Raşit Küçük Hoca İle hayat hikayesini konuştuk - 43

  • GİRİŞ04.01.2026 09:18
  • GÜNCELLEME05.01.2026 09:12

Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca ile yaptığımız aşağıdaki konuşma,

“Raşit Küçük, Hatırımda Kalanlar” adı ile Hayat Yayınları’ndan 
kitap olarak yayımlandı. 

Umarım; Türkiye’nin en ücra köylerinden birinden başlayan,
başarılarla dolu bu hayat hikayesi genç nesillerimize yol gösterici olsun.

AYNI ŞEKİLDE BALKANLAR DA BİZİMDİ 

FK: Okiç Hoca da Hamidullah Hoca da çok değerli, alim insanlar.
Onlar ve onun gibi değerli insanlardan bir kısmının Balkanlarda ya da Hindistan’da yetişmiş olması bize şimdilerde çok garip geliyor Hocam..!

RK: Tabii şimdi bizler oraların da kendi topraklarımız olduğunu unuttuk, o sıralarda topraklarımız çok geniş, Balkanlar da bizimdi. 

Hoca tamamen kendini adeta İslam’a, Allah’a adamış ve ona göre yazan, ona göre Peygamberimizi (sav) anlatmaya çalışan, etrafında oluşmuş, biraz anlamsız ve onu bir efsaneye bürüyen şeyleri ortadan kaldıran bir insan. Bu yönüyle de çok önemli gördüğüm için Okiç Hocayı da, Hamidullah’ın kitaplarını hep okudum, okuyorum ve tavsiye ederim.

Böyle nadiren çok okuduğum kitaplar vardır.

BUNLAR GENÇLERE TAVSİYE EDECEĞİM KİTAPLARDIR 

Aynı şekilde birkaç defa okuduğum kitaplardan biri de mesela, Muhammed İkbal’in “İslam’da Dini Tefekkürün Yeniden Teşekkülü” diye bir eseridir, makalelerinden, konferanslarından oluşan eser.

Mesela Enver İkbal Kureyşi’nin İslam’da devlet idaresiyle ilgili kitabı da çok değerlidir.
Zeydan’ın kitabının, İslam tebliğinin ana unsurlarını bize hatırlatması yönündeki çok güzel tavsiyeleri, Said Havva’nın “Ruh Hayatımız”, “İslam’da Tasavvuf” diye tercüme edilmiş kitabı da öyle.

Yine bu tasavvufla alakalı unutamadığım ve Türk okuyucusu için hep tavsiye edeceğim kitaplardan biri de “Tasavvuf ve Hayat”tır. Ebu’l Ali en-Nedvi’nin, Mustafa Ateş ağabeyimiz, Allah selamet versin, eski Konya Müftüsü’nün tercüme ettiği bir kitabı. Yine stratejik bir kitap olarak ve sufi anlayışın insanları nasıl etkilediğini ve İslam’ı nasıl canlı ve hayatta tuttuğuna dair Alexandre Bennigsen ve Quelquejay’ınbirlikte yazdığı “Sufi ve Komiser” kitabı vardır.

Bu kitap da tercüme edilmiş çok güzel bir kitaptır.

Rusya’da resmi İslam’la sufi İslam’ın durumunu anlatan bir araştırma kitabıdır aslında.

Bu bir sosyal araştırma kitabı ama gerçekten çok mükemmel değerlendirmeler taşıyan bir eser.

Bunu şunun için söylüyorum; bazı kitapları hiç okumaya gerek yok, bir önüne bir sonuna bakarsın, her kitabı baştan sona okumak imkânsız bir şey ama bazı kitaplar var ki onu birden çok kere okumak icap eder. Mesela rahmetli Mehmet Akif de defalarca Celaleyn Tefsiri okumuş.

Bu tefsir, Kur’an’ın en kısa tefsirlerinden biridir.

İki Celal yazmış onu, onun için Celaleyndeniyor, bunlardan biri talebesi, biri hocası.
Celaleddin es-Suyûti ile Celaleddin el-Mahhalli’nin yazdıkları bir tefsir. Bu tefsir çok kısa fakat çok bereketli çünkü Kur’an’ı anlamanıza yardımcı oluyor. Yani Kur’an lafızlarını anlamanıza yardımcı olan bir tefsir. Rahmetli Mehmet Akif, buna çok önem verirmiş.
 
OKİÇ HOCA, ŞİA MESELESİ ve İMAM HUMEYNÎ

FK: Hocam, M. Okiç Hoca bu Şia konusunda dersinde veya başka zamanlarda konuşur muydu, 

RK: Evet zaman zaman Rahmetli Tayyib Okiç derslerinde bahsederken, “Şii kardeşlerimiz, Şia’dan olan kardeşlerimiz” veya “Alevi kardeşlerimiz” diye bahsederdi. Bu tabirleri doğrusu o zaman yadırgardım.

Fakat bir toplumun mezheplerinde farklılıklar da olsa, Müslüman sayılan gruplar içinde bu kardeşlik hukukuna riayetin ne kadar önemli olduğunu hayatım boyunca hep anladım ve bunu kendim de hassasiyetle takip etmeye, korumaya, bu insanları rencide etmemeye büyük özen gösterdim. Bizim Şia’yı Sünnî yapma imkânımız yok. Böyle bir gayret içerisinde olmamız da gerekmiyor zannediyorum.

Şia’nın da Sünnîlerle uğraşmaması gerektiği kanaatindeyim.

Ayrıca Şia, bir mezhep değil, fırkadır.

Şimdi, fırkayla mezhebin arasında ne fark var derseniz; mezhep, ameli uygulamalardaki farklılıklardan, düşünce farklılıklardan, davranış farklılıklardan, fıkhi ayrılıklardan doğar.
Genelde buna mezhep diyoruz.

Mesela Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli mezheptir. Ama bu fark siyasi olursa, bu defa fırka deniyor ona. Onun için Şia fırkası diye anılıyor ve propagandist bir fırka özelliği taşıyor.
Şia tarihi boyunca hep propagandisttir, yani davetçidir, fırkasına davet eden.
Onu Hadis ehli, “bid’atına davet eden” diye anıyor.

Mezhebi, din olarak görüyor.

(Devam edecek) 


Ferman Karaçam / Haber7
YouTube : youtube.com/c/Ferman Karaçam
Twitter : twitter.com/fermankaracam
Instagram : instagram.com/fermankaracam
Facebook : facebook.com/karacamferman
E-mail : fermankaracam@gmail.com
Web Sitesi : fermankaracam.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat