Amerika neden İsrail'i Türkiye ile dengelemek istiyor?

  • GİRİŞ10.01.2026 08:45
  • GÜNCELLEME10.01.2026 08:45

6 Ocak'ta Fransa'nın başkenti Paris'te, Suriye konulu Paris Dışişleri Bakanları Toplantısı düzenlendi. Zirvede Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil etti.

Suriye'nin geleceği ve güvenliği masaya yatırıldı. Toplantı Amerika Birleşik Devletleri'nin yoğun diplomatik çabalarıyla organize edildi. Amerika hem İsrail'in güvenlik endişelerini gidermeye hem de Suriye'nin yeniden inşası sürecini başlatmaya çalışıyordu. Amerika, Suriye ve İsrail arasında anlaşma sağlandığını duyurdu.

Saatler sonra Halep hareketlendi. PKK-YPG terör örgütü işgal ettiği Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden çıkmıyor, buradan ayrılmak isteyen sivilleri de engelliyordu.

Suriye Ordusu, örgütün provokatif saldırıları sonrası operasyon kararı aldı. Halkın bölgeyi terk edebilmesi için tahliye koridorları uluşturuldu. Örgüt mensupları ise kalkan olarak kullanmak istediği sivillerin tahliye yollarını hedef aldı. 

Nitekim, operasyon başladı, diplomasiden anlamamakta direnen PKK-YPG terör örgütüne güçle mesaj verildi.

YPG-PKK YALNIZ BIRAKILDI!

Operasyonda örgütün hamisi konumundaki ABD'den ses çıkmaması dikkat çekti. Örgüt Avrupa'dan medet umdu, Avrupa yetkilileri 9 Ocak'ta Şam'ı ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Ahmet Şara ile görüştü.

PKK-YPG yalnız bırakılmıştı. Öyle ki Suriye'yi istikrarsızlaştırmak için üst perdeden tehditlerde bulunan İsrail bile radikal isimlerin cılız tepkileriyle sınırlı bıraktı reaksiyonunu.

Operasyonun sınırlı olacağını Şam'ın açıklamalarından da diğer aktörlerin tutumundan da sahadaki durumdan da anlayabiliyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyoner liderliği, Türkiye’yi sadece bir bölgesel güç değil, İsrail’in kontrolsüz saldırganlığına karşı durabilecek yegane "istikrar mihveri" haline getirdi. Peki nasıl oldu bu?

Türkiye’nin bu yükselişindeki en kritik unsurlardan biri, Donald Trump ile yürütülen o derin ve çok katmanlı "satranç diplomasisi" oldu. Trump’ın "Amerikan askerini eve getirme" ve mali yükü bölgesel ortaklara devretme arzusu, Ankara'nın "bölgesel istikrar" hedefiyle tam bir uyum yakaladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Trump arasındaki bu ilişki, Tel Aviv'i oldukça rahatsız etmiş durumda. Netanyahu Trump'ın 2. döneminde tam 6 kez ziyaret etti Washington'ı. Çoğu basın açıklamasında Trump'ın Erdoğan'a dizdiği övgüleri en yakın mesafeden dinledi Netanyahu. Gazze'de Türkiye'nin olmasını istemiyordu, Washington'ın "Türkiye de olsun" diretmesini karşılamaya çalıştı. Suriye'de Şara'yı hedef almak istedi, Trump Şara'dan yana durdu.

İsrail'in bölgeyi yutmasını engelleyecek tek garanti unsurun Türkiye olduğunu fark etmiş durumda Amerika.

AMERİKA NEDEN İSRAİL'İ TÜRKİYE İLE DENGELEMEK İSTİYOR?

Amerika'nın Orta Doğu'daki en büyük müttefiki İsrail, bölge ülkeleri tarafından kabul gören bir aktör değil. Tüm sorunları kanla, saldırıyla, soykırımla çözme amacında. Bu saldırganlık, Amerika'nın bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilerini zedeliyor. Lübnan, Katar gibi ülkelere yönelik İsrail saldırıları sonucu oluşan güvensizlik ortamı bu durumun en somut örneği. 

Güven kaybının yanı sıra kalıcı bir istikrarı İsrail eliyle yapamayacaklarının farkındalar. Suriye'den ne istiyorlar? Öncelikleri, İran etkisinin kırılması. Peki bunu İsrail eliyle yapmaları mümkün mü? Değil..

Türkiye'nin bölge istikrarına hizmet eden adımlarını bu nedenle tercih ediyorlar. Türkiye'nin varlığı Suriye'deki İran etkisinin kırılmasını kolaylaştırıyor çünkü.

Amerika'nın İsrail'i dizginleme nedenleri için güven kaybını, kalıcı istikrar arayışını dile getirdik. Amerika'nın Orta Doğu'ya yaptığı harcamaları düşünelim bir de.

Başı sıkıştığında ağabeyi Amerika nasıl olsa devreye giriyor diye bölgedeki her yere sorumsuzca bomba yağdırmaya alışmış bir İsrail var. "Neden her seferinde arkasını toplayalım" diye düşünüyor Trump yönetimi. Bu nedenle Suriye'yi İsrail'e emanet edemiyor. Çıkan olası sorunlarda askeri olarak müdahale etmek, Orta Doğu'ya para harcamak istemiyor.

Gazze meselesinde de Türkiye'nin rolü çok kıymetli Amerika için. İsrail'in varlığı direnişi kırmak yerine daha da körüklüyor. Türkiye'nin varlığı ise bölgeye güven aşılıyor.

FİNANSMAN KÖFREZ'DEN MÜHENDİSLİK TÜRKİYE'DEN!

Türkiye’nin diplomasisini sahada bu denli güçlü kılan asıl faktör ise savunma sanayiinde yakalanan teknolojik devrim..

KIZILELMA, ANKA-3 ve otonom deniz sistemleri, İsrail’in on yıllardır bölgede sürdürdüğü askeri teknoloji tekelini fiilen kırmış durumda. Türkiye artık sadece kendi sınırlarını korumakla kalmıyor, aynı zamanda Suriye, Irak, Mısır gibi bölge ülkelerine "güvenlik ihraç ederek" İsrail’in bölgeyi zayıf ve parçalı tutma stratejisini boşa çıkarıyor.

Bölge ülkeleri istikrar görmek istiyor. İsrail başarısız devletler ve çatışan mikro gruplar..

Türk müteahhitlik gücü, Suriye’nin enerji hatlarını, havalimanlarını ve şehirlerini yeniden ayağa kaldırırken, bu hamle İsrail’in kuzeyden yayılma hayallerine de set çekmekte. Bu devasa imar ve güvenlik hamlesinin finansal yakıtı ise yön değiştiren Körfez sermayesi..

2026 itibarıyla Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt gibi dev aktörler, paralarını artık bölgeyi ateşe atan bir İsrail yerine, bölgeyi inşa eden ve koruyan Türkiye’nin projelerine akıtmakta. "Körfez Finansmanı + Türk Mühendisliği" formülü, bugün sadece Suriye’de değil, Doğu Akdeniz’in derinliklerinde de meyvelerini vermekte.

ORTA DOĞU TÜRKİYE'NİN ÖNCÜLÜĞÜNDE GELİŞECEK!

İsrail’in "Arz-ı Mevud" hayalleri, Türkiye’nin "bölgesel huzur ve kalkınma" gerçeğine çarparak paramparça olmakta. Tel Aviv'in endişesini İsrail Basını da gözler önüne seriyor. The Jerusalem Post'da yayınlanan bir makale, İsrail'in Türkiye'nin Orta Doğu'daki projelere dahil olmasını engelleme şansının azaldığına dikkat çekiyor.

Eğer uluslararası toplum İsrail’i hukuk zeminine çekmezse, Türkiye ve müttefiklerinin kurduğu bu yeni "refah hattı", İsrail’i bölgenin marjinal ve etkisiz bir aktörü haline getirmeye devam edecektir.

Ve 2026, Orta Doğu’nun İsrail’in esaretinden kurtulup Türkiye’nin öncülüğünde kendi kaderini tayin etmeye başladığı yıl olarak tarihe geçecektir.

Hüseyin Akif Küçükal / Haber7

Yorumlar16

  • BURHANEDDİNRABBANİ 11 saat önce Şikayet Et
    Kim demiş Avrupa insanı medeni? Ne edep var ne haya çırılçıplak bedeni! Eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni; Desenize hayvanlar bizden daha medeni! Kul olmak çağdışıyken, soyunmak çağdaşlık, Din kardeşliğini bıraktık biz, ecnebiyle kaynaştık.. Sünnet sakal yobazlık, top sakalsa medeni.. Unuttun sen ey vefasız ehli sünnet dedeni..
    Cevapla Toplam 4 beğeni
  • Ali 12 saat önce Şikayet Et
    Harika bir analiz. Türkiye hariciyesi son on yilda müthis islere akillica imza atti.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Vatansever 12 saat önce Şikayet Et
    Tefrikaya düşmeyin. Ayrılıkta azap birlikte kuvvet vardır. Çok sıkı bir tek yumruk olmamız gerekiyor.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Devam 13 saat önce Şikayet Et
    Bazı karışık konulara mükemmel şekilde açıklık getiren bir yazı, tebrikler. Ama elimizi çabuk tutmamız lazım çünkü bir kaç sene sonra seçim var ve iç ile dış hainler pusuda bekliyor.
    Cevapla Toplam 6 beğeni
  • Rtt 13 saat önce Şikayet Et
    ABD uzaktan ayar veriyor, olan bu
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat