Savaş nereye?

  • GİRİŞ06.03.2026 09:15
  • GÜNCELLEME06.03.2026 09:15

Analiz, adı üstünde “analitik düşünceden” geliyor. Yani karmaşık olayları anlaşılır parçalara ayırma, aralarındaki ilişkileri belirleme ve gelişim dinamiklerini tahmin etme yönteminden, olaylara bakarken bu yöntemi kullanma becerisinden.

İtiraf etmek lazım, memleketimiz bu açıdan pek şanslı sayılmaz. Ortalık analitik düşünceden nasibini almamış “analist” kaynıyor.  Olayların gelişimini duygusal motivasyonların, ideolojik ezberlerin veya kişisel saplantıların gölgesinde değerlendiren bu “uzmanlar”, yanılmaya ve yanıltmaya doymuyor.

İran savaşı konusunda bir kez daha gördük, söyledikleri pek çok şey yanlışlandı. Detaylara girmeye gerek yok, kendi işimize bakalım ve şu kadarını söylemekle yetinelim: Bu köşede yazdığımız, TV ekranlarında konuştuğumuz ne varsa doğru çıktı. Müneccim olduğumuzdan değil, olayları/olguları analitik bir gözle değerlendirdiğimiz ve beklentilerimizi gerçeklerin önüne koymadığımız için.

Ancak, savaşın gelişine ve karakterine dair hemen her tahminde yanılanlar, hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya devam ediyorlar. Bir yandan İran’a, bir yandan Türkiye’ye don biçmeye kalkıyorlar.

En sade hali ile özetleyecek olursak….

Savaşın geleceği belirsiz. Çünkü Trump’un talebi belirsiz.

Evet, Trump ne istiyor yakın çevresi bile tam olarak bilmiyor. Bildiğimiz, İsrail’in İran’ın tüm devlet bileşenleri ile birlikte yıkılmasını ve parçalanmasını istediği. Ancak bu, İsrail’in tek başına yapabileceği bir iş değil. ABD ile birlikte hareket ettiklerinde başarabilirler mi o da şüpheli.

İran’ı, derin yaralar almış “mekan sahibine” benzetebilirsiniz. Mekanı için ölmeyi göze alıyor, dolayısı ile kapısına haraç için gelen mafyanın yöntemleri karşısında pes etmiyor.

ABD ve İsrail her gün yeni bir “başarı öyküsü” üretmek zorundalar. Hem kendi halkları hem de Körfez’deki müttefikleri için. İran ise yaralı aslandır, sadece nefes alıp vermesi bile bir başarıdır.

Dolayısı ile İran’ınki iddia edildiği kadar “akılsız” veya “stratejisiz” bir savaş değil. Aksine, gayet makul bir stratejiye dayanıyor. Bölge ülkelerini ve dünya ekonomisini adım adım köşe sıkıştırıyor ve en önemlisi direniyor.

Napolyon, büyük komutandı. Önemli bir sözü var, “zafer düşmandan bir dakika fazla dayanmaktır” diyor. İran, makul güç kullanımı ve toplumsal seferberlik yolu ile olabildiğince uzun bir direnme rotası çiziyor.

ABD ve İsrail, İran’dan çok daha güçlü. Bunun için İran’ın stratejisi vurmaktan çok onları “tüketmeye” dayanıyor. Savunma füzelerini tüketmek, bombalarını tüketmek, morallerini tüketmek, petrollerini, enerjilerini tüketmek… Ve daha sıra en kıt kaynak olan suya gelmedi bile!

İran, aslında basitçe “düşmandan bir dakika daha fazla dayanmayı” hedefliyor.

Soykırım ortağı Trump’ın yanılgısı Doğu’yu tanımaması ile ilgili. Amerikalı şımarık zengin çocuğu, her şeyin para olduğunu sanıyor. Oysa Amerikan toplumu, tam da bu sebeple, para ile kurduğu hastalıklı ilişki yüzünden çürüyor. Trump bunu görmüyor, aynı anda hem bu kadar “kapitalist” hem de “imanlı” olmanın imkansızlığını anlamıyor. Tersinden, Doğunun iman için çok mümbit bir toprak olduğunu da fark edemiyor.

Konu sadece bir güç konusu olsaydı biz, İstiklal Harbini kazanamazdık. ABD, Domuzlar Körfezinde suya gömülmez, Vietnam’dan, Afganistan’dan eteklerini toplayarak kaçmazdı. Yahut Cezayir’den Angola’ya kadar sayısız bağımsızlık savaşı mazlumların zaferi ile sonuçlanmazdı. Bugün de alarmlar çaldığında İsrailliler böcekler gibi sığınaklara kaçışıyor. İranlılar ise füzeler yağarken meydanlarda toplanıp sloganlar atıyor, “vatan için şehit olacağız” diye bağırıyor.

Şimdi Trump’ın açmazı daha da keskinleşmiş bir hale geldi. Ya İranlıların direnme iradesine boyun eğip geri çekilecek ve kendisi kaybedecek. Ya da bu iradeyi kırmak için çok daha yıkıcı bir askeri harekat  başlatacak, kısa vadede belki kendisi kurtulacak ama orta erimde ABD’ye yeni bir Vietnam hediye etmiş olacak.

Yorumlar2

  • HIDIR BUDUR 27 dakika önce Şikayet Et
    Ne istiyor? Nobel Bariş Õdülü....)))
    Cevapla
  • Omets 1 saat önce Şikayet Et
    ABD ; ÇİN'in önünü kesmek istiyor. İtrail ise arzı mevud peşinde. Beraber çalışıyorlar
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat