Kandırmaca bitti: Körfez artık Türkiye'siz yapamaz

  • GİRİŞ13.03.2026 08:48
  • GÜNCELLEME13.03.2026 09:27

Amerika Birleşik Devletleri, yıllardır Körfez ülkelerine milyarlarca dolarlık savunma anlaşmaları satarak onları ‘stratejik ortak’ ilan etti. 

Bu ülkeler, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar, hava savunma sistemlerinden savaş uçaklarına, füze kalkanlarından tanksavarlara kadar neredeyse tüm askeri envanterlerini ABD'ye emanet etti. 

Bu bağımlılık, ‘dokunulmazlık’ yanılsaması yarattı… 

Amerikan teknolojisi ve üsleri varken kimse saldırmaz sanıldı.

Ancak 28 Şubat 2026'da başlayan ABD-İsrail'in İran'a yönelik geniş çaplı hava saldırıları ve ardından gelen İran misillemeleri, bu yanılsamayı yerle bir etti. 

İran'ın balistik füzeleri ve dronları, sadece İsrail'i değil, Körfez'deki ABD üslerini ve müttefik topraklarını da vurdu. 

Katar'daki El Udeyd Hava Üssü, BAE'deki tesisler, Suudi Arabistan'daki petrol altyapısı ve hava savunma noktaları hedef alındı. 

Patriot'lar, THAAD'lar, F-35'ler... 

Hepsi o ‘yenilmez’ Amerikan kalkanının parçalarıydı ama İran'ın kararlı ve organize karşılığı karşısında yetersiz kaldı.

Ki İran’ın yıllardır ambargolar nedeniyle elindeki kıt kaynaklarla bir şeyler yapmaya çalışan bir ülke olduğunu unutmayalım…

Bu süreçte en büyük zararı görenler, paradan başka bir şey vermeden ‘güvenlik’ satın aldığını zanneden Körfez ülkeleri oldu. 

Tel Aviv'in yaşadığı acziyet, Körfez'de de tekrarlandı… 

Amerikan savunma sanayii ürünleri, beklenen korumayı sağlayamadı. 

‘Dokunulmazlık’ algısı çöktü; Amerikan üsleri vurulabilir, Körfez şehirleri alarma geçebilir hale geldi. 

Yıllarca İsrail lobisiyle iç içe olan, Filistin davasını ikinci plana atan bu ülkeler, şimdi ellerinde patlayan bir faturayla karşı karşıya…

Bu kriz, Körfez için bir dönüm noktası olabilir. 

Artık parayla satın alınan ‘dostlukların’ sınırları daha da belirginleşti…

ABD ve İsrail nezdinde Körfez'in ağırlığının sadece petrol ve para akışıyla sınırlı olduğu ayan beyan ortaya çıktı… 

Gerçek kriz anında yalnız bırakıldılar. 

Çok para verdikleri için kendilerini ‘muteber’ sananların, Washington'da ve Tel Aviv'de itibarının olmadığını bu savaş acı bir şekilde gösterdi.

Peki bundan sonra ne olacak? 

Körfez ülkelerinin ellerini başlarının arasına alıp kendilerine yeni bir gelecek çizme vakti geldi. 

Bölgenin istikrarı, Mescid-i Aksa'nın güvenliği, Gazze'deki zulmün sona ermesi ve tüm dünyada akan Müslüman kanının durdurulması için en mantıklı adım, Türkiye ile yakın siyasi, ticari ve askeri ilişkiler kurmaktan başka bir şey değil… 

Türkiye, son yıllarda dostlarına sırtını dönmedi; aksine yanında durdu ve kazandı.

Libya'ya bakın: Türkiye'nin desteğiyle Hafter'in darbe girişimi püskürtüldü, Trablus hükümeti ayakta kaldı. 

Bu günlerde Hafter dahi gerçeği gördü ve Türkiye ile bir süreç başlattı.

Azerbaycan'a bakın: Karabağ işgali sona erdi, 30 yıllık zulüm bitti. 

Türkiye'nin dostluğu, sadece para alıp sonra ‘satış’ koymak değil; gerçek dayanışma, stratejik irade ve sahada somut sonuç üretmek üzerine kurulu...

2016'dan bu yana Türkiye'nin girdiği her mücadelede ‘Türkiye ve dostları’ kazançlı çıktı. 
Bugün de aynı irade var…

Yerli ve milli savunma sanayiiyle kendi gökyüzünü, kendi sınırlarını koruyan, krizlerde bile ‘çölde vaha’ gibi duran bir Türkiye gerçeği ile karşı karşıyayız...

Küresel enflasyon riski herkes için geçerli olsa da, bu süreçten Türkiye'nin kazanımlarla çıkacağını düşünüyorum. 

“Türkiye Yüzyılı” vizyonu, kuru bir laf değil; her krizde bir kez daha kendini kanıtlıyor. 
On yıl öncesine dönüp baktığımızda kat ettiğimiz mesafeyi görüyoruz. 

Bugünden geleceğe baktığımızda ise gidilecek yol açık ve seçik duruyor.

İslam İşbirliği Teşkilatı üyeleri, teşkilatın kuruluş amacına (yani ümmetin birliği, mazlumların korunması, Mescid-i Aksa’nın muhafazası ve adaletin tesisi) uygun hareket ederlerse hem kendileri kazanır, hem kandırılmaz, hem de bölge kazanır. 

Körfez'in Türkiye ile omuz omuza durması, sadece bir tercih değil; artık bir zorunluluk haline geldi.

Tarih, parayla değil, iradeyle ve samimiyetle yazılır. 

Bu savaş, o dersi bir kez daha gösterdi.

Tabii görebilene…

Ferhat Murat / Haber7

Yorumlar23

  • Adaletsever 26 dakika önce Şikayet Et
    Şerde de hayır vardır. Bunu değerlendirmek gerek. İnsanları aşağılayarak yapılacak işbirliklerini engellememek gerek
    Cevapla
  • Ersever 40 dakika önce Şikayet Et
    Aslında bu olay o ülkelerin karekterini ortaya koydu.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Milliyetçi Turk 42 dakika önce Şikayet Et
    Bunlar ebu cehil vefiravun torunları abd israil korkusyla petrolü satar abd ye yatırım yapar
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Ferhat34 47 dakika önce Şikayet Et
    Ortadoğu halkları gözünü açması için daha ne gerekir..Araplar,kürtler,türkler...Amerika para.icin dünyaya korku tehtit pompalıyor petrol paraları ile en iyi mühendisler doktorlar bilim adamları Amerika'da. Amerika yatırımı insana ve bilime yapıyor kimin sponsorlugunda tabiki petrol zenginlerin Amerika'ya akıttığı para sayesinde.umarim.gözleri açılır ırk mezhep işini bırakır.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Habibullah gül 49 dakika önce Şikayet Et
    On numara Yazı
    Cevapla Toplam 4 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat