük çoğunluğunun onaylamadığı bu kirli savaş yüzünden Trump’ın ciddi bir güç kaybı yaşadığını net bir şekilde gösteriyor.

Reuters/Ipsos’un son araştırmasına göre savaşa karşı çıkanların oranı yüzde 70’in üzerine çıkarken Trump’a destek yüzde 33’le kariyerinin en düşük seviyesine gerilemiş durumda.

Çünkü İran savaşı nedeniyle petrol fiyatları yükseliyor, enflasyon artıyor, ekonomik belirsizlikler giderek derinleşiyor.

Savaşın getirdiği mali yükle birlikte ABD’nin dış borcu ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarken yükselen enflasyon ve artan petrol fiyatları Amerikan hanelerini vuruyor.

Hem Pasifik’i boşaltıp Orta Doğu’da mühimmatı tüketen hem de Pentagon’u kişisel ego ve ideolojik kıyımlarla felç eden Trump yönetimi, uzayan savaş karşısında ciddi bir açmazı yaşıyor.

Bir yanda Orta Doğu’nun bitmek bilmeyen askeri bataklığı, diğer yanda seçmenin sandıkta kesmeye hazırlandığı ekonomik ve siyasi fatura...

Trump, kaçmaya çalıştıkça daha da derine battığı iki cepheli bir mağlubiyetin eşiğinde bocalıyor.

Yani Trump’ın en büyük açmazı haline gelen İran savaşı, Washington’ın düşündüğü gibi birkaç haftalık bir “güç gösterisi” olmaktan çıkarak bir yıpratma savaşına dönüşmüş durumda.

ZAFER HAYALİNDEN TOPAL ÖRDEK KABUSUNA

Seçimlerin arifesindeki bu çaresizlik sarmalı, Donald Trump için siyasi mücadelesinin en kritik dönüm noktasını oluşturuyor.

Sandıktan çıkacak tablo, Washington’ın Orta Doğu vizyonunu ve zafer rüyaları gören Trump’ın siyasi geleceğini doğrudan belirleyecek.

Kongre’deki mevcut çoğunluğunu korumasi ya da meclisi daha da domine ederek çıkması halinde bunu savaş politikalarına verilmiş kredi olarak okuyabilecek Trump’ın

Tahran’a karşı çok daha agresif ve şahin bir tutum takınması şaşırtıcı olmayacak.

Ancak masadaki ağır ekonomik fatura ve kamuoyu araştırmalarının işaret ettiği yüksek ihtimal gerçekleşir, Cumhuriyetçiler Kongre kontrolünü kaybederse Trump bir "topal ördeğe" dönüşecek.

Bu durumda Kongre’de değişen dengeler ve artan denetim mekanizmaları karşısında geri adım atarak İran ile ilişkilerde daha dengeli, hatta mecburen güvercin bir çizgiye kayması kaçınılmaz hale gelecektir.

Çünkü Kongre desteğini kaybetmiş, kamuoyu desteği aşınmış, ordusunun kapasitesi zorlanmış ve savaşın ekonomik faturası büyümüş bir başkanın İran’da sonsuz bir savaşı sürdürmesi çok daha zor olacaktır.

Yani bu kritik seçim Trump için yalnızca bir başarı ya da başarısızlık göstergesi olmayacak; İran savaşının rotasını belirleyebilecek bir referandum niteliği taşıyacak.

Ama hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin bir gerçek değişmeyecek: Trump, İran’da hayalini kurduğu o hızlı ve görkemli zaferi kazanamıyor.

Aksine, soykırımcı Netanyahu’nun felaket getiren yönlendirmeleri ve kendi vizyonsuz neocon/Evanjelist kadrolarının teolojik hırsları yüzünden Amerikan ordusunu Basra Körfezi’nin ucu bucağı görünmeyen bataklığına saplamıştır.

Şimdi Trump’ın önünde iki seçim var: Ya savaşı büyütüp daha derine batacak… Ya da geri adım atıp bunu “zafer” diye anlatmanın yolunu bulacak.

Hem cephede füze stoklarını ve askeri disiplini tüketen hem de iç siyasette ciddi ekonomik maliyet üreten Trump yönetimi, oluşturduğu kaotik krizin faturasını sandıkta ödemekle karşı karşıya.

Ama görünen o ki tarih, diplomasinin yerine kibir ve askeri güç gösterisini koyan liderlerin nasıl kendi kazdıkları kuyulara düşeceğini bir kez daha yazacak.

 

Yorumlar7

  • Adalet 49 dakika önce Şikayet Et
    Batıyorsun Fuat abiiii...
    Cevapla
  • uyanın 1 saat önce Şikayet Et
    Bizde Fetö ABD'de de avengelizm. Avengelizm bizdekinden daha yaygın ve etkili. ama onlar da bizdeki fetönün düştüğü tuzağa düşüyor. Liyakati ve hakkı hukuku hiçe sayıyor. Tecrübeli komutanların görevden alınmazı bizim için iyi bir şey. hadi hayırlısı bakalım.
    Cevapla Toplam 4 beğeni
  • Ddd 18 dakika önce Şikayet Et
    Fetö liyakatyi değil itaati öne çıkardı belasını buldu. Bazılarına örnek olur umarım.. zira Peygamberimiz liyakatin kaybolmasını kıyamet alameti olarak belirtiyor
  • yüksel kömür 1 saat önce Şikayet Et
    elleriniz dert görmesin beter olsun adil olmayanlar.
    Cevapla Toplam 5 beğeni
  • ALBATROS 1 saat önce Şikayet Et
    Acı Bir Tablo Var Tüm Müslüman Devletler Ve Toplumlar Açısından Herkes İranın Kaybetmesi İçin Ellerini Oğuştururken Ve USA nın Kaybetmeye Başladığını Görüncede Suratları Asıldığı Gibi Tüh Demeye Başladılar Aslında İranın Kazanması Demek İslam Dünyasınında Emperyallerden Kurtuluşlarının Bir Sonucu Olacaktı Aslında
    Cevapla Toplam 5 beğeni
  • Ddd 17 dakika önce Şikayet Et
    Fitne yapma. Türkiye abd ye bu operasyona karşımoldupunu bişdirsi ve asla yardım etmedi. Hatta oyd pkklıların irana karşı kullanılmasını doğrudan engelleyerek irana çok büyük yardımda bulundu. Aynı durumda bulunsak iran terör örgütlerini engellemeye bi çalışırdı yoksa aksine destek mi olurdu??
  • Ali Demir 1 saat önce Şikayet Et
    Allah'ın izniyle zafer İran'ın !
    Cevapla Toplam 13 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat