Dizilerden önce interneti görün
- GİRİŞ26.04.2026 09:20
- GÜNCELLEME26.04.2026 09:20
Okullarda yaşanan silahlı saldırılar hepimizi ayağa kaldırdı. Ne kadar tepki duysak, ne kadar soru sorsak yeridir. Çocuklarımızın yaşam hakkından ve toplumun geleceğinden söz ediyoruz. Nerede hata yaptığımızı, neyin eksik veya neyin fazla olduğunu çok iyi tahlil etmemiz gerekiyor.
Eğitim sistemi, güvenlik tedbirleri, aile, çevre, televizyon, internet… Felaketin, toplumsal yaşamın her kademesine yayılmış yanlışların bir sonucu olduğunu biliyoruz. Ancak yine de kısa yoldan bir sorumlu bulup tüm suçu ona yüklemeye çalışanlar var. Hangi sebeple böyle davranıyorlar bilmiyorum ama, yaptıkları sadece sorunun gerçek boyutlarını perdelemeye yarıyor.
Özellikle TV dizilerinin “tek sorumlu” gibi hedefe konulması gerçekten hayret verici. Dizi ve filmlerdeki şiddete karşı olduğumu peşinen söyleyeyim. Sadece şiddet de değil, ayrımcılık, kadının metalaştırılması, etnik veya dini kışkırtma, değerlerin aşağılanması… Yıllardır bunlara karşı çıkıyorum. Kimseler bu konuda kalem oynatmazken televizyonları kıyasıya eleştirmiş biriyim.
Ama şimdi TV’lere yapılan insafsızlığı da söylemek zorundayım. Sanki toplumumuz tertemizmiş, eğitim modelimiz ve aile ilişkilerimiz dört dörtlükmüş ve en önemlisi internetin hiçbir yıkıcı etkisi yokmuş gibi hep bir ağızdan TV dizilerini suçluyoruz!
TV dizileri kesinlikle daha az şiddet içermeli, kötülüğün değil iyiliğin propagandasını yapmalı, buna kim itiraz edebilir ki? Ancak bir yanda oluk oluk akan kontrolsüz internet içeriklerini görmeyip diğer yanda dizileri günah keçisi ilan etmek ne kadar doğru, bunu da sormalıyız.
Bakın, TV yayıncılarının hepsi Türk şirketi ve RTÜK denetimine tabi. Peki internet üzerinden yayın yapan sitelerin, platformların ne tür bir denetimi var? Teorik olarak onlar da denetim altındalar ama pratik hiç de öyle değil. Yasal boşluklar sayesinde kafalarına göre at koşturuyorlar. Üstelik hepsi son kertede Türk yasalarından kaçabilecek şekilde kurgulanmış yabancı şirketler.
“Falanca dizide silah görünmesin” diye kıyamet koparıyoruz. Tamam, görünmesin. Peki internet platformlarındaki onca silahı, şiddeti kim denetliyor? Daha doğrusu kim görüyor da böyle itiraz ediyor? Durum şu: TV’ler nasıl olsa elimizin altındaki çocuk, enselerine tokat atıp kendimizi tatmin ediyoruz!
TV kanallarının denetimi RTÜK ile de sınırlı değil. Korkunç olaylardan sonra pek çok reklam veren bir günde tüm reklamları kesti. Türkiye’nin en büyük şirketlerinden, holdinglerinden söz ediyorum. Okul saldırısının ardından “şiddet içeren dizilere reklam vermeyeceğiz” deyip bütçelerini askıya aldılar.
Eyvallah, hassasiyetiniz gerçekten güzel. Peki aynı hassasiyeti internete verdiğiniz reklamlar için de gösteriyor musunuz?
Misal, Google üzerinden yaptığınız kişi hedeflemeli reklamlarınız acaba hangi içerikler ile yan yana görünüyor denetleyebiliyor musunuz? Aynı şekilde video platformların içeriğine yaptırım uygulayabiliyor musunuz? TV’ler hiç değilse program başlarında uyarı işaretleri çıkıyor, internette onlar da yok, siz nasıl oluyor da hangi videoda neyin olduğunu bilebiliyorsunuz?
Doğrusu, reklam verenlerimizin de gücü yerli TV şirketlerine, Türk dizilerine yetiyor. Bunca yıl aynı içeriklere reklam verenler başkalarıymış gibi şimdi bir anda ellerini yıkayıp kenara çekiliyorlar. Nasıl olsa soruna sırtını dönmek en kolayı. Oysa hepiniz bu işlerin reyting rekabeti yüzünden bu noktaya geldiğini biliyorsunuz. Yabancı internet şirketlerine verdiğiniz bütçeleri biraz azaltıp içeride izlenme riski olan mütevazı yapımlara da para ayırsanız ne kaybedersiniz? Bunca yıl reytinge odaklandınız, şimdi ne güzel “içerik de önemli” diyorsunuz. Madem içerik önemli, asla kontrol edilemeyen internet içeriklerine artık bu kadar destek olmasanız nasıl olur?
Diziler, kendilerini yeni döneme uydurmaya çalışıyor. Bazıları yayından kalktı bazıları senaryo revizyonları yapıyor. Televizyonlarımızın hiç itiraz etmeden toplumsal beklentiye yanıt vermesi gerçekten kıymetli. Fakat bu işin de bir limitinin olduğunu bilmek gerekiyor. “Dizilerde şiddet olmasın” diyoruz ama gerçek yaşamda olan bir şey diziden nasıl koparacağız bilmiyoruz. İçinde hiç kötülük olmayan bir metin ne roman olabilir ne de dizi senaryosu. Yaşamda var olan şiddeti görmezden gelmek sadece niteliksiz işler yapmaya yarar. Bunun için asıl yapılması gereken bu şiddeti “özendirmeden” göstermenin yollarını bulmak.
Televizyonlarımız üstlerine düşen sorumluluğu yerine getirsinler. Biz de onlara destek olalım. Unutmayalım, yerli TV yayıncılığının güçsüz düştüğü, Türk dizilerinin olmadığı bir ortamda meydan Amerikan şirketlerine kalır. Onlar da ne aile ne çocuk ne milli güvenlik tanırlar, sadece kazandıkları paraya bakarlar,
Gaffar Yakıca / Haber7
Yorumlar11
-
Ufuk Ahmet
36 dakika önce
Şikayet Et
Tamam işte konu aynen budur.
Sağlık usta.
Beğen
Cevapla
-
cafer
54 dakika önce
Şikayet Et
Teşekkürler sayın Gaffar Yakıca
Beğen
Cevapla
Toplam 5 beğeni
-
Mesut
1 saat önce
Şikayet Et
dizilerdeki içerikleri gözden geçirme arefesinde bu yazı olmamış. Konuyu başka tarafa çekerek sorumluluğunuzu yerine getiremezsiniz. Bırakın herkes kendine çekidüzen versin. Sıra geldi internet yayıncılığına gibi bir başlık atabilirsiniz. ama dizilerdeki içeriklere olan hassas yaklaşımı bozmanız uygun değil.
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
Misafir
1 saat önce
Şikayet Et
Çocukların internetten indirdiği oyunların verdiği reklamlarda her türlü rezillik var. Tamamen denetimsiz.
Beğen
Cevapla
Toplam 8 beğeni
-
Burhan
2 saat önce
Şikayet Et
Memleketin çivisi çıktı birkere,mehter marşı a sırtını dönenler olduğu ülkede neyin hesabı yapilyor,kökden değişmeli ,CHP ziyniyet ortadan kalkmali
Beğen
Cevapla
Toplam 7 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle