İki ateş arasında kalan Basra’nın feryadı
- GİRİŞ28.06.2026 17:27
- GÜNCELLEME23.08.2026 17:27
Basra Körfezi’nde beklenen fırtına nihayet koptu, fitil bir kere ateşlendi. Hürmüz Boğazı açıklarında bir petrol tankerine düzenlenen İHA saldırısı ve akabinde CENTCOM’un misilleme diye havalandırdığı savaş uçakları, bölgeyi resmen bir barut fıçısının içine attı. Bir yanda ticaret yollarını şantaj aracına çevirip vekilleri üzerinden kontrolsüzce tansiyonu tırmandıran bir Tahran, diğer yanda bu gerilimi bahane bilip okyanus ötesinden bölgemizi açık hava poligonuna çeviren bir emperyal zorbalık... Olan yine bu kadim coğrafyanın istikrarına, bereketiyle yoğrulması gereken İslam havzasının huzuruna oluyor.
Şunu artık açıkça görmek lazım: Kendi dar ideolojik hırslarını tüm bölgenin kaderine dayatanlar, Batı’nın sömürgeci donanmalarına arayıp da bulamadığı o meşhur bahaneyi bizzat altın tepside sunuyor. Gemilere vurulan her darbe, okyanus ötesindeki şahinlerin iştahını kabartmaktan, yabancı fırkateynleri başımıza musallat etmekten başka hiçbir işe yaramıyor. CENTCOM’un intikam naralarıyla fırlattığı füzeler de ne bir adalet getirir ne de bu sulara emniyet... İki tarafın da derdi ne barış ne seyrüsefer serbestisi; tek dertleri güç devşirmek, Doğu’nun damarlarını kendi çıkarlarına göre sıkıp bırakmak.
İşte tam da bu yüzden Türkiye’nin temsil ettiği aklıselim, bu kan gölünün ortasındaki yegâne sığınaktır. Ne birilerinin kural tanımaz kabadayılığına göz yumarız ne de Haçlı zihniyetinin modern zırhlılarla coğrafyamıza nizam vermesine boyun eğeriz. Hürmüz’ün kurtuluşu, iki ucundan da ateş saçan bu nobran restleşmede değil; Türk devlet aklının işaret ettiği adil, dengeli ve milli bir duruşta saklıdır. Zira bu suların geleceği, emperyalizmin pazarlık masalarına ya da kör inatlaşmalara kurban edilemeyecek kadar kıymetlidir.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol