Bu bir koltuk kavgasıdır
- GİRİŞ16.06.2026 09:01
- GÜNCELLEME16.06.2026 09:01
“CHP’nin grup toplantısında kürsüye kim çıkacak?” sorusu son iki haftadır gündemde bana göre gereksizce bulunan bir meseleydi…
CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı’nın dün yaptığı açıklama ile en azından bugün ve bu hafta için böyle bir tartışmamız olmayacak…
Aman ne kadar önemli…
Haftalardır anlatıyor ve yazıyorum.
CHP’de yaşanan koltuk mücadelesidir.
Her iki tarafın da CHP’nin kurumsal kimliğini muhafaza etmek gibi bir derdi yoktur.
Siyasi hesaplaşmalarını ellerindeki güç ölçeğinde birbirileri üzerinde kullandığını görmek için ‘alim’ olmaya gerek yoktur, arif olmak yeterlidir.
CHP’lilerin CHP’lilerle yaptığı kavgada taraf olmaya da gerek yoktur.
Sırf Özgür Özel ile siyasi hesaplaşma ve kavga içerisinde diye Kemal Kılıçdaroğlu’nu göklere çıkarmanın da gereği yoktur.
Kemal Kılıçdaroğlu 13 yıl boyunca genel başkanlık koltuğunda bulunduğu sürece; toplumdaki kutuplaşmayı tetikleme, Erdoğan karşıtlığını siyasetinin merkezine oturtma, ‘Hükümet dünyanın en doğru işini de yapsa buna doğru diyemeyiz’ yaklaşımını ortaya koyma, dezenformasyon üzerinden siyaset oluşturma, mavi vatana ‘mavi masal’ diyenlerin önünü açma, Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği desteğe leke sürme, Libya-Suriye-Irak tezkerelerine red oyu kullanma, ‘dış politikamızı batının suyuna gidecek şekilde konumlandıracağız’ anlayışını partide hakim kılmadı mı?
Daha geçen hafta ‘128 milyar dolar nerede?’ yalanının Anayasa Mahkemesi'nin 20 Mayıs 2026 tarihli kararıyla; CHP’nin sözde iddiasının delillendirilemediği yerel mahkeme, istinaf ve AYM olmak üzere üç yargı aşamasında da net bir şekilde ortaya koyuldu.
Ve bunun üzerine yorumlar yaptık.
CHP’nin yıllarca bu yalanla ülkede hükümeti ve dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ı yıpratmaya çalıştığını da unutmamak gerekiyor.
Hasılı kavga artık bitme noktasına geldi.
En azından CHP içerisinde…
Özgür Özel ve arkadaşları birkaç gün içinde kendi partilerinin yol haritalarını açıklar.
CHP de Kemal Kılıçdaroğlu’na kalır.
Bugünlerde sırf Özgür Özel ile kavga ettiği için göklere çıkardıkları Kemal Kılıçdaroğlu eski alışkanlıklarına dönerse ne söylerler bilemiyorum…
Unutmamak lazım; “Tilki kürk değiştirir, huyunu değiştirmez.”
Benden söylemesi…
CHP’DEKİ ŞARKI KRİZİ
Mahkeme kararıyla Özgür Özel’in genel başkanlığı düşürülüp, Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkan olunca buna tepki olarak Zülfü Livaneli, Edip Akbayram, Suavi, Onur Akın, Selda Bağcan gibi solcu sanatçılar, Kılıçdaroğlu ve mevcut CHP yönetimine şarkılarını kullanma yasağı getirdiklerini açıkladı.
Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsam o şarkıları zaten bundan sonra hiç kullanmam.
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Bursa Cezaevi’nde Şair Nazım Hikmet Ran’ı ziyareti sonrası yazdığı şiiri seneler sonra Ömer Zülfü Livaneli bestelemişti.
“Ne bir haram yedin ne cana kıydın
Ekmek kadar temiz su gibi aydın
Hiç kimse duymadan hükümler giydin
Yiğidim aslanım burda yatıyor”
İdeolojik olarak benimsemediğim ancak cezaevinde sadece fikir suçu ya da siyasi suçlu olarak yatan Nazım Hikmet için kaleme alınan bu dizeler; Özgür Özel’in yönetimindeki CHP’de yolsuzluktan cezaevinde yatan belediye başkanları için kullanıldı.
Kamu malına el uzattığı iddiasıyla hâkim karşısında bulunanlar için fazlasıyla iddialı bir kullanım gibi durmuyor mu?
Bence epeyce iddialı…
“Yuh yuh, yuh yuh soyanlara
Soyup kaçıp doyanlara
İnsanlara kıyanlara
Yuh nefsine uyanlara, yuh!”
Bu dizeler de Aşık Mahzuni Şerif’e ait…
Selda Bağcan seslendiriyor…
Özgür Özel ve yönetimi bunu nerede kullanıyor?
Belediyeleri soydukları iddia edilen belediye başkanlarını savunmak için düzenlenen mitinglerde…
Buna da ancak ‘yuh’ denebilir diyebilirsiniz…
Bu şarkılar kendi içinde tutarlılığını yanlış yerlerdeki kullanımlar ve yanlış kişilere yapılan atıflar nedeniyle kaybetmiştir.
CHP’nin yeni yönetiminin arınma meselesinde ciddiyeti söz konusuysa bu şarkılardan da arınması kendileri adına sağlıklı olabilir…
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol