Yerli değil, sadece “buralı”
- GİRİŞ12.06.2026 09:09
- GÜNCELLEME12.06.2026 09:10
Ülkemizin “medarı iftiharı” iki beyaz eşya markamız var. Bunları “yerli üreticidir” diyerek bağrımıza basıyoruz. Zaten bunca yıldır da üç kuruş döviz getirsinler diye pamuklara sarılarak büyütüldüler. Türk tüketicisinin tercihi ve Türk devletinin desteği ile büyüdüler. Kendi beyanlarına bakılırsa “dünya markası” oldular.
İsimlerini anıp da başıma sarmak istemiyorum, hangi iki şirket olduğunuzu anladığınıza eminim.
Manisa’da mukim olanın CEO’su, evvelki sene müdürlere yazı yazıp “Ramazan kutlamayı” yasaklamıştı! “Şirket geleneklerimizde Ramazan diye bir şey yok, akıllı olun” diye de açık açık tehdit etmişti. Halkın tepkisi büyüyünce “yerli” şirket, adamı ön kapından kovup arka kapıdan geri işe almıştı!
Diğeri, Cumhuriyetin kuruluşundan beri ballı kaymaklı büyümüş olan bir gruba ait. “Büyük sermaye” deyince akla onlar gelir. Yaşını başını almış patronu, aynı anda hem Kürtleri hem de Türkiye’nin taşrasında yaşayan tüm kadınları aşağılayan cinsiyetçi, ırkçı, iğrenç sözler etti. “Herkesin içinde ve kameralar önünde böylesine rezil laflar eden adamlar, acaba kendi aralarında ne tür muhabbetler ediyor?” diye sordurttu…
Yaptıkları iş ne? Buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon satmak… Dikkat edin, üretmek demiyorum, satmak diyorum. Genellikle Çin’de yaptırıp buralarda satıyorlar. Ama her fırsatta kendilerini “yerli üretici” diye pazarlıyorlar. Biz de “paramız yabancıya gitmesin” mantığı ile saf saf bunları tercih ediyoruz.
Peki o yabancılar, misal Çinliler, Koreliler, Almanlar… bize hakaret ediyor mu?
O yabancılardan herhangi birinin Ramazan’a, Kurban Bayramına veya başka bir toplumsal değere karşı tavır takındığını, halkın inancını, etnik kökenini aşağıladığını gördünüz mü?
Yabancılar bizi çok sevdiğinden değil şüphesiz. Ama hiç değilse ticari sebepler yüzünden daha saygılı, daha özenliler.
Yerli zannettiklerimiz ise bize, adeta “gavur düşmanlığı” gibi düşmanlık güdüyorlar. Demek ki “buralı” olmak ile “yerli” olmak aynı şey değil. “Milli olmak” kısmına ise hiç girmiyorum bile.
***
Yıllar evvel, Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe başkanlığını kaybetmesi belirli bir kesimde muazzam bir sevinç dalgası oluşturmuştu. “Aziz Yıldırım’ı devirdik, sıra Erdoğan’da” diyorlardı.
Heyecanlılardı, inanmışlardı. Devletin vakti ile pamuklara sararak büyüttüğü burjuvazi, bu kez kendisi pamuklara sararak İmamoğlu’nu büyüttü. Fenerbahçe ile ilgili hesap neydi bilmiyorum ama Türkiye ile ilgili plan, ülkeyi yeniden Batı ile tamamen uyumlu ve Batı’ya tam bağımlı hale getirmekti. Her iki plan da ard arda patladı. Aziz Yıldırım’ın yeniden Fenerbahçe başkanı olmasını biraz da bu açıdan, dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmelerim ışığında okumak lazım.
***
İnternette pornografik içerikler üretip satan 24 kadına yönelik operasyon yapıldı. MASAK, bu kişilerin hesaplarında milyarlarca -yanlış okumadınız milyarlarca- liralık para hareketi tespit etti.
Tek özellikleri bedenlerini teşhir etmek olan insanların bu denli yüksek paralar kazanması önemli bir ders içeriyor. Sistem, genç kadınlara fahişelik, genç erkeklere ise kumar/bahis yolunu gösteriyor.
Ve gençliğe yönelik bu tuzakların piyasa düzeni içinde bozulması mümkün değil. Aksine, piyasa ilişkileri insan onuruna aykırı işlerin daha da yaygınlaşmasına hizmet ediyor. Dolayısı ile toplumu korumanın tek yolunun, devletin devreye girmesi olduğu görülüyor.
Pornografi ile ilgili operasyon, gecikmiş de olsa doğru bir hamle. Ancak insan yine de sormadan edemiyor… Bunca yıldır yazıp çiziyoruz, uyarıyoruz... Neden bugüne dek beklendi? Kimler, görevini neden ihmal etti? O malum sitenin ABD’li sahibinin arkası kuvvetli bir siyonist olmasının sürece bir etkisi oldu mu? Sanıyorum bu soruları sormak da hakkımız.
***
ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın devlet yayıncıları dünyada eşi benzeri görülmemiş bir projeyi Türkiye’de yaptılar: Ortaklaşa YouTube kanalı kurdular.
Yıl 2022 idi. VOA, BBC, DW ve France 24’ün ortaklaşa işlettiği kanalın ilk işlerinden biri, fahişeliğin ne kadar da güzel bir iş olduğunu anlatan mide bulandırıcı bir film oldu. Dört yabancı devlet birleşmiş, Türk kızlarını fahişeliğe özendiriyordu!
O zaman yazdık, konuştuk, gittiğimiz her yerde anlattık. Ancak üzerinden 4 yıl geçmiş olmasına rağmen hala en küçük müdahale yapılmadı. Fahişeliğin reklam filmi, hala erişime açık halde Youtube’da duruyor. Üstelik yaş sınırı bile olmadan!
Bu yayınlara müdahale edilmesi için daha kaç yıl bekleyeceğiz acaba?
Yorumlar7
-
Yüksel
1 saat önce
Şikayet Et
Merhaba,
yorumunuza bir ilave yapmak isterim;
'Bir ülkede uygulanan ekonomi modeli o ülke insanlarının davranışlarını belirler'
1980 ABD darbesi ile getirilen Neoliberalizmin davranışsal olumsuz etkileridir, haz, hız ve bireysellik getirmiştir, kutsal olan tek değer paradır bu sebeple ne eklerseniz onu biçersiniz, çözüm ise sert önlemlerle kontrol edebilen devlet.
Beğen
Cevapla
-
Asker
1 saat önce
Şikayet Et
O markaları yerli diye tercih ediyorduk. Siz çok haklısınız. Hakkaten safız biz.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
okur
2 saat önce
Şikayet Et
niye yetki kullanılmıyor. bir kaç açıklaması var kötülük kendine bulaşmasın, arkası sağlam kodamanlarla küçük memurlar uğraşamaz, memur uğraşsa amiri izin vermez, memur kendini devleti temsile yeterli görmüyordur, devletin gücü nü arkasında hissetmiyordur, batıdaki gibi kötülüğe bilinçli olarak izin veriliyordur ki bundan iyi bir şeylerin çıkabileceği histerisinde olanlar vardır....
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
:rtuğrul
3 saat önce
Şikayet Et
Herkesin okuması gereken bir yazı
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
-
AĞACAN
4 saat önce
Şikayet Et
Çok çok çok önemli bir noktaya dikkat buyurmuşsunuz sayın Hocam. Cumhurbaşkanımızın yanlızlığı ne kadar da aşikar, Neden Yetkili merciler, bürokratlar, vekiller vs. Milletin verdiği yetkiyi Milletin lehine kullanmakta yetersiz ve sorumsuzlar? Bunun vebali çok ağır olacak... Kaleminize sağılık
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle