1295 kilometre
- GİRİŞ28.10.2014 10:17
- GÜNCELLEME29.10.2014 10:21
Kobani’de gelişen acil durumla ilgili yapılanları ve PYD’nin yardıma gitmek isteyen peşmergeleri de Özgür Suriye Ordusu kuvvetlerini de istemediğini aktardıkdıktan sonra şöyle diyordu Cumhurbaşkanı:
“Oyun içinde oyun. Hesap bu. Şunun üzerinde bizim iyi düşünmemiz lazım: Bu tuzağı veya bu tezgahı kuran muhtemelen başka bir mantık var. PYD’nin mantalitesinin bu kadar güçlü olduğunu düşünmüyorum. Muhtemelen daha üst bir akıl var. Kobani sizin için stratejik mi? Söylenmiyor. Bu çok tehlikeli bir yaklaşım. Suriye ve Irak’ın üçte biri IŞİD’in eline geçerken niye vurmadınız? Erbil’e 30, 40 kilometre yaklaştıkları zaman -ki orada da ağırlıklı olarak Kürtler var- oraya giderse ne olurdu bunu niye hiç sormuyorsunuz? Şu anda konuşmamayı yeğliyorum. Ama sınırlarımızda oynanan oyun sıradan basit bir oyun değil. 1295 kilometrede bu oyun oynanıyor. 950 kilometresi Suriye diğeri Irak sınırımız. Bunlar yeni de başlamadı. Biz bunları Esed’e söylerken Esed Kürtleri daha tanımıyordu bile.”
Bu paragrafı içerik analizine tabi tuttuğumuzda söylenecek ilk şey bilgilendirme amacı . Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye kamuoyunu güney sınırımızda yaşananların arka planına dair bilgilendiriyor ve bunu yaparak aslında başından beri kasıtlı olarak yalan yanlış bilgi geçen ve Türkiye sanki IŞİD terör örgütünü destekliyormuş ve kendi halkına karşı kusurluymuş gibi bir algı yaratmak için çabalayan yerli yabancı odaklara karşı kamuoyunu uyarıyor.
Dikkat çekmek amaçlı ikinci uyarı ise Türkiye’deki Kürt siyasi hareketine yönelik. PYD’nin Esed’le ilişkisini biliyoruz, Suriye rejiminin eli kolu uzantısı olan çok sayıda ismin PKK-PYD içindeki varlığının etkinliğnin farkındayız, daha düne kadar Suriyeli Kürtlere vatandaşlık hakkı bile tanımayan, üç yıl içinde 250 bin vatandaşının ölümüne sebep olan, ülkesini kan çanağına çeviren bir rejimle mi işbirliğine giriyorsunuz denilerek muhatap düşünmeye davet ediliyor.
PKK-PYD’ye yönelik gibi görünse de bu hitabın asıl hedefinin Kürt siyasi hareketini destekleyen Kürt kamuoyu olduğu da açık öte yandan. Şu deniyor aşağı yukarı: 30 yıldır oğullarınız kızlarınız ya karda kışta dağda, ya gencecik yaşında toprak altında ya mahpusta. İlk kez barışa huzura evladınızla kavuşmaya bu kadar az kalmışken razı olmayın başkalarının menfaatleri için çocuklarınızın kırılmasına. Bir yüzyıl daha niye aynı acıları çekelim? Gelin şu süreci tamamlayalım, kucaklaşalım, siyasetçilerinizden sadece sizin menfaatlerinizi gözetmelerini talep edin, bölgedeki Kürt kardeşlerimize de ancak böyle faydamız olur.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol