Malazgirt ve Beklenen Türk

  • GİRİŞ26.08.2026 08:56
  • GÜNCELLEME26.08.2026 08:56

Beyrut’ta yaşlı bir adam, bir arkadaşımızla konuşuyor. Türk olduğunu öğrenince, yakasına yapışıp “nerede kadınız” diye soruyor.

Benzer öyküler duymuşsunuzdur. Afrika ve Ön Asya’nın çeşitli ülkelerinde halkın Türkiye’ye duyduğu sevgi apaçık bir gerçek. Ancak bu, sıradan sevgi değil, aynı zamanda bir kurtuluş umudu ve kurtarıcıya duyulan özlem.  “Türk beklenendir” sözü de bu gerçeklikten çıkıyor.

Gönül coğrafyamızda yaşayan insanların Müslüman Türk’ü beklemesi şaşırtıcı değil. Türk tuğları altında geçmiş neredeyse bin yıllık bir huzur döneminin hatıraları var.

863 YIL, 108 YIL

Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucusu Tuğrul Bey, 25 Aralık 1055’te Bağdat’a girdi. Bu tarihten itibaren Ön Asya coğrafyası Türklerin yönetimindedir. Bizler, 30 Ekim 1918’deki Mondros Mütarekesi ile Anadolu’ya çekilene kadar…  Tam 863 yıl.

Irak’tan Libya’ya kadar uzanan topraklarda bugün 13 ülke var. 1918’den bugüne gelen 108 yıldır doğrudan veya dolaylı olarak Batı’nın hegemonyası altındalar.

Türklerin hakim olduğu 863 yıl, gelişme ve medeniyetin devriydi. Sonraki 108 yıl ise yoksulluğun, katliamların, sömürünün çağı oldu.

Gözleri kör, kalbi mühürlü olmayanların Türk’ü beklemesinden daha doğal ne olabilir?

DİYAR-I RUM DA TÜRK’Ü BEKLİYORDU

Ancak Türk, bin yıl önce, kendisi ile henüz tam tanışmamış olanlar için de beklenendi…

Malazgirt Savaşı’nın 955. Yılındayız.

Büyüğümüz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu şöyle tasvir ediyor:

Aylardan Ağustos günlerden Cuma
Gün doğmadan evvel iklim-i Ruma
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma.

Evet, Sultan Alparslan ve Bozkurtlar ordusu, 26 Ağustos 1071’de Malazgirt ovasında Bizans kuvvetlerini yendi ve Anadolu’nun kapıları açıldı…

Ama ne açılmak!

Düşünün, Çaka Bey’in İzmir merkezli beyliğinin kuruluş tarihi 1081. Yani Malazgirt’ten sadece on yıl sonra Türkler, tüm Anadolu’ya hakim olmakla kalmamışlar, Adalar Denizinde devlet kurmuşlar, Midilli’yi, Sakız’ı ve Samos’u bile fethetmişler.

Bu kadar kısa sürede gerçekleşen bu ilerlemenin tek bir izahı var: Coğrafya ve halk zaten Türkleri bekliyormuş.

Sebebi basit. Müslüman Türkler, devlet örgütlenmesi konusunda çok ilerideler ve adalet ile yönetmeyi biliyorlar. Girdikleri toprağa dirlik, düzen getiriyorlar. Herkesin onları beklemesi boşuma değil.

Malazgirt Savaşına dair başka önemli detaylar da var….

BİZANS ORDUSUNDAKİ TÜRKLER

Bizanslı tarihçi Attaleiates, Bizans ordusu içinde Türklerin de bulunduğunu aktarır. “Selçuklular ile Bizans ordusundaki İskitler birbirine o kadar benziyordu ki bir kapışma olsa birbirlerinden ayırt edilemezlerdi” diye yazar. Gerçekten de Bizans ordusunda, başta Peçenekler, Uzlar ve Kumanlar gibi Kuzey Türkleri olmak üzere, uzunca bir süredir Türk paralı askerler bulunmaktadır.

O dönemde, Bizans ordusunda paralı askerlik yaygındı. Normanlardan Yahudilere kadar pek çok farklı ulustan birlik istihdam ediliyordu. Paralı asker, mesleği savaşmak olan kişiydi ve aslında sadece mesleğini icra ediyordu. Türkler bu alanda çok donanımlı oldukları için özellikle tercih ediliyordu. Ancak Bizans ordusu saflarında siyasi sebeplerle savaşan Türkler de vardı. Örneğin, Alparslan’ın eniştesi Erbasan, askerleri ile beraber 1070 yılında Bizans ordusuna katılmış, uzun süre Bizans siyaseti içinde rol oynamıştır.

MALAZGİRT’TE SAF DEĞİŞTİRENLER

Malazgirt Savaşından bir ya da iki gece önce, Selçuklu süvarileri Bizans ordugahı yakınlarına geldiler ve bir süre Türkçe naralar atarak Türk birliklerinin çadırlarının çevresinde döndüler, taciz okları attılar. Bu “iletişim” ertesi gün meyvesini verdi, bazı Uz birlikleri taraf değiştirerek Selçuklu ordusuna katıldılar. Bugünkü Gagavuzların ataları sayılan Uzların bu tavrı, Bizans ordusunu moral anlamda çökerten etkenlerden biri oldu.

Bu olay bize, Selçuklular ile Bizans tarafındaki Türklerin birbirlerinden haberdar olduğunu ve henüz modern anlamda millet kavramının olmadığı bir devirde bile, farklı Türk toplulukları arasında bir tür “erken milli şuurun” varlığını gösteriyor.

TÜRK – KÜRT KARDEŞLİĞİNİN NİŞANI

Malazgirt savaşında, orduların bileşimine dair ilginç bir nokta daha bulunuyor: Temmuz ayında Ahlat’taki savunma ihtiyacı sebebi ile doğrudan kendisine bağlı birliklerin sayısını azaltmak zorunda kalan Alparslan, Doğudaki Selçuklu topraklarından takviye almak yerine, ordusuna Kürt aşiretlerinden askerler almıştır. Kürt savaşçıların sayısı kimi tarihçilere göre 10 bini bulmaktadır.

Dolayısı ile Bizans’a karşı kazanılan Malazgirt zaferini Türk - Kürt kardeşliğinin erken bir örneği olarak okumak mümkündür.

         

Yorumlar5

  • necdet 35 dakika önce Şikayet Et
    Arasıra bu tür özet tarih bilgileri almak çok faydalı. Yazar yazmış; hiç de zorlanmadan, neyse o. Hatta bu kadar kısa sürede Çakabey'in Ege'de kurduğu devlet'in izahı çok ilginiç: Zaten bekleniyordu!
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • AĞACAN 36 dakika önce Şikayet Et
    HAYY ya HAYY Kıymetli Hocam kaleminize sağılık.
    Cevapla
  • Kaan 38 dakika önce Şikayet Et
    Ellerinize sağlık yazılarınızı beğenerek takip ediyorum.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Bayburtlu 40 dakika önce Şikayet Et
    Atam Ebu'l-Feth Muhammed Alparslan'a rahmet ve selam olsun...
    Cevapla Toplam 5 beğeni
  • Kıyakçı 1 saat önce Şikayet Et
    Eyvallah sağol kardeş eline sağlık..
    Cevapla Toplam 5 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat