Turizmde Adalet

  • GİRİŞ09.09.2026 09:00
  • GÜNCELLEME09.09.2026 09:00

İstatistiklere göre Türkiye’nin yıllık turizm geliri 65 milyar doları buluyor. Ancak bu gelirin paylaşımında keskin bir adaletsizlik var. Turizm pastasının %80’ini İstanbul, Antalya ve Muğla alıyor. 78 vilayet ise geriye kalan %20’yi paylaşıyor. Son yirmi yılda turizmde çok önemli işler başardık fakat bu temel soruna dair neredeyse hiç gelişme olmadı.

Sanayi ve tarımı görece daha adil dağıtmayı başaran Türkiye, turizm konusunda ‘İstanbul markası’ ve Akdeniz’deki deniz-kum- güneş turizminin ötesine geçemedi.

Bugün pek çok kent, turizm gelirlerinden aldığı payı artırmaya çalışıyor. Bursa da bunlardan biri. Bu maksatla ilki 2012 yılında düzenlenen Bursa Turizm Zirvesinin bu yıl beşincisi düzenlendi.

TÜRSAB ve Bursa Ticaret Sanayi Odası’nın (BTSO) ortaklaşa düzenlediği etkinliğe ben de “yerel turizm kalkınması” konulu panelin moderatörü olarak katıldım.

Panelin konuşmacıları TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, BTSO Başkanı İbrahim Burkay ve Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Başkanı Oya Narin idi.

Her biri kendi alanında son derece güçlü STK’ları temsil eden başkanlar, ‘Bursa’nın yakın geleceğin turizm şehirleri arasında yer alacağı’ fikrinde buluştular. Ancak oturumun çıktıları, sadece Bursa için değil, ulusal düzeyde uygulanabilecek önerilere dönüştü.

BTSO Başkanı İbrahim Burkay, “turizm kalkınmasının aynı zamanda bir zihinsel dönüşüm sorunu olduğunu, başka sektörlerde sadece çalışanların eğitilmesi yeterli iken turizmde tüm şehir ahalisinin aynı bilinç düzeyine gelmesi gerektiğini” söyledi.

Burkay’ın özellikle tarihsel dokunun korunması ve yayalık konularına yaptığı vurgular da dikkate değerdi.

Sürekli okuyucularım, yayalık konusunu ne kadar önemsediğimi bilirler. İnsanların yaya olarak tüm kenti dolaşabilmesi sadece turizm açısından değil, günlük yaşamın kalitesi açısından da çok önemli. Şehirlerimizin en önemli eksiği, kent tasarımında yayaların hala ikinci planda tutulması. Türkiye’nin önde gelen ticaret-sanayi odalarından birinin başkanının da benzer fikirlere sahip olduğunu görmek gerçekten sevindiriciydi.

TTYD Başkanı Oya Narin, “yerli turistin yabancı turist kadar önemli olduğunu, turizm yolu ile kalkınmanın ancak iç turizmin de geliştirilmesi ile mümkün olacağını” söyledi. Narin’e göre iç turizm, hem bölgesel kalkınmaya hem de mevcut kapasite kullanım sorunlarının çözümüne çare olabilir.

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Oya Narin’in tespitini bir adım ileri taşıdı: “Tatil yapma hakkı Anayasa’ya girmelidir” dedi.

Bağlıkaya’ya göre tatil, sağlıklı bir toplum ve verimli bir iş yaşamı için her ailenin ihtiyacı. Bunun için devlet, sadece asgari çalışma saatlerini düzenlemekle kalmamalı, yurttaşların tatil yapma hakkını da anayasal güvence altına almalı. Bağlıkaya ayrıca, yurtiçi paket turlar için özel destek programları tasarlanması gerektiğini söyledi.

TÜRSAB Başkanı’nın bir başka önerisi, şehirlerin sadece turizm ile ilgilenecek özel “turizm konseyleri” kurmaları idi. Bağlıkaya’nın TÜRSAB’a misyon olarak biçtiği “turizmin her bölgeye ve 12 aya yayılması hedefi” de tüm organizasyonun ruhunu yansıtacak nitelikteydi.

Oya Narin’in konuşmasındaki bir diğer ilginç detay, “turizm yatırımı denilince sadece otelleri anlamayın” uyarısı yapması ve Bursa için alternatif bir alan olarak “eğitim turizmi” yatırımlarını önermesiydi.

İbrahim Burkay, bu konuda çalışmalar yaptıklarını, Gökmen Uzay Havacılık Merkezi’nin bu yöndeki bir örnek olduğunu söyledi. Burkay, uzay ve havacılık eğitimi yatırımları ile aynı zamanda 10 milyar doların yurtdışına çıkışını engelleyeceklerini söyledi.

Evet, Bursa’da turizmin geleceği için umutlu olmamıza yol açan çok sebep var. Ama öte yandan şu gerçeği de görmeliyiz: Bursa, eski çağlardan beri sağlık ve kültür merkezi olmuş, Osmanlı’ya başkentlik yapmış bir şehir. Muazzam doğal ve kültür varlıklarına, yeterli ulaşım kanallarına ve görece iyi bir konaklama alt yapısına sahip. Ancak tüm avantajlarına rağmen ülkenin turizm gelirlerinden aldığı pay %1’in altında kalıyor.

Yani, Türkiye’nin turizm gelirinin dağılımındaki adaletsizlik, Bursa için bile bir dert ise eğer, başka tüm şehirler için de bir dert demektir. Şehirlerimizin ne kadarı bunun farkındadır bilmiyorum ama Bursa, “nereden başlamalıyız” sorusu için iyi bir örnek olabilir.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat