Raşit Küçük Hoca İle Hayat Hikayesini Konuştuk - 54
- GİRİŞ26.04.2026 09:16
- GÜNCELLEME26.04.2026 09:16
Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca ile yaptığımız aşağıdaki konuşma,
“Raşit Küçük, Hatırımda Kalanlar” adı ile Hayat Yayınları’ndan
kitap olarak yayımlandı.
Umarım; Türkiye’nin en ücra köylerinden birinden başlayan,
başarılarla dolu bu hayat hikayesi genç nesillerimize yol gösterici olsun.
NECİP FAZIL’IN MİTİNGİMİZE GELMESİ
FK: Anlaşılan o ki, hem koordineli çalışan, hem sürekli takip eden ve hem de çok samimi bir kadro varmış.
Hocam bir de üç-dört vekil çıkaracak bir oy almak önemli bir başarı.
Peki bu başarıyı Konya’da bir mitinge falan dönüştürmediniz mi?
RK: Dönüştürmez olur muyuz?
Zaten Konyalıların da böyle bir beklentisi vardı.
Bu sebeple Erbakan Hoca bağımsız aday olarak seçimi büyük bir başarı ile kazanınca, Konya’da bir miting tertip ettik ve Hoca, Üstadı davet etti, beni de irtibatı sağlamakla memur etti.
Arada arıyorum, o zaman tabi telefonlar bu kadar rahat değil. Cep telefonu yok. Her yerde de telefon yok. Arıyorum ara sıra, bana ukala çocuk filan diyor. Ama tanıyorum da önceden kendisini. En son şart koştu ve dedi ki “Tamam geleceğim”.
O zaman Konya'ya uçak yok. “İstanbul’dan Ankara'ya kadar uçakla geleceğim, Ankara'dan beni siyah renkli bir Mercedes ile alacaksınız” dedi.
Şimdi işin enteresan tarafı, Konya’da siyah renkli Mercedes yok. Arkadaşların Mercedes’i var ama Servet ağabeyin Mercedes’i koyu mavi renkli.
Öyle diyor ama başka renkle gitsen de itiraz edeceği yok.
Orada daha da enteresan olan şu; şimdi aldık üstadı, arkaya almak istiyorduk, “Öne oturacağım” dedi, öne oturttuk.
Ben sağ arka tarafa oturdum.
Servet ağabey arabayı kullanıyor.
Biri bindi benim yanıma.
Böyle saçları uzun filan, o zaman nadir görülen bir şey.
Üstadla bir şeyler konuşmak istiyoruz. Çok sert, çok kısa cevaplarla geçiştiriyor. “İnşallah yolculuğunuz rahat geçti?”, “Öyle geçti” diyor. “İnşallah sağlığınız yerindedir?”, “Yerinde” diyor, sertçe.
Sonra Konya’ya yaklaştık, Konya’dan karşılamaya gelen heyetle karşılaştık.
Büyük bir karşılama oldu.
Kara yolları parkı diye bir yerde indik.
ÜSTADIN HUYSUZLANMASININ SEBEBİ
FK: Tabii ki, sebebini de soramıyorsunuz..!
RK: Yok canım zaten üstad burnundan soluyor nasıl soralım?
Tabi kapıyı açtım. “Of, patladım be” dedi, üstad.
Allah Allah! Tabi biz endişe ettik.
Niye böyle yaptı, biz mi bilmeden bir aksilik yaptık? Meğer o arabaya binen şu uzun saçlı, Cumhuriyet’in yazarı İlhan Selçuk’muş.
Ben tanımıyorum, Üstadı takip etmek için geliyormuş.
Üstat onu tanıyor tabi, tanışırlarmış da. “Atın şu iti yanımdan, başka bir arabaya alın” dedi.
Sonra anladık ki, Üstad’ın huysuzlanması da bu İlhan Selçuk’tanmış. Neyse onu başka arabaya aldım, üstadı da daha lüks bir Mercedes vardı, ona aldım tek başına arkaya oturttum, ön tarafa da koruma gibi bir arkadaş oturdu.
Ben artık orada yokum.
Mustafa Yazgan da geldi.
Mustafa Yazgan’ı çok severdi üstad.
Oğlu gibi muamele ederdi.
Neyse o gece yatıldı, sonraki gün Hükümet Meydanı’nda miting oldu. Hükümet Meydanı, oranın o zaman en büyük meydanı, herhalde şimdi de büyük bir meydan.
Sonra rahmetli Erbakan’ı şu andaki meclis başkanımız İsmail ağabey takdim etti, Milli Türk Talebe Birliğinin de başkanıydı.
Ama herhalde o sırada görevi Burhanettin Kayhan rahmetliye devretmiş durumdaydı.
Rahmetli üstadı da Erman Tuncer takdim etti.
Erbakan Hoca konuştu.
FK: Üstadımız orada sanırım mükemmel bir konuşma yapmıştır..!
RK; Evet, gerçekten de Üstat çok güzel bir konuşma yaptı, yani hakikatten çok güzel bir konuşma idi.
Şu cümlelerini unutmam: “Konyalılar! Uzun zamandır bu topraklar, bu ülke bir kurtuluş ve bir kurtarıcı, bir yol gösterici arıyor, bu fırsat ayağınıza kadar gelmiştir kıymetini bilin.”
Çok coşkulu bir kalabalık var, o bitince başka takdimler, şiirler, konuşmalar oldu.
Rahmetli Necip Fazıl da oranın en iyi oteli olan Saray otelde kalıyordu. Tabi ben de misafir ediyorum, onunla kaldım, İsmail Kahraman ağabey falan da sonradan geldi.
Orada bir salona oturduk, çay içtik.
Akşam da gerçekten güzel bir konferans oldu.
Daha sonra bu ziyarete ve konferanslarına raporlarında yer verdi.
(Devam Edecek)
NOT: Murat Kapkıner de bu dünyadan gider olmuş.
Bazı sebeplerden dolayı takip edemedim ama sağolsun Mahmut Bıyıklı vefasını göstermiş.
Kapkınerle ilgili güzel bir makale kaleme almış.
Murat Kapkıner’i birlikte olduğumuz bir şiir gecesinde tanımıştım.
Daha doğrusu ikimiz de “vicahiye” bir hal ile kucaklaşmıştık.
Sonrasındaki karşılaşmalarımız hep iki dost samimiyeti ile devam etti.
Murat, Bağlamayı usta bir ozan kadar iyi çalıyordu.
Şiirleri bağlama eşliğinde kanatlandırır, gecelerimize apayrı bir hava katardı.
Ahh..!
Benim asil kardeşim, sen ne güzel insandın ve senden sonralara ne güzel mısralar bıraktın..!
Bakar mısınız şu satırların duygu yüklü tonajına?
ANNE BEN ARTIK İYİYİM
Anne ben artık iyiyim
Perhizim kaldırıldı
Yüzlerim artık yamulmuyor
Yüzlerim düzgün
Artık kâbus görmüyorum
(..)
Evvela sevgili Mahmut Bıyıklıya bu vefalı makalesinden dolayı teşekkür ediyorum.
Murat Kapkıner’e rahmet ve mağfiret diliyorum.
Rabbımız Kapkınerimizi Efendimize komşu eylesin.
Dünya, Gazze’den sonra eskisi gibi olmayacak.
Ferman Karaçam / Haber 7
fermankaracam@gmail.com
www.fermankaracam.com
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol