CHP Vakası: İlk dersler

  • GİRİŞ22.05.2026 09:36
  • GÜNCELLEME22.05.2026 09:36

CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ını kökten iptal eden mahkeme kararının temel gerekçesi delegelerin iradelerinin para yolu ile sakatlanmış olması. Daha açık tabirle, CHP’nin para gücü ile ele geçirilmiş olması.

Önce geniş açıdan bakalım…

Siyasetin para ile ilişkisi hep netameli bir konu olmuştur. Derinliği olan demokrasilerde bu ilişkiyi yönetecek kurumsal mekanizmalar kurulur. Misal, ABD’deki lobicilik kurumu. Biz bu mekanizmayı, “paranın siyasete müdahale aracı” olması sebebi ile eleştiririz. Ancak, tersinden bakınca aynı mekanizma, “paranın müdahale düzeyini kontrol etmenin” de bir aracıdır. Çünkü yasa gereği lobicilik şeffaf olmalı, siyasetçilere aktarılan her kuruş para, maksadı ile beraber raporlanmalıdır.

Yani Amerikan siyasetinde hangi kurumdan, hangi şahıstan nereye ne kadar para gidiyorsa hepsi bilinir. Avrupa ülkelerinde de benzer, hatta daha katı mekanizmalar bulunur.

Bizde? Doğrusu bizde de öyledir. Siyasi partiler yasasının hükümleri belli, seçim yasası belli. Denetleyici kurumlarımız var. Ancak kontrol ve denetleme mekanizmalarını çalıştırmakta yetersiz kalıyor olmalıyız ki sorunlar ancak mahkemelerde çözülebiliyor.

Alavere dalavere işlerini iyi bilen bir adam, Türkiye’nin en eski siyasi partisini parmağına takıp oynatıyor. Hem de kamu gücü ile elde ettiği gayrimeşru parayı kullanarak! Çevresine toplandığı kişileri hem besliyor hem suça ortak ediyor. Delegeleri, belediye başkanlarını, vekilleri, yöneticileri kafasına göre “atıyor”. Parti yönetiminde resmi bir görevi olmamasına rağmen partinin tek patronu oluyor. Genel başkan dahil hiç kimse onun talimatından dışarı çıkamıyor. Yolsuzluk ve rüşvet iddiası ile hapse atıldığında bile partideki gizli gücünden bir şey kaybetmiyor.

Evet, denetleme mekanizmalarımız doğru düzgün çalışsaydı eğer, bu işler mahkemelere kadar uzanmazdı. CHP’de haksızlığa uğradığını düşünenler çözümü mahkemede aradılar ve haklılıklarını ancak orada ispat edebildiler.

Buna “yargının siyasete müdahalesi” diyenler var ama, dürüst olalım, daha ziyade “paranın siyasete müdahalesine yargının müdahalesi” gibi görünüyor.

Konunun CHP ile sınırlı olduğunu düşünmek saflık olur. Çünkü ana muhalefet partisi demokratik sistemin en önemli parçalarından biri. O hastalanırsa tüm sistem bundan etkilenir. Ana muhalefet partisini para ile ele geçiren güç, -hep muhalefette kalsa bile- demokratik sistemi zehirler.

Toz duman arasında büyük resmi gözden kaçırmamalıyız. Siyaset ile para ilişkisini düzenleyen kurumlarımızı daha etkin hale getirmezsek benzer sorunlarla tekrar karşılaşabiliriz. Hazır yeni Anayasa tartışmaları gündemdeyken demokratik sistemi paranın gücüne karşı da koruma altına alacak daha sağlam mekanizmalar üzerine düşünmeliyiz.

Şimdi açımızı biraz daraltıp CHP’de olan bitenin detaylarına bakabiliriz….

Özgür Özel, “karardan geri dönülsün yoksa sokaklara ineriz hayatı durdururuz” diyor. Her siyasi hareketin, her yurttaşın protesto hakkı var. Ancak birisinin Özgür Bey’e uyarması lazım: Kendisi artık CHP Genel Başkanı değil. Vakti ile Genel Başkan Özgür Özel’in bile başaramadığı “hayatı durdurma” hedefini Manisa Milletvekili Özgür Özel nasıl başaracak?

Nitekim dün akşam genel merkezde de il başkanlıklarında da kayda değer bir kalabalık yoktu. Bazı CHP’liler, İzmir İl Başkanına “neden kimse yok” diye çıkıştılar. En az 70 milletvekilinin Kılıçdaroğlu’nu tebrik ettiği söyleniyor. Özel’in kendi elleri ile “atadığı” belediye başkanları, il başkanları bile fire vermeye başladı. Parti meclisinde ise çoğunluk zaten Kılıçdaroğlu taraftarlarındaydı.

Kemal Bey, genel başkanlık mührünü eline aldığı anda çevresi daha da kalabalıklaşır. İmamoğlu’nun partiden ihracına kesin gözü ile bakılıyor. Bugüne dek partide çokça nefret biriktiren Özgür Özel ve çevresindeki birkaç isim için de zorlu günler başlıyor demektir.

Bu kavganın siyasi sonucu nereye varacak henüz bilmiyoruz.

Bir ihtimal Kılıçdaroğlu’nun yeni bir umut havası üreterek küskünleri de geri getirmesi ve partiyi toparlamasıdır. Kendisinin ilk açıklaması da böyle bir işaret veriyor.

Ancak işler kısa sürede durulmazsa karmaşanın giderek büyüme ihtimali de var. Eski hesapların açıldığı, karşılıklı intikam darbelerinin geldiği ve kendi içinde eriyen bir CHP ile de karşılaşabiliriz.

Kesin olan bir şey varsa CHP’nin bir süre daha siyaset üretemeyeceği. Olaylar nasıl gelişirse gelişsin, CHP yine iç sorunları ile meşgul olmak zorunda kalacak. Diyelim ki her şey yolunda gitti ve Kemal Bey ipleri eline aldı. Tabanın tam desteğini kazansa bile seçime kadar partisini toparlamakla uğraşacak, iç gündeme mahkum olacak.

CHP için başka bir yol var mı? Tabii ki var ama bu sefer dilimi tutup söylemeyeceğim. Nasıl olsa CHP yöneticileri öteden beri bizim gibi acı gerçekleri söyleyenleri değil, egolarını okşayan dalkavukları dinlemeyi tercih ediyor.

Gaffar Yakınca / Haber7

Yorumlar3

  • O k u r 21 dakika önce Şikayet Et
    Öldükten sonra İslam'a göre var olduğu açıklanan dünya sorumluluğu yoksa insanoğlu her şeyi yapar. Dainel Bensaid'in Daimi Skandal isimli makalesinin okunmadını tavsşye ederim. O makalede, insanlar arsındaki kuralları insan hırslarını bilen ama o hırslara mağlup olmayan üdtün bir zeka belirleyebilir, deniyor.
    Cevapla
  • Fatih 27 dakika önce Şikayet Et
    13 defa secıö kayıp eden kemal ozgır özele karşı zaferi kaptı!!!
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • GÖKHAN GÜN 33 dakika önce Şikayet Et
    Yine noktasına ve virgülüne kadar altına imzamı atacağım bir analiz özet yapmışsınız Gaffar bey. Elinize, kaleminize sağlık.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat