Şiddet ve öğretmenin statüsü

  • GİRİŞ10.05.2026 09:14
  • GÜNCELLEME10.05.2026 09:14

Eskiden çocuk okula verilirken öğretmene “eti senin kemiği benim” denirmiş. Uzunca bir süre “ister çocuk olsun ister yetişkin insanın etinin de kemiğinin de kendisine ait olduğunu” anlatmaya çalıştık. Okullarımızda “dayak yolu ile eğitim” gibi bir garabet vardı ve bunun önüne geçmeye çalışıyorduk.

Garabet diyorum çünkü, dayak yolu ile eğitim mümkün değil; en fazla disiplin sağlanabilir, o da çok kısa bir süreliğine. Çocuğa yönelik fiziksel veya psikolojik şiddet genellikle arzu edilenin tam tersi sonuçlar doğurur. İyi bir eğitim sisteminin en kuvvetli sütunu sevgi olmak zorundadır.

Bu konudaki çabamız başarılı oldu. Okullarımızda dayağın ve şiddetin yeri olamaz dedik, öğretmenlerimizi bilinçlendirdik, öğrenciyi koruyan gayet net kurallar koyduk.

Lakin gelin görün ki okullardaki şiddetin önüne geçemedik. Çünkü öğretmen dayağından çok daha büyük iki sorunla karşı karşıya kaldık: Biri akran zorbalığı, diğeri ise öğretmene yönelik şiddet.

Her gün bir yenisini duyduğumuz, yaş ve cinsiyet tanımayan akran zorbalığı sonunda okuldaki silahlı saldırılara kadar gelip dayandı. Çok yazdık, çok tartıştık, umuyoruz ki yeni düzenlemeler bu tip olayların yaşanmasını engeller.

Öğretmene yönelik şiddet ise genellikle görmezden geldiğimiz, kronik değil münferit olduğunu sandığımız bir sorun.

Önceleri kabadayılık yapan sorunlu öğrencilerin disiplin dışı davranışlarından ibaret gibiydi. Zamanla öğretmene zırvalık yapan, tehdit eden, dayak atan, bıçakla silahla saldıran öğrenciler peyda oldu. Gün geçmiyor ki öğretmenlerin hedefinde olduğu bir şiddet vakası duymayalım. Üstelik artık veliler de işin içinde. İnanılması gerçekten zor ama, toplumumuzda artık çocuğuna eğitim veren öğretmene saldırabilecek düzeyde insanlar var.

Ne yapmalı?

Tabi ki acil müdahale için öncelikle yasalar ve uygulama sertleştirilmeli. Öğretmene şiddet, sağlıkta şiddet konusu gibi özel olarak ele alınmalı. Velilerin okullara istedikleri gibi giriş çıkışına izin verilmemeli. Sorunlu öğrenciler için ilgili devlet birimleri devreye girdiğinde aileyi de mutlaka soruşturmalı.

Ancak sorunun sadece böylesi tedbirlerle çözülebileceğini düşünmek gerçekçi olmaz. Çünkü en temelde yer alan iki faktör var.

Bunlardan biri toplumda şiddetin yükselişi. Sebepleri çok karmaşık belki ama şiddet kültürünün yaygınlaştığı görüyoruz. Gündelik yaşamdaki şiddetten okullar da payını alıyor. Dolayısı ile önce internetten başlamak üzere şiddet kültürünün kaynaklarına korkmadan müdahale etmemiz gerekiyor.

Şiddet probleminin kaynağındaki diğer bir etken “öğretmenin statüsü” sorunu. Türkiye, uluslararası raporlara göre çok kötü bir noktada değil. Toplum hala öğretmenliği saygın bir meslek olarak görüyor. Ancak öte yandan öğretmenlerin nitelikleri ve maddi koşullarında gerileme var.

Öğretmenler, başka ülkelere kıyasla daha az maaş alıyor. Sözleşmeli olanlar ise gerçekten çok düşük ücretler ile öğretmenlik yapmak zorunda. Her şeyin maddiyatla değerlendirildiği bir çağda öğretmeni iş yerinde ve toplum içinde güçsüz düşürmemek gerekiyor.

Nitelik sorunu da maddiyat kadar önemli. Türkiye, eğitimin kalitesi anlamında hala olması gereken noktada değil. PISA skorlarımız OECD ortalamasının gerisinde kalıyor. Hem matematikte hem fen bilimlerinde hem de okumada. Tek faktör belki öğretmen değildir ama, öğretmenin niteliği açısından da bir eksiliğimiz olduğunu kestirmek güç değil. İyi eğitilmemiş, mesleğine hakim olmayan bir öğretmenin sınıftaki saygınlığının düşmesi ve disiplini yitirmesi pek de şaşırtıcı bir sonuç olmasa gerek. 

Demek ki öncelikle öğretmene el kaldıranı o hareketine pişman etmeliyiz.  Sonra da öğretmenlik mesleğini itibarlı ve tercih edilen bir meslek haline getirmeliyiz.

Gaffar Yakınca / Haber7

Yorumlar27

  • Sade İzleyici 19 dakika önce Şikayet Et
    çoluk çocuğa fazla vasıf yüklediler. sonucu bu. çocuk dediğin büyüğüne saygısızlık etmez edemez etmemeli öyle yetişmeli. ama yookk yemeğini yesin diye ellerine verilen tabletler telefonlar ne öğrettiyse öyle büyüdüler.
    Cevapla
  • Misafir 29 dakika önce Şikayet Et
    Eskiden çocuk öğretme korkusu nedeniyle bildiğini unuturdu.ogretmenler istisnalar hariç eğitici gibi değil de zorba gibi davranırdı.simdi öğrenci ile öğretmen yer değiştirdi.korkudan seslerini çıkarmıyorlar salla başını al maaşını modundalar yani egitim ifrat ve tefrit arasında kalmıştı.bir türlü orta yolu bulamadık.onun için eğitim yaz boz tahtasına dönüştü.yuz yıldır geri kalmamızın
    Cevapla
  • Ertuğrul 35 dakika önce Şikayet Et
    Sendika düşüncesi dışında okullardaki öğretmenlerin uygulama birlikteliği sağlam olursa pek çok sorun çözülür.
    Cevapla
  • Mb. 36 dakika önce Şikayet Et
    Yaz döneminde de imamlar aynı kaderi yaşıyor şükür ki süreç uzun değil, öğrenci; davranışlarıyla hocayı tehdit ediyor, sınıyor... Öğrenci merkeze alındı, öğretmen, hoca ötekileşti, sistem çöktü sanırım. Biz de oyalayıp allayıp pullayıp kreşlik görevimizi yerine getiriyoruz. Aile anne baba çalışıyor, biz de avutuyoruz çocukları. Bu şartlarda eğitim öğretim mümkün mü? Olduğu kadar...
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Bilenbiri 47 dakika önce Şikayet Et
    orta öğretim kurum yönetmeliği derhal değiştirilmeli,zorunlu eğitim kaldırılmalı,oğretmen kurul kararları yönetmeliğin boşluklarını dolduracak sekilde güçlendirilmelidir,okuldan kurul kararıyla gönderilen sorunlu öğrenci ilce mem den geri dönmemelidir o zaman okulun yaptırım gücü kalmaz kurum kültürü zedelenir..ivedilikle bu cözüm önerileri hayata geçirilmelidir
    Cevapla Toplam 3 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat