Pasifik’te kaynayan kazan

  • GİRİŞ21.06.2026 17:26
  • GÜNCELLEME23.08.2026 17:26

Dünyanın gözü Orta Doğu’dayken, asıl büyük fırtına Pasifik’in derin sularında kopuyor. Güney Çin Denizi’nde o küçücük mercan resiflerinin etrafı yine savaş gemileriyle, çelikten zırhlılarla doldu taştı. Amerika, Filipinler’i yanına alıp adeta Pekin’in burnunun dibinde gövde gösterisi yapıyor; Çin ise "Burası benim avlum, haddinizi bilin" diyerek füzelerini teyakkuza geçiriyor. Adına tatbikat dedikleri bu tehlikeli oyun, aslında tek kutuplu dünya hayali kuran köhne Batı hegemonyası ile yükselen Doğu ejderhasının açıktan kapışmasıdır.

Okyanus ötesinden binlerce mil yol yapıp buralara garnizon kurmaya kalkanlar, gittikleri her denizi bir çatışma alanına çevirmekten zerre çekinmiyor. Filipinler gibi ülkeleri sahaya sürüp vekâlet savaşı tezgâhlayan emperyal akıl, Pasifik’in ticaret damarlarını kendi keyfine göre kesip biçmek istiyor. Karşısındaki güç de öyle kolay lokma değil; kendi hinterlandını korumak adına geri adım atmayan, denizdeki her kayalığı bir egemenlik kalesine çeviren bir Pekin var. İki dev kafa kafaya gelirken, aradaki zayıf halkaların ezilip gitmesi emperyalizmin umurunda bile değil.

Bu devler kavgasını kenardan ibretle izlerken, kendi yolumuzun ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Dünya iki kutuplu bir cendereye doğru hızla sürüklenirken, bağımsız kalabilmenin, kendi milli savunmanla dimdik ayakta durabilmenin bedeli paha biçilemez. Ne Atlantik’in kibrine teslim olmak ne de Doğu’nun tahakkümüne boyun eğmek... Hakiki kudret; kendi denizinde "Mavi Vatan" deyip nöbet tutabilen, küresel fırtınalarda kendi pusulasını şaşırmayan sarsılmaz bir devlet aklına sahip olmaktır.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat