Batı cephesinde değişen bir şey yok…

.

  • GİRİŞ25.11.2022 08:11
  • GÜNCELLEME26.11.2022 09:20

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın basın toplantısına katıldım.

Masada daha çok Millet İttifakını destekleyen köşe yazarlarının, gazetecilerin olduğunu söylemeliyim.

Herkesi dinledim, bir iki soru/yorum da ben yaptım.

Önce genel havayı anlatayım…

Aday konusu sadece muhalif seçmenin değil, aynı zamanda muhalif basının da canını sıkmış sanki.

Bunu net bir şekilde gördüm.

Adayınızı neden açıklamıyorsunuz, vakit daralıyor, seçmen heyecanını kaybediyor, eleştirileri yapıldı.

Babacan, önce programda anlaşmalıyız, gerisi kolay, dedi.

Aslında bu cevap kimseyi tatmin etmedi ama konuyu derinlemesine irdeleyen de olmadı.

Masada uyumsuzluk var mı sorusunu, geçmiş geçmişte kaldı, önümüze bakmalıyız, herkes birbirinin geçmişini tartışmaya açarsa o masa bir günde dağılır, şeklinde cevapladı.

Konu demokratikleşmeye ve dolayısıyla Kürt sorununa geldi…

Ali bey size göre Kürt sorunu nedir, şu boş kağıda Kürt sorununu tarif eden, hepimizin anlayacağı üç madde yazsanız, ne yazarsınız, mesela ana dilde eğitime evet diyor musunuz, anayasada kimlik tarifini gerekli görüyor musunuz, diye sordum.

Babacan, bu konuda seçimden sonra adım atılabileceğini, Türkiye’de birçok sorunun seçim öncesi ve sonrası farklı değerlendirildiğini, Baykal ve Erdoğan görüşmelerini örnek göstererek cevapladı.

Ben…

DEVA Partisi’nin ve Babacan’ın “Kürt sorunundan” tam olarak ne anladığını anlayamadım.

Sadece ben değil…

Kürt olduğunu söyleyen bir gazeteci arkadaşımız da anlayamamış olmalı ki, o da ısrarla HDP konusunu sordu, neden AK Parti kadar cesur olamadıklarını anlayamadığını söyledi.

Ali Babacan, partisinin hazırladığı kitapçıkları gösterdi, aslında merak edilen her şey burada var, çok detaylı çalıştık ve çözüm önerilerimizi masaya koyduk, diğer partiler de getirip koyacak, buradan bir çözüm bulacağız, dedi.

Soruları, yorumları biraz daha dinledim.

Sonra…

Sayın Babacan, siyaset kurumunu demokratikleşmenin önündeki engel olarak görmek, eğer böyle bir sorun varsa tabi, biraz da siyasetçilere haksızlık etmek gibi olmuyor mu? Ben size de, diğer siyasilere de üzülüyorum, Atatürk’ün kurduğu devlet ortada, bu devleti kuran ahaliye Türk milleti denir, diyor Atatürk… Türk devletinin üniter yapısını, ulus projesini kabul etmediğinizde sistem de sizi kabul etmiyor. İktidara gelen herkes eninde sonunda devletin tehdit olarak algıladığı şeyleri kabul ediyor ve öyle davranıyor, yarın siz de iktidara gelirseniz öyle yapacaksınız. Tayyip Erdoğan ile 15 sene yan yana çalıştınız, şu son süreçte hiç kendinize sordunuz mu, Tayyip Erdoğan neyi gördü, ne yaşadı, neyle karşılaştı da devletçi/milliyetçi/milli bir pozisyona evrildi, bunu kendi içinizde gerçekten tartıştınız mı, diye sordum.

Ali Babacan kısa ve net olarak şunu söyledi…

Eğer Tayyip Erdoğan üç dönem kuralına uysaydı ve 2015’te bıraksaydı hiçbir sorun yaşanmayacaktı.

Batı cephesinde değişen bir şey yok, dedim kendi kendime.

Teşekkür ettim ve kalktım…

Yorumlar1

  • Fedli Tepe 2 gün önce Şikayet Et
    Bunların özgür iradesi olmadığı sorulara yuvarlak cevap verirler. Zaten fikirlerideyok. Körle yatan şaşı kalkar misali
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat