Raşit Küçük Hoca ile hayat hikayesini konuştuk - 49

  • GİRİŞ08.03.2026 08:49
  • GÜNCELLEME08.03.2026 09:33

Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca ile yaptığımız aşağıdaki konuşma,

“Raşit Küçük, Hatırımda Kalanlar” adı ile Hayat Yayınları’ndan 
kitap olarak yayımlandı. 

Umarım; Türkiye’nin en ücra köylerinden birinden başlayan,

başarılarla dolu bu hayat hikayesi genç nesillerimize yol gösterici olsun.

SİZ BUNLARI GÖRDÜNÜZ MÜ DİYE SORAR BİZİ MERAKLANDIRIRDI 

FK: Hocam siz Tayyip hocadan sık sık bahsediyorsunuz. Etkilendiğinizi de söylüyorsunuz. Pekala, Hocanın sizi cezbeden özelliği neydi? 

RK: Bir kere dersleri çok cazipti Hoca’nın.

Rahmetli Tayyip Hoca’nın dersleri şu açıdan çok cazipti:

Hoca bir hadis yazdırır, bu hadisin başka varyantları başka rivayetleri ne şekilde var, bu hadis hangi kaynaklarda geçiyor, kaynakların değeri nedir, hadisin ifade ettiği ahkâm nedir? Yani fıkhi bir özelliği varsa o nedir? Ahlaki bir şey varsa, itikadi bir şey varsa, bunlardan bahseder.

Bu arada derste pek çok kere, o günlerde dünyanın neresinde ise diyelim Almanya'da hangi dergide, hangi müsteşrik bir makale yazmış, İtalya'da kim bir şeyler yazmış, Rusya'da kim bu işlerle ilgili bir şey yapmışsa “Siz bunları gördünüz mü?” diye sorardı.
Böylesine dünyayı dolaştıran bir yanı olduğundan dolayı bize de ayrıca ufuk açardı.
Aynı zamanda, Hoca Balkan dillerinin hepsini biliyor.

Fransızcayı çok iyi biliyor, İngilizce, Almanca, Arapça, Farsça hatta İtalyanca biliyor. İtalyancayı kendi dilinden okuyor.

Mesela bu Nehcü’l Belaga üzerine çalışan bir hanım vardı, onunla ve müsteşriklerden bir kısımlarıyla mektuplaşıyordu, bunları imtihanlarında da sorardı, imtihanları sözlü olurdu.

FK: Gerçekten anlattığı konuyu yaşanan hayata taşıması, örnekler vermesi son derece değerli olmalı.

RK: ayrıca Tayyip Hoca, Erzurum'da da ilim yolunda çalışanlara hep rehberlik yaptı, çalışmakta olan bütün arkadaşların hem müşküllerini hallediyordu hem de istikamet gösteriyordu. Hatta bazı arkadaşlarımızın tez danışmanı da oldu.

Mesela Necati Kara’nın ilk tez danışmanıdır.

Necati bir kitap üzerinde çalıştı. Burhanüddin Ebu’l Hasan el-Bikai diye bir âlimin çok önemli bir tefsiri var. Hamidullah hoca da yardımcı oldu o tefsirin gelmesine çünkü Hint tarafında basılmış, Nazmu’d-durer F’î Tenâsubi’l Âyâti ve’sSuver diye bir tefsir. Sonra tabi Beyrut’ta yazılıp basılınca ben de gördüm o baskıdan, Hamidullah Hoca o tefsiri Necati’ye getirtti, zannederim 16 ciltlik bir tefsirdir. Şöyle önemlidir; ayetler ve sûreler arasındaki uyumu anlatan bir tefsirdir. Tefsirin adı da bunu gösteriyor zaten. O bakımdan rahmetli Hoca o tezin başlangıcını yürüttü. Sonra o rahmetli olunca herhalde İsmail Hoca biraz aldı.

O rahmetli oldu, sonra rahmetli Sakıp Yıldız vardı, o da rahmetli oldu.

Onda bitirdi hatırladığım kadarıyla Necati bu tezini. Kitap olarak da basıldı o tez.
İsmet Uçma basmıştı herhalde, İşaret Yayınları’ndan.

Ben Hoca’dan sonra İslami ilimlerde doktora imtihanına girip, doktoraya başladım.
Hocamız o zaman vefat etmişti artık.

Cenazesi Ankara’dan Bosna’ya götürüldü.

İlahiyat Fakültesi mezunu ve talebesi olan Kayserili bir arkadaşımız cenazeyi kendi arabasıyla götürdü.

ALLAH RAHMET ETSİN TUNAGÜR ENTERESAN BİR ADAMDI

FK: Hoca ile bir hatıranız var mı sizin? 

RK: Var, var, olmaz olur mu ?

Çok hatıramız vardır Hocamızla. Fakat hiç unutamadığım şu hatıramı nakletmem lazım:
Isparta’da Kız İmam Hatip’nin temeli atıldığı o törende unutamadığım bir hatıra da şudur:
Orada konuşma yapanlardan biri de Demirel'in Isparta'da olan kardeşi Şevket Demirel, böyle fötr falan takan biriydi.

Bu zat konuşmasında dedi ki “Buraya bir temel atılıyor ama nasıl olacak, ne olacak belli değil.

Kökü havada olan bir ağaca benziyor bu iş.”

Bu şahıs yuhalandı.

Demirel o zaman Başbakan.

Çok kalabalık bir heyet vardı dinleyici olarak. Üstelik temel atılacak yerin başında hep toplanmışlar.

Sonra, Allah rahmet eylesin, Yaşar Tunagür enteresan bir insandı, Demirel'le arası iyiymiş, komşusuymuş, öyle duyardım.

Orada çıktı dedi ki “Burada böyle bir münasebetsiz konuşma yapıp milletin maneviyatını zedelemek isteyen zat gelsin buradan özür dilesin.” Şevket Demirel geldi, “Yanlış anlaşıldı, benim demek istediğim, bir kanuna dayanmıyor, kanunu çıkmamış, bunu kastetmiştim” dedi ve özür diledi.

 (Devam Edecek) 


Ferman Karaçam / Haber7
YouTube     : youtube.com/c/Ferman Karaçam
Twitter        : twitter.com/fermankaracam  
Instagram   : instagram.com/fermankaracam
Facebook   : facebook.com/karacamferman
E-mail         : fermankaracam@gmail.com
Web Sitesi : fermankaracam.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat