Evlâd-ı Fatihan yurdunda Türk mührü

  • GİRİŞ31.05.2026 17:24
  • GÜNCELLEME23.08.2026 17:24

Tarihin hafızası silinmez; taş köprülerin, asırlık camilerin ve ecdat yadigârı kalelerin fısıldadığı hakikat, Balkanlar’ın kaderinin Anadolu’nun kaderinden asla ayrılamayacağıdır. Bosna-Hersek’in kırılgan siyasi dengelerinden Kosova ile Sırbistan arasındaki bitmek bilmeyen gerilimlere kadar Rumeli coğrafyası, emperyalist odakların fitne kazanlarını kaynatmak istediği nazik bir imtihandan geçmektedir. Ancak o buhranlı günlerin, acı hatıraların ve kardeş kavgalarının ortasında yükselen bir irade vardır: şanlı Mehmetçiğimizin varlığıyla perçinlenen, sahada barışın, masada ise adaletin yegâne teminatı olan Türk devlet aklı.

Batılı başkentlerin menfaat hesaplarıyla yaklaştığı, etnik ve mezhebi fay hatlarını derinleştirerek vesayet kurmaya çalıştığı bu kadim topraklarda, Türkiye’nin duruşu hesapsız ve hasbidir. Bizim Balkanlar’a bakışımız; masa başında cetvelle çizilen sınırlardan ibaret değil, asırların mirası olan Evlâd-ı Fatihan hukukunun, kardeşlik ahdinin ve ecdat emanetinin ta kendisidir. Ankara’nın Saraybosna’dan Belgrad’a, Priştine’den Üsküp’e uzanan adil ve kucaklayıcı arabuluculuk diplomasisi, bölgeyi yeniden bir barut fıçısına çevirmek isteyenlerin sinsi tezgâhlarını birer birer boşa çıkarmaktadır.

Şüphe yok ki; Tuna’nın akışında, Mostar’ın kemerinde ve Kosova ovasında hâlâ yankılanan adalet nidası, Türk-İslam medeniyetinin ruhudur. Türkiye, Balkanlar’ın istikrarını kendi sınırlarının emniyeti bilerek hem askeri caydırıcılığı hem de vakur diplomasisiyle mazlumların sığınağı, istikrarın bozulmaz kalkanı olmaya devam edecektir. Rumeli ufkunda barışın ve nizamın ebediyen kök salması; dışarıdan dayatılan suni krizlerle değil, asırlardır bu coğrafyaya ruh veren millî ve manevi şuurumuzun dirayetiyle mümkün olacaktır.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat