Kardeşlik Şehri’nden Notlar
- GİRİŞ15.05.2026 08:45
- GÜNCELLEME15.05.2026 08:45
15 yaşında bir lise öğrencisi, doğrudan şehrin valisine ulaşabilir mi?
Olmaz demeyin, Erzincan’da oluyor, gözlerimle gördüm.
Yüzlerce lise öğrencisinin bulunduğu bir WhatsApp grubu, devletin “koskoca valisi” de grubun üyesi! Gençler görüşlerini, önerilerini, isteklerini devletin şehirdeki en üst temsilcisine doğruda yazıyorlar. Sadece yazmıyorlar, yanıt da alıyorlar.
Ne gibi şeyler? Aklınıza ne gelirse. Okuldaki kütüphaneden mahalledeki basketbol sahasına, hasta bir kedinden akran zorbalığına kadar her şey.
Turkuvaz’ın düzenlediği Şehrin Ekonomisi toplantıları için Erzincan’daydık. Bir günde çok şey gördük ama sanırım beni en çok etkileyen Vali Bey’in kurdurduğu bu WhatsApp grubuydu.
Yanıtsız kalan, çözülmeyen bir sorun yok. Vali Hamza Aydoğdu’nun grubun yöneticisi değil sadece “üyesi” olması ise işin sevimli mizahı.
***
Malum son yazımız şehrin yaşam kalitesi ve “yeni şehir ahalisinin” beklentileri üzerineydi. Ne zaman şehrin yaşam kalitesinden söz etsek bir vurup bin ah işitiyoruz. Bu sefer de öyle oldu. Türkiye Yüzyılı’nın şafağındayız, uzaya bile gidiyoruz ama şehirlerimizdeki yaşam kalitesini istediğimiz düzeye yükseltemiyoruz.
Yaşam kalitesi iki şey ile doğrudan ilişkili: Ekonomik kalkınma ve yönetim.
İyi bir şehir için en önce paranız olacak. Sonra da o parayı doğru kullanacak basiretiniz ve iradeniz. Hatta bu ikincisi güçlü ise az para ile çok iş yapmak da mümkün.
Erzincan buna güzel bir örnek. Şehrin meydanında kocaman harflerle “Kardeşlik Şehri” yazıyor. Gerçekten de öyle. Vali Bey, asayiş ile ilgili aklımda tutamayacağım kadar suç tipi saydı ve “bizde hiçbiri görülmüyor” dedi. İnsanların gece geç vakitlere kadar caddelerde olması, Vali Bey’in sözlerini teyit ediyor. Doğu Anadolu’da bir kentte değil de bir sayfiye yerindeymişsiniz gibi…
Bu “kardeşlik” teması şehrin yönetimine de damga vurmuş. Vali, Belediye Başkanı, Rektör ve diğer üst düzey bürokratlar arasında özel bir uyum olduğu anlaşılıyor. Şehrin kalkınmasını en ön sıraya koymuşlar ve hepsi bu hedefe odaklanmış. Kısa sürede çok iş yapmışlar ama yaptıklarından ziyade yapmak istediklerinden, hedeflerinden konuşmak istiyorlar.
Ve gerçekten yapılacak çok iş var… 240 bin nüfuslu küçük sayılabilecek bir ilde bu kadar çok konu başlığı olması insanı şaşırtıyor. “Demek ki” diyor insan, “konular, siz onları ciddiye alıp dert edinirseniz bir ‘iş’ haline geliyor.”
Erzincan’a gerçek anlamda bir tarım şehri diyebiliriz. Bunun için ciddi tarım-hayvancılık hedefleri var. Doğru projeler ve devlet destekleri sayesinde çok sayıda yeni işletme kurulmuş. 700 bini geçen bir küçükbaş hayvan stoğu mevcut. Tüm Cumhuriyet tarihi boyunca yapılmış 600 dönüm seraya son 3 yılda 600 dönüm daha eklenmiş. Ama Vali Aydoğdu, yeterli görmüyor. “Topraklarımızın %50’sini ekemiyoruz daha çok ekmemiz lazım” diyor. “Tarım girişimcisi ve çoban bulamıyoruz” diye devam ediyor ve bu mesleklerin sosyal statüsünün yükseltilmesi gerektiğini söylüyor.
Diğer ana başlık turizm. Ergan Dağı’nda son derece güzel bir kayak tesisi ve oteller yapılmış. Çok uzun bir aktif piste sahip olan, en ileri teknoloji ile donatılmış bir kayak bölgesinden söz ediyoruz. Lokantaları, aktivite alanları ve hatta şahane tasarlanmış bir “Dağ Kütüphanesi” bile var. Üstelik havalimanına ve kent merkezine enikonu 15 dakika mesafede.
Belediye Başkanı Bekir Aksun, gördüğüm en gerçekçi siyasetçilerden biri. Halka sosyal yardım dağıtmaya dayalı anlayışa karşı olduğunu açıkça söylüyor. “Muhtaç olana yardım ederiz ama asıl hedefimiz yeni iş sahaları açmak ve daha çok üretmek olmalı” diyor.
Organize Sanayi Bölgesinde çok kritik bir detay var: Tekstil sektörünün Türkiye’den kaçışına göre pozisyon almaya çalışıyorlar. Büyükçe bir bakır boru fabrikasını şehre yatırım yapmaya ikna etmişler. Savunma sanayi ile ilgili de Ticaret Sanayi Odası ortaklığı ile kurulacak özel bir girişimleri var. Anadolu şehirlerinin tekstilin kaçışına karşı tedbirler alması gerekiyor, Erzincan bunun farkında.
Rektör Prof. Akın Levent, üniversitesinin kapasitesine güveniyor. “Çok genç bir kurumuz ama bilimsel olarak güçlüyüz” diyor. Deprem Teknolojisi Enstitüsünün çalışmalarını özellikle vurguluyor, “çok yakında Türkiye’nin ilk deprem erken uyarı sistemini devreye alacağız” diyor.
Erzincan, İstanbul’a göre hayli küçük bir şehir. Belki “taşra” deyip geçersiniz, ama yaşam kalitesinin bizden çok daha yukarıda olduğunu söylemeliyim. Havası, suyu temiz. Çarşı pazarı hesaplı ve kontrollü. Toplu taşıması düzgün. Suç oranı düşük. Halk ile yöneticiler arasında duvarlar olmayan, aile dostu, genç dostu ve en önemlisi yaya dostu bir şehir.
Türkiye’nin büyük şehirlerden ibaret olmadığını, Anadolu’nun uçsuz bucaksız coğrafyasında Erzincan gibi fidanlar yükseldiğini görmemiz lazım. Bu fidanlara su vermek için elimizi çabuk tutmalıyız. Çünkü medeniyetimizin geleceğini, yönetmekte zorlandığımız metropoller değil, bu şehirler garanti ediyor.
Yorumlar10
-
Misafir
52 dakika önce
Şikayet Et
Yerli ve Milli olarak benzer yazılım, mesajlaşma programları acil ve hızla geliştirilerek geniş kullanım imkanı sağlanır İnşallah. Bu sayede çok hızlı ve direk iletişim sağlanması çok değerli.
Beğen
Cevapla
-
mustafa yalçınkaya
1 saat önce
Şikayet Et
sayın valimizin sıkı bir takipçisiyim.onun aksaraydan ayrılırken halkın gözyaşlarını görünce takibe başladım...her zaman derim keşke insanları klonlama imkanı olsa da 81 ilimize hamza aydoğdu nun kopyaları gönderilse...türkiye de sıradışı valiler maalesef çok az..ben ki kocaeli valisini körfez ilçemizi izyaret ettiğini hatırlamıyorum
Beğen
Cevapla
-
Uğur
1 saat önce
Şikayet Et
Erzurum şehir hastanesinde 4-5 gündür maalesef randevu alamıyoruz
Beğen
Cevapla
-
AĞACAN
1 saat önce
Şikayet Et
İnşallah hocam inşallah, Rabbim bütün illerimize kıymetli Valimiz gibi vizyon sahibi , gönüle hitap eden bütün yetkili merci ile uyumlu Bürokrat ve Yöneticiler nasip etsin.
Beğen
Cevapla
-
İbrahim
1 saat önce
Şikayet Et
Erzincan insanı, havası, suyu herşeyi güzel şehir...
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle