Kapalı kapıların ardındaki bilek güreşi

  • GİRİŞ10.05.2026 09:22
  • GÜNCELLEME23.08.2026 17:23

İslamabad’daki açık masanın devrilmesi kimseyi yanıltmasın; kavga bitmedi, sadece yeraltına indi. Kameralar önünde kılıç çeken Washington ve Tahran, şimdi üçüncü ülkelerin üzerinden dolaylı mesajlarla nabız yokluyor. Umman’ın ve bilhassa Ankara’nın kapısını çalan bu arka kapı diplomasisi, sahada racon kesenlerin bile iş sıkışınca Türk devlet aklının hakemliğine mecbur kaldığını gösteriyor.

Okyanus ötesinin nobran dayatmalarıyla Tahran’ın bölgeyi geren hırçın hamleleri, Orta Doğu’yu tehlikeli bir eşiğe sürüklüyor. Doğrudan masaya oturma cesareti gösteremeyenlerin el altından mektup taşıtması, içine düştükleri stratejik çıkmazın resmidir. Yaptırımlarla veya gizli pazarlıklarla bu coğrafyaya nizam verilemeyeceği, adaletten yoksun hiçbir hesabın tutmayacağı artık görülmelidir.

Türkiye ise bu karmaşada ne birilerinin taşeronu ne de krizin seyircisidir. Ankara; milli menfaatlerini ve sınır emniyetini en önde tutarak, yangının büyümesini engelleyen asıl denge merkezidir. Bu toprakların kaderi, kapalı kapılar ardındaki emperyal tezgâhlara değil; vicdanı, dirayeti ve bağımsız duruşuyla masaya ağırlığını koyan millî iradeye emanettir.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat