Ali Haydar Haksal: Bir güzel dostum daha göçtü

  • GİRİŞ30.08.2026 09:26
  • GÜNCELLEME30.08.2026 09:31

Çocukken babam rahmetli ölümü şöyle anlatırdı, emim oğlu Yavuz’la bana: “Bakın çocuklar ölüm bize çok yakındır, o kadar yakındır ki, gözün karası ile beyazı kadar bir mesafe vardır aramızda.

Sonra Yavuzla birbirimizin gözlerine bakardık; ‘İyi ama gözün beyazı ile karası arasında bir mesafe yok ki’ derdik.

O da: eh işte o kadar”, derdi.

Bütün bir ömrünü köyümüzün ve çevre köylerin çocuklarına, gençlerine Kur’an öğreterek geçiren babam muhtemelen, ölümün soğuk yüzünü çocuk yüreklerimizde biraz ısıtmak ve ruhlarımıza onun varlığının gerçekliğini perçinlemek için vücudumuzun bir parçasından, gözlerimizden örnek verirdi.

Yavuzu bilmem ama ben, bu hakikati hiç unutamadım.

O “Mesafesiz Yakınlık” sevgili kardeşim Ali Haydar’la birlikte Üstadın: “Müjdecim, Kurtarıcım, Efendim, Peygamberim; Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim” dediği, iki cihanın efendisinin yanına götürdü ve İnşallah Müjdecimize komşu olarak aldı onu bizden.

Sevgili Ali Haydar’la biz aynı fakülteden mezunuz, ben Fransız dilinden o da Türk dili ve Edebiyatı bölümünden mezundur.

Aynı dönemde okuduk.

Aynı koridorda yürüdük.

Artık bıkkınlık getirdiğimiz ve hala bir türlü sevemediğim o güzelim “Çırpınırdın Karadeniz..” marşını içimizden ‘yeter artık’ diyerek koridorda her gün yüzlerce, dört yıl boyunca belki yüz binlerce defa birlikte dinledik ülkücü gençlerden.

Ayrıca rahmetli dekanımız Kaya Bilgegil Hoca da köşenin birinde bir yerlere yaslanırmış gibi yapar, bir elini koynuna koyar, diğer eliyle sigarasını tüttürüp “La havle” çekerek onların her kata merdivenlerle iniş çıkışlarını seyreder, her koridorda yüksek sesle aynı marşı söylediklerini dinlerdi.

Ali Haydar’la bizim böyle çok ortak yanlarımız vardır.

Bir defa ikimiz de köylü çocuğuyuz, ben Ardahan’ın Yokuşdibi köyünde, Ali Haydar da Bingöl’ün Kiğı ilçesine bağlı Hasköy’de doğdu.

İkimiz de şiir hastasıyız, ikimiz de edebiyata, okumaya ve yazmaya sevdalıyız, o dedesinin ben de babamın yüzlerce kitabı arasında yetiştik.

Aynı solcu akımın rüzgarında savrulan çevrelerin tesirinden onu İmam Hatip Lisesi, beni de babamın eli kurtardı, fakat ben rüzgarda epeyce savruldum ve hırpalandım.

Onunla biz aynı sağlık sınavlarından geçtik.

Bir de Ali Haydar ağabeyimdir ben, 1955 yılında, o da 1951 yıllarında bu faniye ayak bastık.

Ali Haydar Erzurum’da okulu bitirdikten sora, İstanbul’da Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde “Kur’an-ı Kerim’de Güzellik Kavramı” adında bir tez çalışması da yaptı.

Oldukça velut bir kalemi olan Ali Haydar, daha genç yaşlarında öykü, roman, deneme, eleştiri, inceleme, gezi ve araştırma

çalışmalarına başladı ve; Sesim Bana Yetmiyor adlı öykü kitabı ile Türkiye Yazarlar Birliği 1987 yılı hikâye, Yitik Yaşamın Güncesi adlı romanıyla Tuzla Belediyesi Roman Yarışması’nda 2.lik,

2013 yılı Ömer Seyfettin Hikâye yarışmasında Güneşe Koşan Adam öykü kitabı ve ayrıca 2014 yılında Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi tarafından Üstad Sezai Karakoç ile ilgili çalışmalarından dolayı yılın ödüllerini aldı.

Şair yanı da olan Ali Haydar’ın en önemli faaliyetlerinden biri Yedi İklim Dergisi kurucusu ve yayın yönetmenliğini yapmış olmasıdır.

Daha da önemlisi çok sayıda genç insanımızın bu dergi vasıtası ile neredeyse yarım asırdan beri, edebiyat dünyamıza katılmış olmasıdır.

1978 yılında merhum E. Nazif Gürdoğan ağabeyi, Mustafa Çelik bey, Alim Kahraman ağabeyi ve Osman Bayraktar beyle birlikte Yedi İklim’in temelleri atılmıştır ve 1989- 1992 yıllarında çeşitli sebeplerden dolayı kısa bir duraklama geçirmiş, 1992 yılından beri sürekli yayımlanmıştır.

Bu yönünün oldukça önemli olduğuna vurgu yapan TBMM Başkanımız Numan Kurtulmuş Bey de Ali Haydar’ın vefatıyla ilgili mesajında şöyle dedi: Türk edebiyatının ve dergiciliğinin öncü şahsiyetlerinden, milli ve manevi değerlerimizi güçlü kalemi ile savunan Ali Haydar Haksal kardeşimizin vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim. Yedi İklim Dergisi'yle bir sanat ve edebiyat muhiti oluşturan, nice genç yazar ve şairin yetişmesine vesile olan kıymetli fikir adamı Haksal'a Cenab-ı Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Mekanı cennet, makamı ali olsun."

Lise yıllarından itibaren okumaya ve yazmaya başlayan Ali Haydar Haber7, Mavera, Yedi İklim, Hece, Milli Gazete, Yönelişler ve Kaçak Yayın dergi, gazete, haber sitesinde kendi adıyla ve Mahmut Mustafaoğlu ile Yasir Vurgun müstear adlarıyla yazdı.

Ali Haydar Haksal’ın öğrencilik yıllarından itibaren iyi bir kitap tutkunu olduğunu ve bu tutkunun da dedesinden ve ailesinden geldiğini biliyoruz.

“Dedesinin Diyarbakır medreselerinde yaklaşık 5-6 yıl eğitim gördüğünü, ardından İstanbul’a gelerek Şemsi Paşa ve Fatih medreselerinde öğrenim gördüğünü, 1927 yılında dedesine devlet tarafından resmi bir yazı gönderilerek dini faaliyetlerin yasaklandığını, böylece dedesinin medrese hayatının sona erdiğini ve 1940 yılnda da vefat ettiğini” anlatmıştı.

Şimdi o da muhterem dedesinin yanında.

Dostum Ali Haydar; için rahat olsun Müsterih ol senden ve dedenden kalan kütüphane emin ellerde.

Kardeşin ve güzel insan Müstakim Haksal onlara kendi gözü gibi bakıyor.

Sevgili arkadaşım Ali Haydar’la ilgili şöyle de ilginç bir durum yaşadım:

27 Ağustos 2026 Perşembe günü yani, iki gün önce ikindi sularında Mustafa Çelik aradı.

Kadim arkadaşım ve güzel insan Mustafa şu son rahatsızlığımdan dolayı sık sık arıyor ve hatırımı, sıhhatimin gidişatını soruyor.

Epeyce konuştuk, bitirirken dedi ki, senden sonra Ali Haydar’ı da arayacağım.

Sonra epey bir süre de aramızda Ali Haydar’la ilgili rahatsızlığından, yazıp yazamadığında söz ettik.

Ertesi gün, yani evvelki gün, Cuma günü de Ali Haydar’ın bu dünyaya ve bizlere veda ettiğini öğrendim.

Dün Karacaahmet’te toprağına ve İnşallah efendimize kavuştu.

Rahmet olsun.

Mekanı Cennet, Makamı Âli ve Menzili Mübarek olsun güzel kardeşimin.

Sevgili kardeşimin “Gül Mayıs Gülü” adlı şiir kitabından ve aynı adlı şiirinden bir kuple:

GÜL MAYIS GÜLÜ

aşkı toprağa gömen aşk

seninle yeniden göğerir hayather devir kendine döner sıcacık tüter

umut yeşerir gülan denince

hiçbir şey ölü değil

dirim de ölüm de bir başlangıç.

Ferman Karaçam / Haber 7

fermankaracam@gmail.com

www.fermankaracam.com

Yorumlar1

  • Maruf Üdürgücü 42 dakika önce Şikayet Et
    Allah rahmet eylesin. Hiçbir şey ölü değil Dirim de ölüm de bir başlangıç
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat