Değişimi doğru okumak

  • GİRİŞ02.09.2026 08:51
  • GÜNCELLEME02.09.2026 08:51

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şangay İşbirliği Örgütü’ne “yükselen bir yıldız” dedi ve “çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsuru” olarak niteledi.

Erdoğan’ın “çok kutuplu düzen” vurgusunu bir kenara not edin. Buraya döneceğiz.

Ama önce, Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ile ilişkisinin geçmişine bir göz atalım.

ŞİÖ genel kurulu, yeni üyelerin kabulüne 2010 yılında izin verdi. Türkiye, bunu tarihi bir fırsat olarak gördü ve 2011 yılında diyalog ortağı statüsü için başvuruda bulundu. Başvuru 2013 yılında kabul edildi ve Türkiye, resmen ŞİÖ Diyalog Ortağı statüsü kazandı.

O zaman Türkiye’deki Batıcı tayfa raptiye batmış gibi ayağa fırlamıştı. “Erdoğan Türkiye’yi Avrupa’dan, medeni dünyadan koparıyor” diye bas bas bağırıyorlardı. Bu arada, tayfa dediğime bakıp da üç beş kişi sanmayın sakın. 2011’in Türkiye’sinde kafası Batı’ya ipoteklenmemiş gazeteci, siyasetçi, bürokrat bulmak neredeyse imkansızdı. Erdoğan gibi düşünenler, parmakla sayılabilecek kadar azdı.

Erdoğan, -adeti olduğu üzere- kuru gürültüye kulak tıkadı, hatta daha çok üzerlerine gitti… Türkiye Avrupa Birliği aday ülkesidir diye hatırlatanlara “Şangay bizi tam üyeliğe kabul etsin Avrupa’dan vazgeçeriz” diye karşılık verdi.

Aslında Putin’e yaptığı bir şakayı aktarıyordu. Ama Erdoğan’ı tanıyanlar bu şakanın Batıcılara atılmış buz gibi bir tokat olduğunu anlamakta gecikmedi. Erdoğan kararlıydı, “NATO ve AB ile bir sorunumuz yok ama ŞİÖ’ye de dahil olacağız” diyordu.

Batıcılar ve emirlerindeki monşer takımı, bir yandan Türkiye’yi Batı’ya şikayet ediyor diğer yandan Erdoğan’ın ısrarı ile alay etmeye kalkıyorlardı. 150 yıldır her haltı en iyi onlar bildiğinden olacak (!) “Erdoğan, tüccar gibi devlet yönetmeye kalkıyor, bu işin içinden çıkamaz” diyorlardı!

15 Temmuz ihanetinden dört ay sonra, 21 Kasım 2016’da Avrupa Parlamentosu, oy birliği ile Türkiye’nin birliğe katılım sürecini askıya alma kararı aldı.

Monşer tayfasının keyfine diyecek yoktu. Dirsekleri ile birbirlerini dürtüp “gördün mü bak biz söylemiştik” diyorlardı. Anlı şanlı gazeteciler rezilce yorumlar yapıyor, “Erdoğan yüzünden ne Batı’ya ne Doğu’ya yaranabildik” diye dalga geçmeye kalkıyorlardı.

Tepelerine düdüklü tencere kapağının inmesi uzun sürmedi….

AP’nin kararından sadece iki gün sonra, 23 Kasım 2016'da ŞİÖ, Türkiye'ye 2017 dönemi için enerji kulübünün başkanlığını verdi. Örgüt tarihinde ilk kez tam üyelik statüsü bulunmayan bir ülke bir kulübe başkanlık ediyordu.

Erdoğan, bir yandan -usul yerini bulsun kabilinden-  “AB üyelik talebimiz devam ediyor” diyor, öte yandan Ankara’ya özgü bir siyasi hat inşa etmenin yollarına bakıyordu. 2022'de ŞİÖ'nün 22. zirvesinde “ŞİÖ'ye tam üyelik istiyoruz” dedi.

11 Temmuz 2024'te ise ABD'li Newsweek dergisine verdiği röportajda “Türkiye'nin NATO üyeliğini Şanghay İşbirliği Örgütü ve BRICS'e alternatif olarak görmediğini” söyledi.

Bu esnada dünyanın çok kutuplu düzene geçtiği bizzat ABD tarafından kabul edilmiş, Rusya savaşında çarşafa dolanan Avrupa ülkeleri Türkiye’nin kapısına dizilmişti. Artık monşer takımı ve onlardan akıl alan Avrupalılar konuyu kapatmaya çalışıyor, ama bu sefer Erdoğan kapatılmasına izin vermiyordu.

Dün Bişkek’te gördüğümüz Türkiye, sadece Batı blokunun bir parçası değil, aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı’nın en önemli bileşeni ve Mekke Anlaşmasının mimarı olan ülke. Tabi ki ağırlığı da buna göre şekilleniyor.

Türkiye’nin Batılı örgütler ile “zoraki ilişkilerden” kurtulup, Doğu - Batı arasında kendine özgü bir hat inşa etmesi 15 yıl gibi kısa bir sürede oldu.

Bu nasıl mümkün oldu biliyor musunuz?

Siyasi liderliğin tek kutuplu dünyanın sonunun geldiğini okuyabilmesi ile… Başta bir kenara not edin dediğim “çok kutuplu düzen” var ya, işte onun gelişinden söz ediyorum.

91’de iki kutuplu dünya sona erdiğinde yeni düzeni fırsata çevirememiştik. Çünkü değişimi önceden görerek ona hazırlanacak bir yönetimimiz yoktu. Kendi iç karışıklıklarımız ile uğraşıyorduk. Güçsüz hükümetler, Gladyo yapılanmaları ve terör belimizi büküyordu.

Şimdi dünyada kartlar yeniden karılıyor. Yeniden çok kutuplu düzene geçiliyor. Bu sefer fırsatı kaçırmayacağız. Yeni düzende Ankara’ya da özel ve güçlü bir yer açılmasını sağlayacağız.

Bakın, ŞİÖ, 2001 yılında kurulmuştu. Türkiye, örgüt daha 10 yaşındayken başvuru yaptı. Yani Erdoğan, yaklaşan tarihsel dönemeci görmüş ve  ona göre hamle yapmıştı.

O zaman “Çin batacak, Rusya un ufak olacak, tek medeniyet Batı’dır, Ankara kendi siyasetini üretecek kadar güçlü değil” diye akılları sıra strateji yapanlar bugün utanırlar mı bilinmez… Çünkü şayet hükümet onların sözüne uysaydı şimdi bu treni de kaçırmış olacaktık.

Yorumlar6

  • Nurcihan 25 dakika önce Şikayet Et
    At gözlüğü ile yaşayanların, Erdoğan'ın ferasetini anlamaları imkânsızdır.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • misafir 26 dakika önce Şikayet Et
    Yok ,utanmazlar.Utanmak için edep lazım,haya lazım,ar lazım,us lazım,vijdan lazım,hakkaniyet lazım,vefa lazım,velhasıl utanmak için hakkıyla insan olmak lazım.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Turco 36 dakika önce Şikayet Et
    Çok kutuplu düzen isteyen yok. Türkiye'nin büyümesini güçlenmesini istiyoruz. İster çok kutuplu da büyüsün, ister tek kutuplu da. Mantıksız bir yaklaşım. Türkiye o kutuplardan biri olacak mı ? Hayır. Çünkü Nükleer Ligde değil
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Hüseyin 43 dakika önce Şikayet Et
    Ne Atlantik ne Avrasya , Türk İslam İmparatorluğu kurmak. Çok kutuplu dünyanın bir kutbuda biz olacağız.
    Cevapla
  • Yaşar 52 dakika önce Şikayet Et
    Erdoğan büyük bir lider. Sığ kafalılar onun zekasını yanına bile yaklaşamazlar. Milletin duasıyla hizmet veren, türkiyeyi 20 yılda zirveye taşıyan Erdoğanı Rabbim başımızdan eksik etmesin. Türkiye nin daha ona ihtiyacı var. Tespitlerin çok güzel elinize sağlık
    Cevapla Toplam 7 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat