Bayram ve çocuk…

.

  • GİRİŞ08.07.2022 08:33
  • GÜNCELLEME09.07.2022 09:22

Caminin avlusunda toplanmışız, cemaat namazı kılmış, kurban kesmek için dağılmış, meydan bize kalmış, atlayıp zıplıyoruz.

Eyüp geldi…

Musalla taşının üstüne çıktı, kimsenin beklemediği bir şey yaptı, en çok kimin parası var, herkes parasını çıkarsın sayalım, dedi.

Bizim caminin avlusundaki musalla taşı gerçekten taştır, böyle hiç işlenmemiş bildiğiniz kocaman bir taş yani.

Cenazelerimiz gerçek taşın üstünden kalkıp gerçek toprağa dönüşür, böyle bir musalla başka yerde var mıdır, bilmem.

Neyse…

Eyüp taşın üstüne çıkmış bağırıyor, herkes parasını çıkarsın, diyor.

Çıkardık…

Birinde 250 lira, birinde 500 lira, birinde 700 lira, böyle herkese ne kadar bayram harçlığı verilmişse o kadar işte.

Bu dediğim eski para, şimdiki gençler o paraları bilmez.

Hiç unutmuyorum 500 liram var, ben de çıkardım.

Eyüp taşın üstünden indi, elini cebine attı, böyle bir tomar para çıkardı, hepimiz başındayız, sayıyor, 100, 200, 300, 500, 550, 700, 790, 800, 850…

Bende 850 lira var, dedi, 850 liradan daha çok parası olan var mı, derken sarı saçlarından sarkan bir gevşeklikle hepimize meydan okudu.

İbrahim’i az kenara ittim, biraz ileri çıktım.

Var dedim, ama evde, hepsi yanımda değil.

Git getir, görelim o zaman, evdeki parandan bize ne, hem nerden bileceğiz ki evde paran olduğunu, dedi.

Demir kapıyı açtım yola çıktım, ev ile cami arası 50 metre mesafe, düzden öteye doğru bir yardırdım, hooop bizim kapıdayım.

Babamlar kurban kesiyor, şaka şenlik bayram muhabbeti, bir taraftan taze kavurma için et doğranıyor.

Kimseyle ilgilenecek vaktim yok, hemen içeri girdim, babamın Almanya’dan gelen daktilosunu, önemli evraklarını ve benim karnelerimi koyduğu dolabı açtım, sağı solu kurcaladım, yok.

Girişteki askılıkta asılan ceketinin, montunun ceplerine baktım, yok.

Yatak odasındaki kapının arkasına astığı pantolonlarına baktım, birinde yok, ötekinde yok, ötekinde…

Offf elimi atmamla bir tomar paraya temas etmem…Bende oluşan o muhteşem his, vallahi anlatılmaz.

Çıkardım…

Ziraat Bankası’ndan almış, muhtemelen fındık parası, 100 bin lira, bordo binliklerden.

İçinden bir tane çektim, jilet gibi, gıcır gıcır 1000 lira…

Parayı cebime koydum, evden nasıl çıktığımı hatırlamıyorum, koşa koşa caminin avlusuna, soluk soluğa.

Gittim, Eyüp’ün karşısına dikildim, çıkar bakayım cebindeki parayı, senin kaç liran vardı, dedim.

850, dedi.

Herkesin gözüne bakarak böyle bir daire çizdim, iki cebime birden elimi attım, birinden 500’lüğü, ötekinden bordo 1000’liği aynı anda çektim, şak diye Eyüp’ün önüne koydum, al sana 1500 lira, ne oldu, dedim.

Ya madem paran var cebinde olsun falan…

Ya bırak onları şimdi, ne oldu, kimin daha çok parası varmış, ben sana demedim mi, dedim.

Ortam sakinleşti, dağıldık, bizim grup, yanılmıyorsam İbrahim, ben, İlyas, Cavit yürüdük Darıçayırı’na, kasabaya indik.

Öte beri derken Servet abinin toplam 5 metrekarelik kırtasiyesinden mantar tabancalarımızı, çatapatlarımızı aldık.

O işi de hallettikten sonra…

Seyfullah abinin dükkanından yarım ekmek içi köftelerimizi, ki kasabalının dilinde bir dedikoduydu Seyfullah abinin köfte yaparken sürekli eline tükürdüğü ama ben buna hiç inanmadım çünkü çok lezzetli köfte yapardı, yedikten sonra eve dönecekken…

Tekrar kırtasiyeye uğrayıp Can Çocuk Yayınları’ndan onlu bir kitap seti aldım, sonra hep birlikte vurduk Bölge’nin bayırına.

Ateş ediyoruz sağa sola, pat pat pat, çata pat, pat çat çat…

Bayram geçti, sonbahar geldi.

Bir sabah kalktım okula gideceğim, annem ineklerini sağmış taze sütünü kaynatmış içine bal katmış sofraya koymuş, masa falan yok, sofrada tereyağı, sıcak ekmek, minci, bayram kavurması.

Babam sedire oturmuş, elinde bir deste para, sayıp duruyor.

Tekrar başa sarıyor, tekrar sayıyor, olmuyor, bir daha sayıyor.

Ben hiç o tarafa bakmıyorum, sıcak ballı süt, kavurma, minci, koca koca lokmaları indiriyorum mideye.

Babam en sonunda mutfağa doğru seslendi, kaaa, dedi, nedir, nedendir bilmem, bizim Karadeniz’de, böyle orta yaş evliler birbirlerine hitap ederken, kadına “ka”, erkeğe “do” derler.

Sen para aldın mı, bir şey için lazım mı oldu, dedi babam.

Annem hiç ilgilenmedi, içerden seslendi, ne yapacağım ben parayı, dedi konuyu kapattı.

Babama doğru bakmıyorum, süt içiyorum.

Sedirden sofraya doğru başını eğdi, sen mi aldın, dedi.

Başımı kaldırdım, hayır, dedim, tabi o anda sıcak sütün beni neden terlettiğini anlıyorsunuz değil mi…

Babam sedirden kalktı, annemin yanına gitti, bir şeyler konuştular, ama kısa konuştular, annemin sesini duydum, çocuğa bir şey deme gibi şeyler söylüyordu.

Babam yanıma geldi, kızgın tabi…

Sofradan kalktım, beni kendine doğru çevirdi, çok ağır bir cümle kurdu, epey ağır.

Bugün izin almadan babasının cebinden alan piç yarın başkasının falan filan…

Çocuğa öyle deme, dedi annem.

Çok üzüldüm, ama çok, anlatamam,  o kadar perişan oldum ki, o anı hala hissederim.

Okula mı gittim, gitmedim mi, hiç hatırlamıyorum, günlerce süren bir pişmanlıktı benimkisi.

Bir vakit sonra babam bir traktör aldı, ortak tabi, o zamanlar çok zordu böyle şeyleri alabilmek.

Üç, hatta dört ortaklı traktör alındığını bilirim.

Meğer o para traktör parasıymış, 100 bin lira, daha doğrusu benim yüzümden 99 bin liraya düşen o para…

Babam o konuyu bir daha açmadı, iyi de yaptı, ben de açmadım.

Fakat…

Demirden ağır kılıçtan keskin o söz…Bugün sormadan babasının cebinden alan piç yarın başkasının…Aman Allah’ım…

O söz…

İlkokuldan beri…

Bütün hayatım boyu beni ben yapan, bu dünyada bilerek ya da bilmeyerek hak etmediğim bir kuruşa dahi tenezzül etmediğim “baba yasam” oldu.

Kulağıma küpe mi, ne küpesi, kulağımda bir ömür boyu çınlayan kutsal bir söz oldu.

Bunların hepsi güzel bir bayram günü oldu, çok ağır bir nasihatti, bedelini de ağır ödedim.

Aslan babam…

Geliyorum, bu bayram da o temiz, dürüst, namuslu yüzünü öpmeye geliyorum.

Bu vesileyle…

Bayramınız kutlu olsun, bayram insanlığa barış, huzur, bereket getirsin.

Paylaşın…

Paylaşmak iyidir.

Yaptım ki söylüyorum…

Bordo 1000 liranın fırçasını ben yedim ama köftesini arkadaşlarımla paylaştım.

Paylaşan herkesin bayramını daha bir içten kutluyorum.

Yorumlar3

  • Mürteza UZUN 4 ay önce Şikayet Et
    Yöremizi, insanınmızı davranış biçimimizi anlatan ne güzel bir bayram anısı...biriktirmiş tıpkı obayram yaptığın gibi paylaşmşsın yine bizlerle..tebrikler. Haber programlarını kaçırmadan izlemeye çalışıyorum. Tespitlerin, çözüm önerilerinden olaylara ne kadar duyarlı olduğunu ve dert edindiğini anlıyoruz. Çırpınışın insanımız ve ülkemiz için. Hissediyıruz. Diğerlernin yaptığıi gibi dudaktan kalbe inmeyen boş lakırtılar değil. İçten ve samimi. Allah yolunu ve yönünü açık tutsun kardeşim. En derin saygı ve sevgilerimle,
    Cevapla
  • ... 4 ay önce Şikayet Et
    Ne kadar sıcak, samimi bir bayram hikâyesi... Kaleminize sağlık...
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Mürteza UZUN 4 ay önce Şikayet Et
    Bölgemizden (Karasu-Akçakıca) senin gibi bir yazar çıkarttığı içşn yüce Rabbimize şükrediyorum. Allah ilminizi, gücünüzü ve dahası sayınızı artırsın. Bayramınız mübarek olsun kardeşim.
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat