Bizim Yemen

  • GİRİŞ13.09.2026 09:04
  • GÜNCELLEME13.09.2026 09:13

Bekir Hoca’ya telefonda Yemen’i sordum. “Türkler mezarlığı” dedi, sonra izah etti…Yaklaşık 50 yıl süren Yemen isyanları sırasında o kadar çok şehit vermişiz ki Yemen’e halk arasında ‘Makbarat el-Etrek’ yani Türkler Mezarlığı denilir olmuş.

Yemen’e gidip de dönmeyenlerin kesin sayısını maalesef bilmiyoruz. En az yüz bin, bazı hesaplara göre ise bir milyona yakın Türk gencinin şehit düştüğü tahmin ediliyor. En acı türkülerimizin Yemen ile ilgili olması boşuna değil.

MEHRALİ BEY

Bizim sülalemizden de Yemen’e gidip gelmeyenler olmuş.

En önemli şehidimiz, Karapapak - Terekeme Türklerinin sembol ismi Mihrali (Mehrali) Bey’dir.

Mihrali Bey, Sivas - Malatya arasındaki bölgede yaşayan Karapapak’lardan kurduğu 40. Hamidiye Süvari Alayı ile Yemen’e gider. 1905 yılında Yemen’de şehit düşer.

Sultan Adulhamid’in onun için “benim yularsız aslanım” dediği rivayet edilir. Ardından yakılan ağıt bugün Hekimhan’dan Ulaş’a kadar tüm köylerde hala söylenir…

Ben gidiyom Rüştü Bey'im ağlama

Köz goyup da ciğerimi dağlama

Alay gitti beni burda eyleme

 

Yemen'e de benim ağam Yemen'e

Endi m'ola Mehrali Bey Yemen'e

Gurdu m'ola çadırları çimene

Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne

Dert benim vallah kime ne

 

OSMANLI YEMEN’İ

Yemen, 1517-1540 arasında Osmanlı topraklarına dahil oldu. 1870’e kadar Osmanlı egemenliğinde adeta bir altın çağ yaşadı. Şimdi Husilerin ele geçirdiği Moka var ya hani, 1538’de Osmanlılar tarafından kurulan bir liman kentidir. Yemen’den ve Doğu Afrika’dan gelen mallar, özellikle de kahve tüm dünyaya buradan sevk ediliyordu.

Yemen İsyanının çıkış zamanı gerçekten anlamıdır. İngilizler 1869’da Süveyş Kanalı’nı açarak Kızıldeniz’i Akdeniz’e bağladılar. Artık Asya’daki büyük İngiliz sömürgelerinden Avrupa’ya mal akışının yeni bir rotası vardı. Ne hikmetse Yemen isyanları da bundan hemen sonra başladı!

İsyancıların motivasyonuna gelince…

Osmanlı padişahını ve halifeyi İslam’dan çıkmakla, dinsizlikle suçluyorlardı. “Osmanlı artık İslam devleti değildir” diye diye kucağına düştükleri devlet ise İngiltere idi!

Osmanlı Devleti, çok büyük kayıplar pahasına 50 yıl daha bu stratejik bölgede tutunmayı başardı. Önce 1911’de Yemen’deki feodal beylere muhtariyet verildi, sonra 1918 Mütarekesi ile Türkler Yemen’den tamamen geri çekildi.

O günden bugüne bir asırdan uzun bir zaman geçti. Yemen, Osmanlı’dan sonra istikrar ve huzur yüzü görmedi. Ayrılıklar, ekonomik çöküntüler ve iç savaş ülkenin yakasını bırakmadı. Tıpkı Körfez ülkelerinde, Balkanlarda ve Ön Asya’da olduğu gibi.

İYİ KOMŞU, KÖTÜ KOMŞU

Bugünkü Yemen, üç ülkenin etkisi ile bölünmüş ve iç savaşa sürüklenmiş halde. İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri. Üçünün de kendi ajandası var ve bu ajandalar için ülkeyi savaşa sürüklemekten çekinmiyorlar. Yemen halkı üzerinden korkunç bir vekalet savaşı yürütülüyor.

İyi komşu, kötü komşu farkını görmek için Suriye ile Yemen’i kıyaslayabiliriz.

Suriye’deki iç savaş 2011 yılında başladı ve 13 yıl 8 ay sürdü.

Türkiye, savaş yılları boyunca ülkenin parçalanmaması için çaba sarf etti.

Önce tüm Suriye halkının gönlünü kazandı. Sonra Suriye’nin demokratik bir ülke olmasının önünü açtı. Bugün de komşusu Suriye’nin güvenliği, refahı ve kalkınması için elinden geleni yapıyor.  Suriye, iki yıldan kısa bir süre içinde bambaşka bir ülke haline geldi.

Suriye’de de İran’ın vekil güçleri vardı. Hatta vekiller bir yana, İran kendi güçleri ile Suriye’deydi. Esad yönetimi İran’ın elinde adeta esir gibiydi. Türkiye, buna rağmen Suriye’nin birliğini bozmadan kurtuluşa ulaşmasını sağladı.

Bir de dönüp Yemen’e ve komşularına bakın. Trilyonlarca dolar parası olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen’deki iç savaşı bitirmek bir yana onun bir parçası olmayı seçiyorlar, üstelik bir de ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar.

Vakti ile İngiliz’in kayığına binenler, Müslüman Türk’ün kıymetini bilmediler.

Bugün taşıma akıllar ve ihanet sarmalları ile yangın yerine çevrilen bir coğrafyada, Batılı “dostlarının” kurduğu tuzakların içinde çaresizler.

Ama biliyorsunuz, çaresizlik kibirden kapanmış gözleri açar, gerçeklere mecbur eder.

Yüz yıldır Batının oyuncakları ile uyuyan arkadaşlarımızın uyanmasına da az kaldı.

Uyanacaklar ve yüzlerini tek gerçek çareye, Türkiye’ye dönecekler. 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat