Maduro üzerinden Özgür Özel fırsatçılığı

  • GİRİŞ07.01.2026 09:01
  • GÜNCELLEME08.01.2026 08:56

Belki bunu tekrar etmek bir çoğumuzun hoşuna gitmeyecek ama söylemek zorundayım: Dünya, Gazze’den sonra eskisi gibi olmayacak.

ABD Başkanı Trump'ın, bağımsız bir ülkenin devlet başkanını eşiyle birlikte yatağından almasını, dünyanın sonu gibi görmek ve göstermek, bu sebeple tüm batılı değerlerin çöktüğünü söylemek doğru değil.

Çünkü: BM, türevleri ve sözüm ona Batılı Değerlerin hepsi zaten Gazze’de yıkılmış, çökmüş, yerin dibine girmiş ve bitmiştir.

Maduro olayı da muhtemelen anlaşmalı bir olaydır.

Bana kalırsa, değil Amerika, dünya üzerinde Hz. Süleyman’ın gücü dışında hiçbir güç, üç saat içinde, kayıp vermeden bir başka devletin başkanını hava, deniz, kara gücü ve istihbaratı ayakta iken yatağından alıp çıkaramaz.

Veya Venezuela’da bizim Türkiye’den daha fazla hain var.

Bu konuda fazlası ile yorum yapıldı.

Benim asıl söylemek istediğim, Özgür Özel’in dengesizliği.

Ve bu dengesiz tutumun çağımızın hastalığından ziyade, değişmeyen bir zihniyet meselesi olduğudur.

Kaldı ki, Maduro’nun ve Venezuella’nın en büyük ortakları Çin ve Rusya bu meselede kayda değer bir şey demiyorsa, biz neden Don Quichotluk yapalım ki, bunu hiç mi akıl etmez Özgür Özel?

Ne olduğu daha belli olmayan, berbat bir dış konu üzerinden, “fırsat bu fırsat” diyerek, içeride bunu ucuz ve adi bir siyasi malzeme yaparak Türkiye’ye zarar vermek, muhalefet yapmak değil, içten içe Türkiye düşmanı bir zihniyetin değişmeyen ihanetidir.

İhanet, inkâr, ret öylesine bir zehir ki; çaresi yoktur ve babadan oğula, atadan toruna sürüp giden kalıtsal bir hastalıktır.

Bu hastalık sadece devletleri, kurumları, kuruluşları hedef almıyor.

Bu hastalık nefislerde yuvalanmıştır ve “Tüm İnsanî Değerlerin Katili”dir.

Kabil’den başlayıp son insana kadar gidecek genetik bir virüs.
 

İsterseniz gelin size bugün tarihi bir olay anlatayım da bu kahredici virüsün çaresinin olmadığını ayan beyan görün.

İSMET İNÖNÜ’DEN ÖZGÜR ÖZELE GENETİK VİRÜS

“Doğan Güneş” adında, 1947 yılında İstanbul'da haftalık olarak yayımlanan, güzeller güzeli bir dergi vardır.

Derginin sahibi ve yazı işleri müdürü Mustafa Ilık adında bir şahıstır ama dergiye başyazı yazan, çekip çeviren, dergideki diğer tüm yazıların yayımına karar veren bir muallim vardır.

Mahmut Cevdet Sezer adındaki bu muhterem hoca kendisini son derece iyi yetiştirmiştir.

Dergideki yazıların tamamı yani, siyasi, ilmi, ahlaki, felsefi içerikli yorum, tahlil ve tenkitleri başyazar Mahmut Cevdet Sezer tarafından yazılıp, yayımlanıyor.

Diğer yazılar da onun denetiminden geçiyor.

M. Cevdet Hoca yazarlığının ve şairliğinin yanında Kabataş Lisesi’nde Nurettin Topçu, Celal Hoca, Ali Nihat Tarlan ve Faruk Nafiz Çamlıbel gibi meşhur şahıslarla birlikte öğretmenlik yapmaktadır.
 

Bu değerli Hocamızı merhum Ali Ulvi Kurucu da hatıralarında şöyle anlatmaktadır:

“Medine-i Münevvere’de tanıştığım ve fikri hayatımda çok mühim tesiri bulunan zatlardan birisi de Muallim Mahmut Cevdet Sezer Bey’dir.
 

Kendisi 1949’da Türkiye’den Medine’ye, başından çok üzücü hadiseler geçtikten sonra, firar ederek gelmişti... İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi’nde okumuştu.

Felsefe ve Psikoloji muallimi idi.

Arapça ve Fransızcası çok kuvvetliydi.”

Doğan Güneş Dergisi 1947 yılında toplamda on hafta yani, iki buçuk ay kadar çıkabilmiş.

Sebebi de şu: O yıllarda İsmet İnönü cumhurbaşkanı, Recep Peker de başbakandır.

Recep Peker, Trabzonlu Saka oğullarındandır.

CHP’nin genel sekreteri ve bir yıllık başbakanlığı döneminde mütedeyyin insanlara kan kusturduğu için kendisine Mustafa Kemal tarafından “Gözü pek ve cesur” manasına gelen “Peker” soyadı verilmiştir.

Derginin, kapatılan son sayısında Mahmut Cevdet Hoca bir şiir yayımlar.

Bu şiir; Muallim Cevdet Hoca’nın ilim, sanat, edebiyat ve felsefe görüşlerinden derin imgeler taşımaktadır.

Bu arada şiir Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve hükümeti hakkında da bazı eleştirel mısralar içermektedir.

Şiir dergide yayımlanınca Muallim Cevdet Bey aleyhine dava açılmış, haliyle dergi de derhal kapatılmış.

ALLAH KİMSEYİ TIMARHANEYE DÜŞÜRMESİN

Ali Ulvi Kurucu şöyle diyor:

“Hâkim, Cevdet Bey’i akli muvazenesinin muayene ve tespiti için âdli tıbba sevk etmiş.

Tabiî muayene, tespit filan yok.

Maksat Cevdet Bey’i ağır şekilde cezalandırıp bir bahane ile susturmak.”
 

Şimdi buradan itibaren Cevdet Bey’in kendisi, bu ibretlik olayı, olduğu gibi anlatsın:

“Tımarhane, Allah kimseyi düşürmesin, bir çiledir.
 

Fakat tamamlaması çok güç bir çiledir.

Beni azgın delilerin içine koydular.

Öldürmüyor, süründürüyorlar.

Allah razı olsun, iyiliğini unutmam Doktor Ali Kemal Belviranlı Bey ziyaretime gelirdi. O zaman tıbbiyede talebeydi, hastaneye girince doktor gömleğini giyer, gardiyanlar onu rahat bırakırlardı.

Teselli bulmak mümkün değil.

Kendimi Kur’an-ı Kerim’e verdim, her gün bir kere hatim indirmeye başladım.

Manasını da anlıyorum.

Bir gece namaz kılıyordum.

Azgın delilerden biri geldi, üzerime işedi.

Bütün üstüm başım battı.

Hastabakıcıları güç bela uyandırdım, üstümü değiştirdim.

İntihar haram, çıkmak imkânı yok, bu şekilde yaşamak zor.

Doktorlar geliyorlar, tecrübe ediyorlar; ben onları suale çekiyorum; konuşa konuşa, mırıldana mırıldana gidiyorlar: ‘Bir şey yok yahu bunda...’ filan diyorlar.

Fakat Ankara’dan emir var, “çıkarmayın” diye...
 

Bir gün hastanede vazife gören doktorlardan birisi yanıma geldi.

Sordu: “..Efendi, sizin isminiz nedir?

Mahmut Cevdet.

Soyadınız?

Sezer.

Efendim, zatiâliniz Kabataş Lisesi’nde Felsefe ve Psikoloji Hocası mıydınız?

Evet.

Hocam ben sizin talebelerinizden filanım.

Hocam, hem hastam hem de hocamsınız.

Sizin buradan kurtulma şansınız yoktur.

Kaçmaktan başka çare bulamazsınız.

Şimdi havalar güzel.

Sabah namazlarını bahçede kılacaksınız.

Hastabakıcılar, sizin sabah namazlarını bahçede kılmanıza alışacaklar.

O saatte etrafta kimse olmaz.

Uygun bir vakitte duvardan atlayıp kaçacaksınız.

Başka çareniz yoktur.”

1983 YILINDA MEDİNE-İ MÜNEVVERE’DE VEFAT ETMİŞ

Ali Ulvi merhumun “Benim Şiir Hocam” dediği, Bediüzzaman’ın yaşlı ve hasta haliyle mahkemesini izlemeye gittiği eğitimci, şair, yazar, tercüman, ilim ve tasavvuf insanı ve aynı zamanda bir gazeteci olan Mahmut Cevdet Bey’in kaçışına diğer büyük desteği de rahmetli Hasan Basri Çantay verir.
 

Cevdet Hoca’yı önce Suriye’ye göndermiş, ardından, Şam’dan Medine’ye giden bir deve kervanıyla da 1949 yılında Medine’ye göndermiş.

Hoca’ya yapılan işkenceler arasında en önemlisi, tedavi bahanesi ile tımarhanedekiler hocanın belinden iğne ile su alınmışlar, bu olaydan sonra hoca toparlanamamış.

Fahreddin Razi’nin Tefsir-i Kebir’ini de tercümeye başlayan Cevdet Hoca, kendisine yapılan iğneden sonra iflah olmamış, 1983 yılında Medine-i Münevvere’de vefat etmiş.
 

Zaman zaman insan hakları, fikir özgürlüğü gibi laflar eden Özel zihniyetine 27 yıllık tek parti diktası dışında bu millet, uzun yıllar içinde toplam 6 yıl iktidar hakkı vermiştir; bu altı yıllık iktidarın tamamı da koalisyonlardır, tek başına millet bu zihniyete yetki vermemiştir, vermez de.

Neden mi?

Çünkü bu millet onun iktidarındaki zulümlerin sadece geçmişte kalmadığını, es kaza iktidar olsalar, aynı şeyleri tekrar yapacaklarını derin ferasetiyle seziyor.

Özgür Özel ise Maduro üzerinden kullandığı cümleleri ile bu milletin ruh dünyasına ne denli yabancı olduğunu ve bu tutumu ile atalarının izini takip ettiğini bir kez daha göstermiştir.

Ferman Karaçam

YouTube : youtube.com/c/Ferman Karaçam

Twitter : twitter.com/fermankaracam

Instagram : instagram.com/fermankaracam

Facebook : facebook.com/karacamferman

E-mail : fermankaracam@gmail.com

Web Sitesi : fermankaracam.com

Yorumlar5

  • Aşağımirahmetli 9 saat önce Şikayet Et
    Ferman hocamıza CHP zihniyetini en güzel ortaya çıkardığı için çok teşekkürler
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Yavuz Selim44 12 saat önce Şikayet Et
    Hocam kaleminize sağlık..Çok etkilendim araştıracağım Cevdet hocayı
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Ayarcı 18 saat önce Şikayet Et
    Harika bir yazı... özgür atası İnönü gibi aynı diktatörlük hevesinde... yüce Allah CC CHP'lilerin soyunu kurutsun inşaallah...
    Cevapla Toplam 8 beğeni
  • HUCCETÜLİSLAM 1 gün önce Şikayet Et
    Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki heryerde Ne çirkin yüzleri örtermiş, meğer o incecik perde Vefa yok, ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul Yalan raiç, hiyanet mültezem, heryerde hak meçhul Ne tüyler ürperir ya rab, ne korkunç,EDEPSİZ,HAYASIZ,DİNSİZ,İMANSIZ,MARKSİST,LENİNİST,inkılab olmuş Ne din kalmış ne iman, din harab, iman da türab(TOPRAK) olmuş
    Cevapla Toplam 11 beğeni
  • Ali 1 gün önce Şikayet Et
    Maşallah
    Cevapla Toplam 9 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat