Raşit Küçük Hoca İle Hayat Hikayesini Konuştuk-68
- GİRİŞ18.10.2026 08:58
- GÜNCELLEME18.10.2026 08:59
Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca ile yaptığımız aşağıdaki konuşma,
“Raşit Küçük, Hatırımda Kalanlar” adı ile Hayat Yayınları’ndan
kitap olarak yayımlandı.
Umarım; Türkiye’nin en ücra köylerinden birinden başlayan,
başarılarla dolu bu hayat hikayesi genç nesillerimize yol gösterici olsun.
GAZETE ABONESİYLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİNİZ FARKLI GALİBA
F. Karaçam: Hocam sanıyorum bu gazete aboneliği ile ilgili sizin görüşleriniz epeycegarklı, bu konuyu biraz açar mısınız?
R. Küçük: Bu konuyu yaşadığım bir örnekle açıklayayım.
Ben o olayları yaşayan biriyim. 17 – 25 Aralık’tan sonra Fetönün gazetesini okuyanlar Ankara’da kayınvalidemin evine gittiğimde baktım evin girişinde, orası da on katlı bir bina ve her katta da üç daire var, 30 tane Zaman Gazetesi yığılmış. Ama hiç kimse de almamış, apartman girişi gazete dolu.
“Bu ne”? dedim.
Dediler ki “Zaten geliyordu, almıyorduk, okumuyorduk ama eve çıkarıyorduk, bir şeyler sarıyorduk, şimdi de hiç dokunmuyoruz”.
Rahmetli Erbakan Hocamıza da bir zaman dedim ki “Gazete aboneyle olmaz, dağıtmayla da olmaz.
Gazete şudur, bizim nazarımızda; sabahleyin gazeteciye gidip ‘Acaba benim gazetemde bugün ne var, neyi değerlendirdi’ diye alınan bir nesnedir”.
Aslında bunu kendisi de biliyordu.
Mesela diyordu ki bazen, “Basın mensuplarını çağırsak, bizim bir haberimizi yapacak olsalar, 30 tane televizyon ve gazete mensubu gelse, karşıda flaşlarını açsalar o flaşlardan bir tanesi patlamasa, yanmasa o muhakkak bizimdir.”
Onu da söylerdi, bilirdi yani.
BUNDAN SONRA ALLAH RIZASI İÇİN MİLLİ GAZETE ALMAYACAĞIM
F. Karaçam: Yanlış hatırlamıyorsam siz Erbakan Hocayla çok beraber olmuştunuz, espri yapar mıydı rahmetli?
R. Küçük: Yapmaz olur mü, bir gün bir yerde yine gazeteden bahsedince ben, “Bundan sonra Allah rızası için Milli Gazete almayacağım Hocam” dedim.
“Ne demek bu?” dedi.
“Çıktığı günden beri Allah rızası için alıyorum hiçbir faydasını görmedim. Bir gelişme sağlamadı.
Almayayım belki iyileşir.” dedim.
“Bak, kötü örnek oluyorsun” dedi.
“Ama bizim biraz kaderimiz böyle” diyordu.
“Bakıyorum herkesin yanına verilen koruma ateş gibi.
Adamlar müthiş hareket ederler, asansörü çağırırlar hazır hale getirirler, orada beklerler.
Benim korumaya asansörü ben açarım, bizim korumamız böyle” dedi. Hocanın böyle tatlı ironileri de vardı.
HOCA ASLA MAĞLUBİYETİ KABUL ETMEZ
F. Karaçam: Allah rahmet etsin, benim siyaset öğretmenimdir Erbakan Hoca.
R. Küçük: Hangimizin değil ki?
Hoca birçoğumuzun öğretmenimizdir.
Ama gazete konusunda en iyisini bir gün rahmetli Muammer Dolmacı söyledi.
Raşit ağabey dedi bu işlerle uğraşma bu bir tarzdır, senelerdir tanırız Hoca’yı.
Hoca öyle bir insandır ki asla mağlubiyeti kabul etmez.
Asla kendisine bir başarısızlık sözü söylemenizi kabul etmez.
Onu böyle tutup yere yapıştırsanız ve deseniz ki “Hocam yenildiniz, değil mi hocam? ‘Hayır, sırtımı sağlama aldım’ der.
Yenilgiyi kabul etmez.
Çünkü tarzı o, Hocamızın” diyordu.
Hakikaten böyle bir şeyi yaşadık biz.
Allah rahmet eylesin, gerçekten çok fevkalade gayretli, fevkalade dindar, fevkalade iyi niyetli ama böyle yönleri de olan bir insandı.
(Devam Edecek)
Ferman Karaçam / Haber 7
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol