2025’in en önemli iki olayı
- GİRİŞ02.01.2026 08:55
- GÜNCELLEME02.01.2026 08:55
2025’te dünyanın en önemli siyasi olayı Trump’ın ABD başkanı seçilmesiydi. Çünkü, Trump’ın başkan olması ABD içindeki çatışmanın çok daha şiddetli bir safhaya geçmesine yol açtı.
ABD içinde küreselciler ve yerliciler arasındaki çatışma, bilinmedik bir şey değil. Trump’ın bir önceki seçimi kaybetmesi de bir komplo ile mümkün olmuştu. ABD müesses nizamı, “posta yolu ile imzasız oy kullanma” numarasını icat ederek Biden’ı iktidara getirmeyi başarmıştı.
2025 seçimlerinde Trump’ın bir kez daha aday olacağı netleşince hakkında sayısız dava açıldı, iki kez suikast tertip edildi… Ancak bunların hepsi ters tepti ve Trump, ezici bir farkla ABD başkanlık koltuğuna oturdu.
Trump, başkan olur olmaz ilk önce iç hesaplaşma dosyasını açtı. O dosya hala açık… ABD’de görülmemiş bir iktidar savaşı sürüyor. Başkan, bürokraside, orduda ve yargıda büyük ölçekli tasfiyeler yapıyor. Vazgeçilmez sanılan devlet kurumlarını kapatıyor, muhafazakar politikaları yönetimin merkezine alıyor.
Ama bundan daha önemlisi iç çatışmanın dışarıya yansımaları…
Trump, ABD’nin 70 yıllık dış politika doktrinini değiştirmeye kararlı görünüyor. ABD, başta Ortadoğu ve Avrupa olmak üzere kendisine uzak bölgelerden çekiliyor, “Amerika Adası’na” yani Kuzey ve Güney Amerika’ya odaklanıyor.
Bu karar, tüm siyasi dengeleri bozuyor. Avrupa ülkeleri savunma konusunda kendi kaderleri ile baş başa kalıyor. NATO, biraz daha önemsiz bir örgüt haline geliyor. İkili işbirlikleri örgütlerden daha önemli hale geliyor. Rusya ile ABD 80 yıl sonra yeniden yakınlaşıyor.
Ve bizim açımızdan en mühimi…Ortadoğu’da İsrail ve Türkiye kozlarını paylaşmak üzere ilk kez baş başa kalıyor.
Trump sadece verili düzeni mi bozuyor, yoksa yerine başka bir düzen mi kuruyor? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü ABD müesses nizamı hala yıkılmış değil. Trump’ın hamleleri başarılı ve kalıcı sonuçlar verecek mi yoksa geri mi püskürtülecek? İşte 2026’da cevabını alacağımız en önemli soru bu….
Ya ABD’nin bu yeni doktrini kalıcı hale gelecek ve biz çok kutuplu yeni dünyanın kuruluş sancılarını göreceği… Ya da artık bir zombiye dönmüş olan Amerikan yayılmacılığının giderayak çıkardığı yeni savaşlar ile uğraşacağız.
FİLİSTİN’İN TANINIRLIĞI
Uluslararası arenada, Trump’un başkan seçilmesi kadar önemli olan bir başka olay Filistin Devletinin rekor düzeyde bir tanınırlığa ulaşmasıydı. Üstelik Trump yönetiminin tüm engelleme çabalarına rağmen…
31 Ocak 2025 itibarı ile Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkenin 157’si Filistin Devleti’ni tanımış oldu. Üstelik bu devletler arasında pek çok Avrupa ülkesi de var.
İsrail’i tanıyan ülke sayısının 163 olduğunu düşünürsek Filistin’in uluslararası itibarının Israil’i yakaladığını görebiliriz. Tabi ki hala büyük bir güç dengesizliği ve eşitsizlik var. Ama Filistin’in bunca devlet tarafından tanınması işgalci İsrail için başlı başına bir sorun.
Filistin’i tanıyıp da daha sonra vazgeçen hiçbir ülke yok. Ama İsrail için durum aynı değil. Küba, Venezuela, Moritanya, Mali, Nijer, İran ve Maldivler İsrail’i “tanımaktan vazgeçmiş” ülkeler. Kolombiya, Nikaragua ve Belize ise sonradan tüm diplomatik ilişkilerini kesenler, yani tanımaktan vazgeçmeleri an meselesi.
Anlayacağınız İsrail, -tüm gücüne rağmen- Filistin karşısında siyaseten kaybediyor. Umalım ki bu eğilim, 2026’da da devam etsin.
Gaffar Yakınca / Haber7
Yorumlar5