Sivil kibrinin kudreti

  • GİRİŞ01.07.2009 10:23
  • GÜNCELLEME01.07.2009 10:23

GENELKURMAY Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’la 4 kez karşı karşıya geldim.

Birincisi Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemdeydi.

Ankara Temsilcimiz Enis Berberoğlu ile birlikte gitmiştik.

Bize PKK terörü ile ilgili görüşlerini anlattı.

İkincisi Genelkurmay Başkanı olduktan sonra yine Enis’le birlikteydi.

Üçüncüsü ve dördüncüsü toplu halde gazetecilere verdiği brifinglerdeydi.

İlk görüşmemizde bende, dünya meseleleri ile ilgili, gazeteci tahriklerine gelmeyen bir komutan izlenimi bıraktı.

O gün ne biz siyasetten söz ettik, ne de o açtı.

Genelkurmay Başkanı olarak yaptığımız ziyarette de, siyasetin "S"sine değinmedi.

Biz de sormadık.

* * *

Bu ziyaretleri şundan anlatıyorum.

Artık, hem askerde hem gazetecide, "Demokrasinin zorunlu davranış kodları" konusunda mutabakat oluşmaya başladı.

Gazetecilerin çok büyük bölümü artık askerlere siyasi soru sormuyor.

Asker de buna girmemeye özen gösteriyor.

Bana göre askerin son arızası 27 Nisan bildirisiydi.

O bildiri, Türk medyasının çok büyük bölümü tarafından destek görmedi.

Tahmin ediyorum askerlerin çoğu da bunun vahim bir hata olduğunu kabul ediyordur.

* * *

Avrupa Birliği’ne tam üyelik süreci, hepimiz için de çok önemli bir eğitim sürecine dönüştü.

Hepimiz derken, kendimizi yani basını da bunun içine koyuyorum.

Türkiye’nin birçok müessesesi kendini, modern ve demokratik bir dünyanın yeni iklimine uydurmaya çalışıyor.

Şirketler, müessese kültüründen, muhasebe sistemlerine kadar birçok alanda iç reformlar yapıyor.

Hiç kuşkusuz askerler de bu süreçten etkilenmeye başladılar.

Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecinin gereklerini yerine getirmek için çaba gösteriyorlar.

Önümüzdeki soru şudur.

Bu süreci, "Askerimizin gururunu kırarak, onu ezerek, küçük düşürerek" mi yapacağız?

Yoksa toplumun öteki müesseseleri gibi, bunu da medeni bir "normalleştirme" ikliminde mi yürüteceğiz?

Gözlemim odur ki, bazıları, bir demokrasi misyoneri edasıyla, bunu daha çok birinci yöntemle yapmaya azmetmiş.

Yani askerin gururunu kırarak, bileğini bükerek, rencide ederek.

Hatta bir rövanş, bir intikam duygusuyla...

* * *

Bu yapılabilir mi?

Yapılabilir.

Yapıyor ve sonuç da alıyorlar.

Toplumun her kesiminde değil, ama en azından belli bir "aydın kesiminde", misyonu ve aksiyon planı kendilerince tayin edilmiş, yukarıdan bakan bir "sivil kibir" gövde gösteriyor.

Aslı ortaya konmamış, hálá konamamış, gerçek olup olmadığı tartışmalı bazı belgeler, sindirme aracı olarak kullanılıyor. Demokratikleşmeden çok bir sindirme planı uygulanıyor izlenimi var.

Askerin kendi kendini ciddi biçimde gözden geçirdiği bir dönemde, bu yöntemlerin iyi olmadığını düşünüyorum.

Türk ordusu, terörle mücadele eden ve hálá eriyle, komutanıyla şehit veren bir ocak.

Bu insanların morale ihtiyacı var.

Hálá sivillerin becerebildiği bir çözüm planı yok ve hálá onların kahramanlıklarına ihtiyacımız var.

Bu insanları, akıl almaz bir aydın egoizmi ve ondan büyük rövanşizm ve hınç duygusuyla ezmeye kalkmak demokrasiye ne kadar hizmet eder bilemiyorum.

Şimdilik, hálá tek umudum, Başbakan Erdoğan ve çevresinin bu dolduruşa fazla itibar etmemesi.

* * *

Bu hareket başarıya ulaşır mı?

Dediğim gibi, ulaşabilir.

Ama o takdirde ne olur? Acaba bir zamanlar askerin yüklendiği "Cumhuriyet muhafızlığının" yerini bu defa, misyonunu kendi tayin etmiş bir "Devrim muhafızlığı" sistemi alabilir mi?

Alır da, bunun adı da demokrasi mi olur?

Dünya siyaset tarihinin gerçeği gözümüzün önünde:

Bugün dünyadaki diktatörlüklerin küçümsenmeyecek bir bölümünü askerler değil, siviller tesis etmiştir.

Misyon sahibi, kesin inançlı, kibirli "beyaz siviller"...

Ertuğrul Özkök - Hürriyet

Yorumlar49

  • Servet SÜTCÜ 16 yıl önce Şikayet Et
    yalan dolan. hep işinize geldiği gibi yazar çizersiniz. kimsenin kimseyi sindirdiği yok. elbette devlete ve millete karşı suç işleyenler sivil yargıda yargılanacak.ohhhh git askeri mahkemeye soruşturulmaya bile gerek kalmasın. ama istediğini ordudan şak diye atıveriyor. sebep çok basit irticayi faliyet. herkes eşit olacak yok öyle
    Cevapla
  • Cengiz Aslan 16 yıl önce Şikayet Et
    Hinlik ve Tahrik. Ertuğrul adından anlaşılacağı gibi "er" değil akıl çavuşluğu yapıyorsun. özün darbe kökün de yok.lafınla yol alan her kimse varacağı yer diktatörlük sofrasıdır.keyfin kaçmasın diye demokrasiden vazgeçemeyiz.biliyoruz sen ve senin gibi köksüz elitistler demokrasi alerjili yaşıyorsunuz.
    Cevapla
  • TARIK YÜKSEL 16 yıl önce Şikayet Et
    metin yazar acaba burçin toprak mı kampanyası!. metin yazar acaba burçin toprak mı ey site sakinleri yorumlarınızı bekliyorum ya da şöyle diyelim metin yazar burçin toprakın küllerindenm mi doğdu dersiniz?
    Cevapla
  • hakan noyan 16 yıl önce Şikayet Et
    gercek olan. beyaz siviller derken? e.ozkok kendinden ve saz ekibinden bahisediyor.
    Cevapla
  • muhsin demir 16 yıl önce Şikayet Et
    hadi sen de andıç kuşu 2. 4.kendine bir karış uzaktaki kandil dağını natonun en büyük 2.ordusu! zaptedemiyor,bir avuç eşkıyaya söz geçiremiyorsa 5.kol kırılır yen içinde kalır anlayışı ile,anadolunun evlatları ölen mehmetçiklere zerre kadar değer verilmeden telef edilebiliyorsa ve hesap vermeye yanaşmazsa hiiiç kusura bakma.tayyip gibi bir aslan parçası çıkar adamı terbiye eder.bu orduyu da ıslah eder.kimsenin ordu düşmanlığı yapma niyeti yok.ama at izi ile it izi de ayrılmalı artık.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat