Müzik ezana eşlik eder mi?
- GİRİŞ09.07.2011 08:17
- GÜNCELLEME09.07.2011 08:17
Dün radikal.com.tr’de en çok okunan haber neydi biliyor musunuz?
Ne ‘futbolda şike operasyonu’ ne de ‘Meclis’te yemin krizi.’
Ki hem gazetenin hem de Radikal internet sitesinin manşetinde Aziz Yıldırım’ın çok çarpıcı açıklamaları, Cemil Çiçek’in Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesi ve Anayasa Mahkemesi’nin Hatip Dicle ile ilgili aldığı kararın haberleri de var.
Fakat ‘Jamie’nin ezan resitali’ tüm bu haberlere tur bindirmişti.
‘Kim mi Jamie?’
Birazdan anlatacağım ama önce gelin isterseniz biraz bu haberin okunma sebepleri üzerine kafa yoralım.
Neden?
Hemen bazı meslektaşlar gibi kolaya kaçıp “İnsanlar siyasi krizlerden ve skandallardan sıkıldı” demeyeceğim.
Çünkü öyle değil.
‘Yemin krizi’ de ‘şike skandalı’ da bir süredir ‘otomatik pilotta uçan’ gazeteleri ve haber refleksleri birçok sebeple zayıflatılan gazeteciliği canlandırdı.
Türkiye bu kadar politize olmuşken “Artık politika okunmuyor” demek kafayı kuma gömmekten farksız.
Butün mesele politik haberlerin nasıl sunulduğu.
Aynı şey ‘şike skandalı’ için de söz konusu…
Bakıyorum 28 Şubat’ta ‘andıçlama’ya alet olanlar, Ergenekon davasında sızdırılan bilgi ve belgelerden şikâyet ediyor.
28 Şubat’ta andıç kurbanı olanlar, Balyoz belgeleri sızdırılırken heyecanla alkışlıyor, Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım’la ilgili bilgi ve belgeler sızdırılınca başkanı ya da takımı koruma refleksi ile medyayı ‘psikolojik harekât’ yapmakla suçluyor.
Kimse birbirini kandırmasın…
Ne biz medya mensupları pür-ü pakız ne siyaset ne de spor…
Herkes canı yandığında hukuk diyor, ilkeye göre değil pozisyonuna hatta önyargılarına göre tavır alıyor. Dolayısıyla bazı okurlar gazetelerden önyargılarını doğrulamasını bekliyor.
Ama bazıları da var ki yeni bir şeyler duymak, bilmediği bir şeyi öğrenmek, bildiklerini sorgulamak hatta ezberinin bozulmasını istiyor. Dolayısıyla ne tek bir okur var ne de tek tür gazetecilik. Ama galiba hâlâ şaşırmak ve şaşırtmak işin özü…Jamie’nin ezan resitali bu yüzden bu kadar ilgi gördü.
Çok istememe rağmen konsere gidemedim.
Norah Jones’un ‘erkek versiyonu’ ya da popüler jazın Frank Sinatra’sı olarak sunulan ingiliz piyanist-şarkıcı-besteci Jamie Cullum yerinde duramayan klasik jaz ve jazcı kalıplarını yerle bir eden sahnede asla yerinde duramayan kadife sesli ama bir o kadar da haşarı bir oğlan çocuğu.
Twentysomething ile uluslararası üne kavuştu, ben en son The Pursuit albümünü dinlemiş ve çok sevmiştim.
Konseri Radikal adına Umut Eroğlu izledi, ezan resitali dahil o kadar güzel anlatmış ki tüm yaşananları.
Umut’un haberini okurken hele ezan resitali bölümünün videosunu da izleyince, gitmiş kadar oldum.
Okurlar ikiye bölünmüş…
Kimi Jamie’nin piyanosuyla yatsı namazı ezanına eşlik etmesini alkışlıyor, kimileri ise ya makamı tutturamadığı için ya da konseri bırakıp ezanın peşine düştüğü için eleştiriyor.
Alın size politika içinde hem müzik var hem de din!
Herkes meşrebine göre yorum yapabilir ama ben bu haberi tam da bu yüzden sevdim.
Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Eyüp Can-Radikal
Yorumlar1