İran, Batı, Türkiye
- GİRİŞ16.01.2026 08:19
- GÜNCELLEME16.01.2026 08:19
Fransızların adı gibi liberal eğilimli gazetesi Liberation’un geçtiğimiz hafta sonu sayısı, Batı kafasını göstermesi açısından tipik ve sıradan bir örnekti.
Fransa’da günlerdir devam eden çiftçi eylemleri artık doruk noktasına ulaşmış, çiftçiler traktörleri ile Paris’e girmişti. Başkentin meşhur caddeleri, meydanları patatesler ve gübre ile doluydu.
Ancak “ciddi” gazete Liberation, kapağını tek bir konuya, İran’daki olaylara ayrılmıştı. Kapakta bir cümle üst yazı, bir küçük ibare bile yoktu. Gazete yönetimi, pencereden dışarı baksa şahit olacağı eylemleri değil, 4.200 km uzaklıktaki Tahran’ı görmeyi tercih etmişti!
Sadece Liberation’un değil, başka pek çok Batılı gazete ve derginin tavrı da aynıydı. ABD’den Almanya’ya kadar her yerde gazeteler, dergiler sadece İran’ı yazdı. İsrail’i ise söylemiyorum bile, İsrail’de geçen hafta gazeteler sadece İran’ı yazdı.
Haberlerin neredeyse tamamı aynı söylemi tekrarlıyordu: ‘İran’da halk ayaklandı, yönetim çöktü çökecek, insanlar Şah’ı geri istiyor.’

BATIDA HÜKÜMET VE MEDYA TEK SES
Batılı hükümetlerin tavrı da medyalarından farklı değildi. Ya da tersinden, Batı medyası kendi hükümetlerinin çizgisine milimetresine kadar sadıktı… Yani bizim belediye beslemesi tosuncukların mantığı ile hepsi “yandaş” olmuştu!
Tüm Batılı devletler, İran’ın yıkılması gereken bir şer güç olduğunda uzlaşmışlardı. Kimisi süre veriyor, kimisi doğrudan tehdit ediyordu.
Sadece Filistin kefiyesi giydi diye vatandaşlarına işkence eden Almanya, İsrail’e karşı tivit attığı için seksen yaşındaki insanları tutuklayan İngiltere, Filistin bayrağı yüzünden genç kadınları yerlerde sürükleyen Fransa… Hepsi İran’ın vatandaşlarına zulmettiğini söylüyordu!
Birkaç gün önce ABD polisi 37 yaşındaki bir kadını sırf keyfi öyle istediği için yüzünden vurarak öldürmüş, tüm ABD ayağa kalkmıştı. Büyük şehirlerde binlerce insan sokaklardaydı. Bunları görmeyen, hatta kendi halkına karşı katil polise sahip çıkan Trump şöyle konuşuyordu: “Bir tek göstericinin burnu kanarsa vuracağız, Tahran’ı başlarına yıkacağız”.
İran’ın Londra Büyükelçiliğine giren bir gösterici, İran bayrağını yırtıp yere atıyor, İngiliz polisi izlemekle yetiniyordu. Kameraya konuşan bir İngiliz şöyle diyordu: “İsrail bayrağı söz konusu olsa İngiliz polisi bunu yapmaya kalkanı anında öldürürdü.”
Elon Musk’ın sosyal medyası X’in de derdi İran bayrağı idi. Platform, İran bayrağı simgesine izin vermiyor. Gönderilere koyduğunuz İran bayrakları, otomatik olarak Şah döneminin simgesi ile değiştiriliyor.
Sadece bunlar bile İran’daki olayların sanıldığı kadar masum eylemler olmadığını gösterebilir. Ancak daha fazlası da oldu….
Hem İsrail hem de ABD, bu işe müdahil olduklarını itiraf etti. Birinci ağızlardan ve açıkça….
29 Aralık’ta Mossad’ın Farsça sosyal medya hesabı İran’daki isyancılara hitaben “sadece uzaktan değil, sahada da yanınızdayız” diye mesaj yayınlamıştı. Soykırımcı Netanyahu, yüzlerce kez “İran bombalanmalı” dedi.
ABD’nin eski dışişleri bakanı ve eski CIA direktörü Mike Pompeo 2 Ocak’ta şöyle yazdı: “Tüm İranlı eylemcilere ve onlarla beraber yürüyen tüm Mossad ajanlarına mutlu yıllar dilerim…”
PEKİ TÜRKİYE NE YAPTI?
Bizim medyamızda da hala olaylara ideolojik gözlükle bakanların veya Batı kafası ile teşhis koyanların varlığı göze çarpıyordu.
Ama Türkiye’de hükümet, medyadan çok daha iyi bir sınav verdi. Dışişleri Bakanı Fidan’ın “İran’da İsrail’in istediği olmayacak” sözü adeta tüm tablonun özeti idi.
MHP lideri Devlet Bahçeli ise İran’daki olayları açıkça “emperyalist provokasyon” olarak niteledi.
Söz konusu olan İran ise Türkiye’nin sözü tüm Batı’dan daha ağırdır. Türk hükümetinin açıklamasını sadece bir görüş beyanı gibi algılayanlar yanılırlar.
Çünkü Türkiye, İran’a karşı baraj ülkedir. İran yönetimi ne kadar farkındadır bilemem fakat, dünyada Türkiye’nin itiraz ettiği hiçbir İran formülü devreye alınamaz.
Bir de tabi Türk halkını hesaba katmak lazım. Halkımız, askeri müdahaleye de dış müdahaleye de karşıdır. Hem kendi ülkemizde hem de başka ülkelerde.
Tabi ki her millet için özgürlük ve demokrasi isteriz ama, bunun Amerika’dan Avrupa’dan, İsrail’den gelmeyeceğini iyi biliriz.
Yorumlar2