Raşit Küçük Hoca İle Hayat Hikayesini Konuştuk - 45

  • GİRİŞ01.02.2026 09:10
  • GÜNCELLEME01.02.2026 09:10

Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca ile yaptığımız aşağıdaki konuşma,

“Raşit Küçük, Hatırımda Kalanlar” adı ile Hayat Yayınları’ndan

kitap olarak yayımlandı.

Umarım; Türkiyenin en ücra köylerinden birinden başlayan,

başarılarla dolu bu hayat hikayesi genç nesillerimize yol gösterici olsun.

 

TAMAM TABİİ Kİ BÖYLE OLMALI DİYORLAR AMA UYGULAMA YOK

FK: Peki bu meseleleri konuştuğunuz zaman ne diyorlar?

RK: Ferman geçmişte de benim bu yönde okuduğum kadim döneme ait birçok bilgi var.

En son mesela Şeyhülislam Musa Kazım Efendi’nin bu yöndeki gayretlerini de okumuştum, fakat bu takiyye var ya... Mesela karşılaştığınızda “Tamam, tabi ki böyle olmalı, evet.” diyor. Ama siz ayrıldığınızda başka bir moda giriyor yine.

Bu da İslamî niteliğe, Müslümanın şahsiyetine uymayan bir şey.

Şii kardeşlerimizin maalesef bu yönde zaafları var.

Merhum Hamidullah’ın dediğine gelecek olursam tekrar, eğer biz bir birliktelik yakalayabilirsek, bu farklılıklarımızla beraber birbirimize düşmanlık besleyerek değil kendi yolumuzda devam ederek gideceğiz. Arkadan takiyye ile birtakım şeyler yapmak, düşmanlık beslemek, düşman safına geçmek, bunlar çok tehlikeli şeyler.

Ben en azından şu andaki Türkiye yönetiminin, özellikle başlangıç itibariyle bu konuda ne kadar hassas ve ne kadar İran’a yardımcı bir tavır sergilediğini yakinen bilen biriyim.

 

KUM MUSTAFA ÜNİVERSİTESİNİ DAVET ETTİK GÖRÜŞTÜK

FK: Yanlış hatırlamıyorsam sizin gayretinizle de görüşmeler olmuştu..!

RK: Oldu, oldu.

Hasbelkader dekanlık dönemimde de İran’a gidip gelen hatta üniversitelerarası anlaşmalar yapan ilk kişilerden biriyim.

Mesela, Kum Mustafa Üniversitesini davet ettik, geldiler, beraber programlar yaptık. Tayyip Erdoğan Bey’in de bu konuya ne kadar özen gösterdiğini, bütün dünya İran’a karşı tavır almışken nasıl destek verdiğini de biliyorum. Ama bunların karşılığını Türkiye’nin yeterince gördüğü kanaatini taşımıyorum. Çünkü bunu da aleni olarak müşahede etmekteyim. Yaptığımız görüşmelerde, bize karşı son derce nezaketle davranıp selamlar gönderirken arka taraftan bu gönderdikleri selamlara uygun davranışlar içinde olmadıklarını da görüyorum. Bu da üzüntü verici bir şey.

 

HUMEYNİ’NİN BÜYÜK GAYRETLERİ OLMUŞTUR

FK: Hocam bu insanların yetiştirdiği aklı başında binlerce okumuş, Aydın, araştırmacı, ilim insanı var. Bunlar neden meselenin çözümü konusunda adım atmıyorlar?

 

RK: Dedim ya bunlar propagandist insanlar. Karşılaşınca “tamam” diyorlar fakat uygulama konusunda adım atmıyorlar.

Bu konularda en müsamahalı görüşlere sahip ve onları biraz değiştirmek isteyen kişi Humeyni idi. Vefatından sonra tekrar döndüler aynı yollarına. Humeyni diyordu ki; “Mekke’ye, Medine’ye gittiğinizde ayrı namaz kılmayın, orada imamların arkasında namaz kılın. İslam toplumundan ayrılmayın, siz de onlarla birlikte olun.” Mesela, Şah İsmail, Yavuz Sultan Selim arasındaki çekişmede “Elbette Şah İsmail’in kusuru affedilecek bir şey değildir. Yavuz Sultan Selim şu şeyleriyle haklı davranışlar içine girmiştir.” diyebilen biriydi. Ama onlar tekrar bu takiyye prensibine döndüler tekrar maalesef, o eski şekle büründüler. Onun için zaman zaman ümidimizi kaybediyoruz. Mesela Sünnî âlimlerimizden, özellikle aşırılığı olmayan hiçbir kimse Şia’yı tekfir etmemiştir.

Selefî anlayışa mensup bazı aşırı kişiler, tekfir yapıyorlar.

Onlar bunları, bunlar da onları tekfir ediyorlar.

(Devam Edecek)

 

 

Ferman Karaçam

YouTube     : youtube.com/c/Ferman Karaçam

Twitter        : twitter.com/fermankaracam 

Instagram   : instagram.com/fermankaracam

Facebook   : facebook.com/karacamferman

E-mail         : fermankaracam@gmail.com

Web Sitesi : fermankaracam.com

 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat