Emekli maaşları ve bir teklif
- GİRİŞ27.08.2025 09:01
- GÜNCELLEME29.08.2025 08:53
Bundan bir süre önce, Batı Egenin küçük bir ilinde oturan, kira ödemesinde ciddi bir sıkıntı çektiği için Akdeniz’in büyük ve pahalı şehrinden, oraya taşınan dostumuz aradı.
Kendisi ile 43 yıldır tanışırız.
Memur emeklisidir.
Espritüel, hayat dolu, yaşamayı seven, sıkı milliyetçi bir arkadaşımızdı.
Aradığı sıralarda aldığı emekli maaş ile, o küçük ilimizin kenar mahallesinde, bir eşi, bir de kendisi zar, zor geçiniyordu.
Fakat ev sahibi bir anda kirasına büyük oranda zam yapınca elinde kalan parası ile faturalarını bile ödeyemez duruma düşmüş.
Çocuklarının her biri başka şehirlerde çalışıyorlar.
Onların da evlerini geçindirmek, kendi çocuklarının eğitim masraflarını karşılamak dışında babaları için yapacakları bir şey yoktu.
Telefon konuşmamız epey uzun sürdü.
Uzadıkça, dikkat ettim birkaç muhalif TV kanalı izliyor sürekli.
Bu kanallar keşke sadece muhaliflik sınırlarının içinde kalsalar.
Muhaliflik bizim ülkemizde çamur sıçratmak, yalan söylemek, iftira atmak, yapılanları karalamayı adet haline getirip gerçeği perdelemek.
Nitekim, birkaç gün önce bu kanallardan biri Halk Bank Genel Müdürüne büyük bir iftira attı.
Müdürlük de bu kanalı mahkemeye verip, kanala tekzip yayınlattı.
Ve bu kanal hiç utanmadan attığı iftiraya karşılık olarak mahkeme kararıyla verilen tekzip metnini yayınladı.
İsimlerini de vererek bu kanalları izleyip, izlemediğini sordum kendisine.
Dedim ki; bildiğim kadarıyla sen haberleri sürekli izlersin, hangi kanaldan izliyorsun haberleri?
Tahmin ettiğim çıktı.
Papağan gibi o kanallarda konuşulanları tekrarlayınca anlaşılıyor zaten.
Peş peşe aslı astarı olmayan yalanlar, hükümete yönelik iftiralar, hatta can sıkıcı sözler sarfetmeye başlayınca: “Bu söylediklerin geçenlerde falan tvden de izledim, yalan olduğu ortaya çıktı.
Filan bakan da “böyle bir şey doğru değil” diyerek haberi yalanladı”, dedim.
Arkadaşımız, bana karşı hiç beklemediğim bir ses tonuyla bakanın yalan söylediğini bağırarak ifade etti.
Açıklamaya çalışınca, baktım ki ülkücülükten eser kalmamış, kendisinin beynini yalanlarla, iftiralarla ve ekonomik durumunun nazikliğini kullanarak ele geçirmişler.
Türkiye’de ne yazık ki, çok garip bir şekilde yalan, iftira, kara propaganda kol geziyor.
Netanyahu Gazze’de dik duran bir tek ev bırakmadı, bütün binaları yıktı, insanlar açlıktan ölmeye başladı, her gün onlarca insanın üzerine ateş açıp şehit ediyor.
Sorulunca da diyor ki; “Yok öyle bir şey, açlıktan ölen kimse yok, biz, kimseyi açlıktan öldürmedik, bunları iddia edenler alsın Gazzeli insanları kendi memleketlerine götürsünler, bize iftira ediyorlar”.
Yeryüzüne bundan önce, bu kadar pişkince yalan söyleyen, zalim, ahlaksız, riyakar ve katil sürüngenler gibi sürekli insan zehirleyen, kan döken bir mahluk gelmiş midir, doğrusu ben, bilemiyorum.
Fakat şunu artık biliyorum; Türkiye’de yüzbinlerce Netanyahu yaşıyor;
Çok kolay yalan söylüyorlar.
Fırsat bulunca iftira atıyorlar.
İnsanları karalıyorlar.
Umutsuzluk yayıyorlar.
Türkiye’yi Batıya şikayet ediyorlar.
Yapılan güzel şeylerin üstünü örtüyorlar.
İnsanların hayatı hakkında olmadık yalanlar uyduruyorlar.
Yöneticiler ve onların çocukları için olmamış şeyler ortaya atıyorlar, ailenin gururu ile oynuyorlar.
Ahlak, vicdan, insaf, ilke, merhamet ve hakikat adına hiç bir kırıntı taşımıyorlar.
STÜDYO EVLER YAPILMALIDIR
Emeklilikle ilgili üş şey söyleyeceğim.
Söyleyeceklerimden bazı kelimelerimin uçları epeyce sivridir, ama düşüncem budur.
Birincisi: Bu hükümetten önce, meydanlara topladıkları kalabalıklara, elindeki iki anahtarı göstererek, insanları 37-38 yaşlarında emekli eden sözüm ona devlet adamları çok büyük vebal altındadır.
Son EYT dahil, bugünkü büyük emekli yükünün sebebi onlardır, burası unutulmamalıdır.
İkincisi hükümete: Bugünkü hükümet 2023 yılında memura seyyanen yapılan zamla birlikte % 85’e varan bir zam yapmıştı.
Buna itiraz edilecek bir şey yok.
Fakat, bunca yıl kendisini iktidarda tutan emekli vatandaşlara karşı tam bir haksızlık yapmış, memura yapılan zammın çeyreğini bile emeklilere vermemişti.
Yüzlerce emekliden o dönemde şikayet ve sitem almıştım.
Hala bu emeklilerin bir çoğunun hükümete küskün olduğunu biliyorum.
Hatta geçenlerde bir terzi dostumuzun dükkanına uğradım, orada üç, beş emekli bu konuyu konuşup, hükümete sert eleştiriler yapıyorlardı.
Gelelim üçüncüsüne: Bu da bazı emeklilerle ilgili.
Şöyle ki; birebir konuşunca kendilerinin de itiraf ettiği gibi, kimi emekli vatandaşlarımız çalışma hayatı boyunca “har vurup harman savurmuşlardır”.
Gençliklerinde çılgınca ve hep “sınırlarda” yaşamış, bir ev almayı düşünmemişlerdir.
Bazıları da ev alıp çocuklarının üstüne tapu etmiş, sonradan yüzüne bakılmamıştır.
Her iki durumda olan emeklilerimiz, ev kiraları tavan yapınca zorluklarla karşı karşıya kalmışlardır.
Ama sonuç olarak
Bu durumda olan emeklilerimiz gerçekten çok ciddi bir sıkıntı içindedirler.
Telefonda konuştuğum kırk üç yıllık emekli dostum da bu grubun içindedir.
Onu sabırla dinledim ve hiç unutamayacağım, anlatamayacağım duygusal bir şekilde telefonları kapadık.
Bu konu son derece üzücüdür ve derhal bir çözüm üretilmelidir.
Emekli sayımız giderek arttığından dolayı toplu yapılacak büyük oranlı zamların gerçekten de devlete ağır yükler getireceğinin farkındayım.
O sebeple sayıları daha az olan ve evi olmayan bu emeklilerimiz için benim teklifim şudur: Devlet, TOKİ marifetiyle, spesifik bu emeklilerimize ve özellikle Ankara başta olmak üzere birçok ilimizde, 30-40 metrekare ebatlarında “ Stüdyo Ev” denen, mini evler yapmalıdır.
Aksi takdirde dün yapılan Kamu Hakem Heyetinin 4. Toplantısı sonucunda alınan zam kararlarında olduğu gibi, memur sendikası temsilcilerinin toplantıyı terk etmesi durumu ile sürekli karşılaşacağız.
Ferman Karaçam
YouTube : youtube.com/c/Ferman Karaçam
Twitter : twitter.com/fermankaracam
Instagram : instagram.com/fermankaracam
Facebook : facebook.com/karacamferman
E-mail : fermankaracam@gmail.com
Web Sitesi : fermankaracam.com
Yorumlar45