Atının kuyruğunu bağlayan millet

  • GİRİŞ30.08.2026 09:28
  • GÜNCELLEME30.08.2026 09:28

Ağustos ayına “Türk’ün zafer ayı” diyoruz. Boşuna değil.

Malazgirt, Otlukbeli, Çaldıran, Mercidabık, Belgrad, Mohaç, Kıbrıs ve nihayet Sakarya ve Dumlupınar….

Malazgirt Zaferimiz ile Büyük Taarruz arasında 851 yıl var.

Anadolu’yu çok kısa sürede yurt tuttuk, çürümüş Bizans’ın yerine taptaze bir medeniyet kurduk, coğrafyaya barış, halklara dirlik düzenlik getirdik.

Ancak Türkleri “işgalci” olarak gören Haçlı kini yüzlerce yıl diri kaldı. Bulduğu ilk fırsatta da bizi vatanımızdan söküp atmak için üzerimize saldırdı.

30 Ağustos, Türk’ün harim-i ismetine tecavüz etmeye kalkanların başına neler geldiğini göstermesi bakımından çok önemli bir tarih.

Çünkü Yunan işgal ordusunun bozguna uğraması herhangi bir askeri yenilgi değil. Yunanlar buna “Küçük Asya Felaketi” diyorlar.

Yenilgiden sonra Yunan ordusu kendi devletine karşı isyan etti. Kral Konstantin tahttan indirildi.

“Felaketin sorumluları” olarak yargılanan 3 eski başbakan, 2 eski bakan ve başkomutan Hacıanesti kurşuna dizilerek idam edildi.

Politik çalkantılar durulmadığı için 1924’te monarşi yıkıldı, cumhuriyet ilan edildi.

Ama hepsinden önemlisi…

Megali İdea, yani Büyük Yunanistan ülküsü fiilen çöktü, Türkleri Anadolu’dan söküp atma hayali çöp oldu.

İşte bunun için Malazgirt ile Dumlupınar arasında doğrudan bir ilişki var. Sultan Alpaslan yurdun kapısını açtı, Gazi Paşa kilidini mühürledi.

Ve tabii ki esasen kapıyı açan da mührü vuran da aynı millet, büyük Türk milletti idi.

Dün 15 Temmuz Zaferini kazanan da aynı milletti, bugün Büyük Türkiye yolunda koşan da….

**

Akşam üstü, Bekir Hoca ile oturmuş Büyük Taarruz fotoğraflarına bakarken ilginç bir detaya rastladım. Hücuma kalkmış süvarilerden bazılarının atlarının kuyruğu bağlı.

Bu çok eski bir Türk geleneği. Pratik sebebi, savaşta atın kuyruğunun koşumlara, silahlara, diğer atlara veya çalılara, ağaçlara dolanmasını engellemek.

 

Fakat at kuyruğu bağlamanın bir de manevi anlamı var. Ta Hunlardan beri, Türk süvarileri savaşa giderken atlarının kuyruğunu bağlayarak “ölmek var dönmek yok” diyorlar. Şayet savaşta ölürlerse atın kuyruğu bağlanan yerden kesiliyor. 

Pazırık kurganlarında, Tonyukuk yazıtında, Kaşgarlı Mahmud’un Divanu Lugati’t-Türk’ünde ve Dede korkut destanlarında bu adeti görüyoruz. Kaşgari, buna “çermetmek” diyor.

Sultan Alpaslan’ın, Malazgirt’te “kefen” timsali beyaz elbise giydiğini ve atının kuyruğunu çermettiğini biliyoruz. Aynı şekilde Osmanlı seferlerini anlatan minyatürlerde de padişah atlarının kuyruğunun bağlı olduğu görülüyor.

Kurtuluş Savaşında en güçlü birliklerimizden biri Fahrettin Altay komutasındaki 5. Süvari Kolordusu idi. 1. Ordu Komutanı cennet mekan Sakallı Nureddin Paşa’nın İzmir’e girdiği birlik de bu kolordudur. Araştırdım, 5. Kolorduya özel olarak verilmiş böylesi bir kuyruk bağlama emri yok. Osmanlı ordusunun son süvari eğitim kitaplarında da böyle bir kural geçmiyor. Demek ki 1922 tarihinde bazı süvariler, özel bir emir olmaksızın kendi inisiyatifleri ile bu geleneği sürdürüyorlardı.

İlk sebebi yine teknik bir konu olmalı. At rahat hareket etsin istiyorlardı.

Ama bunun aynı zamanda “vatan için şehit olmaya hazırız” anlamına geldiğini de unutmamak lazım.

Tıpkı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Malazgirt’teki konuşmasında “atımızın kuyruğunu bağladık” diyerek meydan okuması gibi…

Gaffar Yakınca / Haber7

Yorumlar2

  • Yalçın 20 dakika önce Şikayet Et
    Rabbim tüm sehit ve gazilerimize rahmetiyle muamele eylesin...cennet vatanimizi da daim eylesin...Amin..
    Cevapla
  • Aytunç 24 dakika önce Şikayet Et
    30 ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. Ne mutlu TÜRK üm diyene
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat