Yunanistan neden rahat durmuyor?

  • GİRİŞ05.08.2026 09:10
  • GÜNCELLEME05.08.2026 09:10

Yunanistan rahat durmuyor.

Gün geçmiyor ki, Yunan televizyonlarından birine çıkıp Türkiye’ye parmak sallayan bir eski bakan veya bir devlet görevlisi görmeyelim..!

Türkiye hangi İHA’yı, hangi SİHA’yı, hangi tankı, hangi uçağı, hatta hangi mermiyi üretmiş Yunan halkı bizden daha iyi takip edip, daha iyi biliyor.

Aslında bu merak sadece Yunanlılardan değil, onları açık veya gizli kışkırtan Batılı ülkelerden geliyor.

Neden mi?

Bunun cevabı gayet basit.

Çünkü daha önce de söyledim, Yunanistan Batı dünyası için kutsal bir inektir, onu asla yalnız bırakmaz, ondan asla vazgeçemezler.

Yunanistan, Hristiyan alemi için boş verilemeyecek, terk edilemeyecek, hafife alınamayacak bir ülkedir.

Kendileri ister kapitalist, ister muhafazakar, ister sosyalist, ister komünist veya faşist olsunlar, söz konusu Yunanistan ise, ne olursa olsun onu yalnız bırakmaz, ondan bağlarını koparmazlar, çünkü; hepsinin atalarının ortak mezarları Olympos dağının eteklerinde sırt sırta yatarlar, inançları, imanları budur.

Çok eskilere gitmeye gerek yok.

Mesela dünyanın patronajını ABD’ye vermeden önce İngiltere’ye ve peşine taktığı diğer Avrupa ülkelerine bakalım:

İngiltere, Yunanistan’ın; başkentini İstanbul, yani Konstantinopolis olarak hayal ettiği Doğu Roma İmparatorluğu'nu diriltmesi fikri olan Megali İdea’sına çoğu kez açıktan, bazen de el altından destek vermiştir.

1821 yılında Yunanistan, Osmanlı'ya karşı ilk isyan ettiğinde bu isyanı güçlü şekilde desteklemişlerdir.

Aslında isyanı kendisi tezgahlamış, Fransa, Rusya desteklemiş, ABD ise gönüllü asker vermiştir.

BATILILAR YUNANİSTAN’IN TOPRAKLARIMIZI İŞGAL ETMESİNİ TEŞVİK ETMİŞLERDİR

1830 yılında Londra Antlaşması ile İngiltere, Yunanistan’ı Osmanlı'dan koparmada baş rolü oynamıştır.

Daha küçük yaşlarda Helenizim hayranlığı ile yazdığı şiirlerinden dolayı meşhur olan ve İngiltere’nin en kritik dönemlerinde Başbakanı olan David LIoyd George, Yunan Başbakanı Venizelos’un Megali İdea’sına hatta, Osmanlı'dan toprak istemesine destek vermiş, bununla da yetinmemiş, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesini teşvik etmiştir.

Biraz tarih karıştırınca görüyoruz ki, tüm Avrupa devletlerini; Fransa, Amerika, İtalya gibi ülkeleri de arkasına alan İngiltere,

1864 yılında İyonya Adaları'nı, 1881 yılında da Teselya’yı Yunanistan’a verdi.

Böylece Yunanistan, batılı ülkelerin şemsiyesi altında Doğu Akdeniz’deki gücünü arttırmış oldu.

Ayrıca, Balkan Savaşları'nın ardından, başta Girit Adası olmak üzere Güney Epir’i, Selanik’i, Makedonya’nın ve Ege adalarının neredeyse tamamını Yunanistan, batılı devletlerin desteğini alarak elde etmiş, böylece 60 küsur bin km2 kadar olan topraklarını %100 arttırarak yaklaşık 120 bin km2’ye kadar çıkarmıştır.

Diğer taraftan Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından 1919 yılında Paris’te toplanan sözde barış konferansı Yüksek Konsey üyeleri Fransa, İtalya, Amerika ve İngiltere, Batı Anadolu topraklarının Yunanistan tarafından işgalini teşvik etmiş ve büyük iştiyakla desteklemişlerdir.

Son zamanlara gelirsek; evvela Almanya, bazı adaları satılığa çıkaran, ekonomik olarak tamamen tükenmiş bir Yunanistan’ı kurtardı.

O zamanlar Yunanistan’da iktidarda olan genç sosyalist Başbakan Aleksis Çipras, Marks’ın kurtarıcı iktisadi formülleri artı-ürün ya da diğer adıyla artı-değer teorisinin sihirli yöntemleriyle Yunan ekonomisini kurtarmaya çalışırken, iyice batırdı ve Yunanistan’da ayaklanmalar, isyanlar başladı.

YUNANİSTAN’I “SATILMAKTAN” KURTARDILAR

Mesele biraz daha büyümeden Almanya’nın bayan şansölyesi muhafazakar partili başbakan Angela Merkel derhal imdada yetişti ve milyar euroları Atina’ya akıtarak ülkeyi “satılmaktan” kurtardı.

Yunanistan ayağa kaldırılınca bu defa Avrupa Birliğinin diğer büyük üyesi olan Fransa’ya sıra geldi; o da, büyük büyük dedelerinin isimlerinin aynı soy kütüğünde yan yana yazılı olduğu kutsal Yunan topraklarının (!) savunması için her türlü desteği verdi.

Hatta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron haftalarca mekik dokuyarak Mısır, İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan’ın Akdeniz’de Türkiye’ye karşı birlik olmaları için ter akıttı.

Türkiye ile Libya arasında yapılan Deniz Yetki Anlaşması'nın bozulması için Libya yetkililerine kimi yalvardı, kimi tehdit etti.

Yunanistan’a süresi dolmuş askeri araç, gereç, silah, uçak, mühimmat ve özellikle cesaret vererek Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı efelenmesine sebep oldu ve hala bu tutumunu ısrarla sürdürüyor.

Ardından İngiltere, her zamanki sessiz ve derinden yaptığı sinsi atakları ile daha önce bizzat kendisinin çok iyi bildiği uluslararası sözleşmelere aykırı olarak, hemen dibimizdeki Yunan adalarını silahla doldurdu.

GKRY’deki üssünü de tahkim ederek güçlendirdi.

Ya Amerika?

Koskoca Truva Savaşları'nın sebebi olan güzeller güzeli Helen’e aşık olan sadece Avrupa mıdır sandınız?

Süper güç ABD’nin de, bizi her yanımızdan kuşatması yetmedi, Akdeniz’den etrafımızı dolanarak, nihayet gelip burnumuzun dibindeki Dedeağaç’ta üs kurdu.

Biz pek beceremiyoruz fakat, demek ki inanç kardeşliği hiç değişmiyor; Frenk alemi şimdi de hep birlikte bize gözdağı, Yunanistan’a cesaret verip üstümüze salıyor.

ONLAR İNANÇ TEMELLİ ANLAYIŞLARINI SÜRDÜRÜYORLAR SUÇ ONLARIN DEĞİL

Bunu anladık da; daha dün Anadolu’da ve Kıbrıs’ta bebelerimizi süngüleyen ve bizden toprak isteyen Venizelos’dan beri bu barbarlara, cesaretin daha fazlası içeriden verilince insanın canı yanıyor..!

Öyle anlaşılıyor ki, David Duchovny’nin hayvanlardan hareketle insanları hicveden meşhur “Kutsal İnek” romanını bir kez daha okuyarak, bu dramatik manzaraya acı acı güleceğiz.

Bu durumu yakından izleyen bir gazeteci kardeşiniz olarak görüyorum ki, Yunanistan son zamanlarda çizmeyi iyice aştı yani, boyundan büyük hareketler içine girmeye başladı.

Sadece Ege Adalarının silahlanması değil.

Türkiye’ye F35 uçaklarının teslim edilmesi ve bizim Eurofighter uçak alımına da şiddetle karşı çıkıyor

Ve en son olarak, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, 30 Temmuz 2026 Perşembe günü Türkiyeyi ziyaret etti.

17 yıl aradan sonra bu düzeyde Lübnan’dan ülkemize gelen bu misafiri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan resmi bir törenle karşıladı.

Bu ziyaretten kısa bir süre önce Güney Kıbrıs Rum yönetiminin İstihbarat Başkanı Tassos Tzionis Beyrut'a gitti.

Ve geçen yıl Lübnan ile imzaladıkları deniz yetki alanı anlaşmasından çekilmemeleri için uyardı.

Tüm bunların sebebini biz çok iyi biliyoruz.

Arkasında; Yunanistan’ı kışkırtan anlayış, din kardeşliğidir.

Suç onların değil.

Onlar, inanç temelli anlayışlarının gereğini yapıyorlar.

Asıl suç; onların da bizim de ayrı ayrı milletler olduğumuzu bilmeyen ya da unutan Müslümanlarındır.

Dileyelim ki; Kutsal Kitabımızın uyarısını dikkate almayan ya da unutan Müslümanlar tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi ağır bedeller ödemeyiz.

Ferman Karaçam / Haber 7

fermankaracam@gmail.com

www.fermankaracam.com

 

Yorumlar1

  • Adem 53 dakika önce Şikayet Et
    tarihten gelen kuyeuk acısı ve Türkofobi hastalığı..
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat