Zengin Ermeniler, önce temizlik ve CHP
- GİRİŞ01.07.2026 08:47
- GÜNCELLEME01.07.2026 08:47
Başlığa baktıktan sonra diyeceksiniz ki; zengin Ermeniler, temizlik ve CHP, bunların birbiriyle ne ilgisi var?
Haklısınız.
Ben de olsam aynı soruyu sorardım.
Ama, biraz sabredin anlatayım.
Biliyorsunuz son günlerde siyasetin ana muhalefet tarafında arınma, temizlik gibi kavramları hemen her gün işitiyoruz.
Bir de şu var: terör devleti ve soykırımcı İsrail hükümeti 1915 yılında yaşanan olayları “Ermeni Soykırımı” olarak tanıma kararı aldı.
İsrail Kabinesi, Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar’ın sunduğu teklifi 28 Haziran 2026 tarihinde oy birliğiyle kabul etti.
Bizim taraf ise bu konuya sert tepki gösterdi.
Ve İsrail’in bu kararını kendi suçlarını örtbas etme girişimi olarak değerlendirdi.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, İsrail hükümetinin Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanan eli kanlı siyasilerinin üzerindeki baskıyı hafifletmek için bu yola başvurduğunu, Ayrıca İsrail’in aldığı bu kararın, UCM'de haklarında tutuklama emri bulunan Binyamin Netanyahu ve suç ortaklarının içine düştüğü sıkışmışlığı gösterdiğini dile getirdi.
Dışişleri Bakanlığımızın bu dediklerine bir itirazım yok fakat, terör devleti İsrail’in bu kararı almasında “Zengin Ermenilerin” hiç mi payı yok?
Var, hem de terör devleti ve soykırımcı İsrail’in payı kadar onların da payı var.
EY MİLLET UYUMAYIN AYAĞA KALKIN DEDİK…
Başka kimin, kimlerin payı var?
Ve nereden çıktı, kim bu zengin Ermeniler, diyeceksiniz?
Onu da meşhur “solcu” gazeteci Ahmet Emin Yalman anlatsın.
Hani şu merhum Üstad Necip Fazıl’ın, “ Ey millet uyumayın, ayağa kalkın dedik, bir kişi sesimizi duydu, o da amuda kalktı” dediği rahmetli Hüseyin Üzmez tarafından kurşunlanan gazeteci Yalman.
O zamanın Vatan gazetesi başyazarı Ahmet Emin Yalman, 22 Kasım 1952 gecesi Malatya'da, 18 yaşında bir lise öğrencisi olan Hüseyin Üzmez tarafından tabanca ile, çoğu ellerine rastlayan yedi kurşunla vurulmuş, karın boşluğuna denk gelen kurşunlar ise ameliyatla alınmıştı.
Yalman, dönemin Demokrat Parti iktidarına karşı sert eleştiriler yapan ve dini akımlara karşı çıkan, Kemalist devrimleri savunan yazıları ile tanınıyor.
Gelelim konumuza:
Yıl 1924’ün 2 Nisan’ıdır, CHP iktidardadır.
Zamanın gazetelerinde bir manşet: “Ermeni Zenginleri Fırtınası”.
Zengin Ermenilerin Memlekete Dönüşü Meselesi, gündemin ilk sırasında yerini almıştı.
Mesele şuydu:
Dört yıl süren birinci Dünya Savaşı sırasında, kısa bir süreliğine ateşkes olmuştu. Bundan faydalanan zengin Ermeniler yabancı pasaportlar alarak bu sayede yurt dışına kaçmışlardı.
Böylece bunların malları da “Metrük Mal” sayıldı ve hükümet tarafından el kondu.
Bunun üzerine, Türkiye’ye girmeleri yasak olan bu zengin Ermeniler CHP’li bazı bakan ve milletvekilleri ile irtibata geçerek, rüşvet karşılığında mallarını geri almak ya da satıp paraya çevirmek üzere harekete geçerler.
Zengin Ermeni ailelerden Yenon Değirmenciyan, Karnik Sebuhyan ve Gümüş Gerdanyan gibileri Türkiye’ye girince onların ardından Cezveciyan ve Narlıyan aileleriyle birlikte birçok zengin Ermeni daha iktidardaki CHP’nin üst yöneticilerine rüşvet vermeye kalkınca basının bundan haberi olmuş ve manşetlere yansımış.
Kendisi de Vatan Gazetesinde başyazar olan Ahmet Emin Yalman’ın ve diğer gazetelerin aktardığına göre, ortada büyük paraların döndüğü rüşvet olayına adı karışan üst düzey CHP’li yöneticiler şunlar:
Şer’iye ve Evkaf Vekili yani, Adalet Bakanı Mustafa Necati Bey.
O zamanki adı Karesi olan Balıkesir Milletvekili Ahmet Süreyya Özgeevren Bey.
Daha sonra adının rüşvetçi olarak duyulması üzerine görevinden istifa eden dönemin İçişleri Bakanı Ferit Tek Bey.
GÜNÜMÜZDEKİ RÜŞVET OLAYI İLE BENZERLİĞİ OLAN ŞEKİLDE O ZAMANKİ CHP’LİLER DE ARACI ŞEBEKE İLE ÇALIŞMIŞLAR
Gayrimüslim olan bu iş insanları parayı doğrudan bakanlara elden vermemiş; paralar İstanbul'da "aracı şebeke"olarak çalışan avukatlar, eski bürokratlar ve polis müdürleri vasıtasıyla Ankara'daki siyasilere ulaştırmışlar.
Dönemin İstanbul Emniyeti'nin yürüttüğü soruşturmaya göre, rüşvet fonunun toplanmasında ve dağıtılmasında kilit rol oynayan aracılar var, o aracılar da şunlar:
Avukat İhsan Bey: İş adamlarının hukuki dosyalarını takip eden ve rüşvet pazarlıklarını yürüten ana aktörlerden birisi.
Eski Emniyet Müdürü Tahsin Bey, siyasi çevrelerle olan nüfuzunu kullanarak gayrimüslimlerin "Türkiye'ye giriş yasaklarının" kaldırılması için rüşvet trafiğini yöneten kişi.
Bu isimler o dönem Tevhid-i Efkar ve Son Saat gibi muhalif gazetelerde deşifre edilince, meclis karışmış ve tahkikat komisyonu kurulmuş.
Gelelim CHP’li üst düzey yöneticilere rüşvet vererek Türkiye’deki servetlerini yeniden elde etmek isteyen diğer zengin Ermenilere:
Ermeni İş İnsanı/sarraf, Leon Efendi; Türkiye'deki emval-i metruke yani, terkedilmiş mal statüsündeki büyük varlıklarını ve gayrimenkullerini kurtarmak amacıyla İstanbul'daki nüfuzlu aracılara para aktardığı bilinen en önemli figürlerden birisi.
Ermeni İş İnsanı, Mihran Efendi; Yurt dışından Türkiye'ye yasal dönmeye çalışan ve el konulan ticari mallarını geri almak için rüşvet fonuna katkıda bulunan bir diğer Ermeni zengindir.
Ermeni İş İnsanı, Ohannes Efendi; İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve meclis tahkikat raporlarında adı geçen, mülklerini hukuki pürüzlerden temizlemek için aracı şebekelerle temasa geçen diğer bir Zengin Ermeni iş insanıdır.
Rum İş İnsanı Bodozaki (Andonis Bodozakis-Athanasiadis)
Milli Mücadele döneminde işgalcilerle iş birliği yaptığı gerekçesiyle "vatan haini" ilan edilerek sınır dışı edilen çok zengin bir Rum armatör ve iş insanı. Türkiye'deki devasa fabrikalarını, madenlerini ve mülklerini geri alabilmek veya satabilmek için dönemin CHP’li siyasetçilerine ulaştırılmak üzere en büyük parayı onun gönderdiği söyleniyor.
ERMENİ ZENGİNLER MESELESİ DE DİĞER MESELELER GİBİ KAPATILMAK ÜZEREDİR
Cumhuriyet Halk Parti yöneticilerinden bazılarının, Zengin Ermenilerin para karşılığı Türkiye’ye girişinin önüne açtıkları duyulunca, CHP iktidarı yanlısı Vatan Gazetesinin başyazarı Ahmet Emin Yalman da 10 Nisan 1924 günkü Vatan gazetesinde “Önce Temizlik” başlığı ile hem hükümeti uyarıyor ve hem de yolsuzlukların alıp başını gittiğini vurguluyor, şu cümleler onun: “Yolsuzluğun yalnız üç Ermeni zengin ile ilgili olmadığını, daha küçük çapta yolsuzlukların haddi, hesabı bulunmadığını, yolsuzlukların cezasını tarihin mutlaka vereceğini”, belirtiyor.
Ayrıca yine aynı gün, aynı gazetede şu satırlar var: “Ankara’da bulunmuş olan arkadaşlarımızın tahmini ne yazık ki doğru çıkıyor.
Diğer meseleler gibi, Ermeni Zenginleri meselesi de kapatılmak üzeredir. Kabine, gayet yanlış olarak bu meseleyi Halk Partisi grubunun huzurunda güven meselesi yaptı ve reylerin açıkça belirmesine engel oldu”.
Bu konu o zamanın en önemli gündemi olarak kamuoyunda yer almış.
Belki bu sebeple olacak ki yani, bir bakıma mızrak çuvala sığmayınca gazeteci Yalman şöyle diyor: “Hazinenin, belediyenin, gümrüklerin gelirlerini tahsil edenlerin bir kısmı arasındaki yolsuzlukların türlü nevi ve şekillerini bilmeyen yoktur. Barıştan sonra en ziyade üzüntü yaratan bir şey, mübadele yoluyla Yunanistan’dan gelen muhacirlerimizin çektikleri belalardır. Bunların çoğu duyulmadı. Çünkü muhacirler ağız açmaktan korkuyorlardı.
Bu muhacirler Tali Komisyonda soyguna uğramışlardır.
Bazı köylerden 5 bin, 10 bin liraya kadar talan vurulmuştu. Talan hırsının bu kadar umumi olmasının başlıca sebebi, derebeyi tavrı takınan bir takım politikacıların talandan geçinmeleri…”.
Aslında CHP iktidarının daha ilk birinci yılında yani, 1924 yılında bu olayın patlak vermesi ve yukarıda yazılanlar ile bugün yaşadıklarımız şunu gösteriyor: Kurulduğundan beri hep zenginliği ve zenginleri önemseyen, oylarını da zengin muhitlerden alıp, fakir edebiyatı yapan CHP daha koltuğa oturur, oturmaz rüşvet, irtikap, yolsuzluk, talan, ihaleye fesat karıştırma ve soygun başlıyor.
Bugünlerde, neden her gün bir CHP’li belediyenin soruşturmaya uğradığını soranlara da en güzel cevap böylece verilmiş oluyor.
Siz bakmayın Kılıçdaroğlu’nun arınmadan, temizlikten söz etmesine bu zihniyet değişmedikçe soygunlar da sürecektir.
Ferman Karaçam / Haber 7
fermankaracam@gmail.com
www.fermankaracam.com
Yorumlar6
-
belde
16 dakika önce
Şikayet Et
"yalan söyleyen tarih utansın" Mustafa Müftüoğlu nu anmadan geçmemek gerek. bunları çok önceden yazmış. maalesef tarih ders alınmadığında tekerrür ediyor.
Beğen
Cevapla
-
Bülent duman
24 dakika önce
Şikayet Et
Allah razı olsun sizden, lütfen paylaşalım herkes duysun özellikle gençler dinleyin geçmişi unutmayın unutanlar geleceği olmaz gençler iyi dinleyin
Beğen
Cevapla
-
Şükrü
30 dakika önce
Şikayet Et
Teşekkürler, elinize sağlık Ferman bey
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
kenan
34 dakika önce
Şikayet Et
zihniyet değil CHP kapatılmalı çünkü çünkü şeer odağın merkezi merkezi
Beğen
Cevapla
Toplam 4 beğeni
-
fırat
43 dakika önce
Şikayet Et
CHP başından beri karışıkmış? CHP?!?!???!
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle