Pakistan-Afganistan geriliminde hedef Sünni ekseni mi?

  • GİRİŞ28.02.2026 08:45
  • GÜNCELLEME28.02.2026 08:45


23 Şubat Pazartesi günü İsrail'in eli kanlı Başbakanı Netanyahu, mecliste bir konuşma yaptı. "İttifaklar Altıgeni" ismini verdikleri bir eksenden bahsetti.

İran'ın yaralı Şii eksenini hatırlattı, Sünni eksene dikkat çekti. Bu yeni ittifakın İslam'ın her iki eksenine de karşı çıkan ülkelerden oluşacağını söyledi.

Kim o ülkeler?

İttifakın merkezinde İsrail elbette. Doğu Sütunu Hindistan. Doğu Akdeniz'deki ortakları Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Körfez'deki ortakları BAE ve benzerleri ve ismini vermediği Afrika-Asya ülkeleri. Somaliland'i de burada aday gösterebiliriz.

Akabinde, 25 Şubat Çarşamba günü Hindistan Başbakanı Modi'yi ağırladı İsrail. Knesset'te konuştu, "Yaşasın İsrail Halkı" dedi. "İsrail babavatan, Hindistan anavatandır" dedi. Madalyasını da aldı İsraillilerden.

Netanyahu bu eksen meselesini, Modi ziyaretinde de zikretti. Ama bu mesele kadar önemli bir ifadesi oldu konuşmasında. Birinci Dünya Savaşı'nı hatırlattı. "Osmanlı işgalindeyken özgürleşmemize yardım edenler arasında İngiliz Ordusunda bulunan cesur Hintliler vardı. Hintli komutanlar bizim için canını verdiler" dedi.

Çerçeveyi bir kez daha çizelim.

İsrail bir eksen oluşturuyor. Bunu Yunan, Rum, Hint, BAE vb. ile yapıyor. IMEC tarzı bir ticaret koridoru oluşturuluyor Türkiye ve Mısır’ı bypass eden. Sonra da “Şii ekseni güç kaybetti, sırada Sünni ekseni var” diyor. Hedef kim peki? Türkiye ve Mısır’a, Suudi Arabistan ve Pakistan’ı ekliyor.

Türkiye'yi Suriye ve Irak'tan SDG-YPG ile köşeye sıkıştırmak istediler, çözüm süreci ve Suriye'deki devrimle oyunları bozuldu. Ankara'yı, Doğu Akdeniz'den Yunanistan ile Rumlarla çeşitli kışkırtmalarla oyalamak istediler. Libya ile anlaşarak IMEC’i, EastMed’i işlevsiz kılan Türkiye’nin karşısında, Avrupa Birliği, Yunan ve Rumları yalnız bıraktı. Bölge istikrarını şimdi Suveyda'dan, kısmen Irak'taki terör örgütü üzerinden bozmaya çalışıyorlar.

Suudi Arabistan ve Mısır'ı, BAE eliyle Yemen'den Sudan'dan oyalamaya çalışıyorlar.

Yazımızın konusu olan Pakistan'ı ise Hindistan için Afganistan ile oyalıyorlar.

Pakistan ile Afganistan arasında derin bir çıkmaz var. 2025 yılında Pakistan genelinde yüzlere terör eylemi gerçekleşti. Pakistan hükümeti, sorumluların Afganistan topraklarında saklandığını savunarak söz konusu militanlara operasyonlar gerçekleştirdi. Afganistan ise bu operasyonlarda sivil kayıpların olduğunu öne sürdü, Hindistan'a yaklaştı.

Hindistan'dan gaz alıp Pakistan'a kafa tutsa da Afganistan'ın teknik anlamda Pakistan'ın askeri gücüyle yarışabilecek kapasitesi bulunmuyor. Çünkü hava gücü yok. Bu nedenle her ne kadar ortada "savaşıyoruz" açıklaması olsa da çatışmaların şiddetlenmesi, bölgesel bir savaşı tetiklemesi düşük ihtimal. Hem sivillerin zarar görmemesi için hem şer ittifakına mensup ülkelerin oyunlarına düşmemek için hem de iki Müslüman ülkenin Ramazan ayında karşı karşıya gelmemesi için diplomatik çabaların arttırılması da şart.

Geçtiğimiz yılın Mayıs ayında Hindistan ve Pakistan savaşın eşiğine gelmiş, son 30 yılın en şiddetli çatışmaları yaşanmıştı. Afganistan-Pakistan arasında yaşananlar, pek tabii, olası bir gerginlikte Pakistan tarafının enerjisini tüketme amacı da güdüyor olabilir.

Türkiye - Suudi Arabistan / Mısır - Pakistan eksenine yönelik bu hamle de diğerleri gibi başarısızlığa mahkum. Bu ekseni yıpratabilecek en ciddi hamle, İran'da rejim değişikliğini hedefleyen bir savaş olur. Bu da başta Amerika'yı olumsuz etkiler.

27 Ekim'de İsrail'de parlamento seçimleri var. Netanyahu ve müttefiklerinin kaybetmesi bekleniyor. 3 Kasım'da ise Amerika'da ara seçimler yapılacak. Trump'ın son kongre konuşmasında ağırlığı iç siyasete vermesi, demokrat vekillerle girdiği münakaşa, toplumda artan İsrail ve Trump karşıtlığı, bize o seçimlerin ahvalini de üç aşağı beş yukarı anlatıyor.

İran ile müzakerelerden her iki tarafın da diplomatik başarı olarak kendi kamuoyuna sunabileceği bir anlaşma çıkması lazım. Aksi durumda İran ile savaş Trump'a seçimlerde daha da kaybettirir. Azledilmesi yeniden gündeme gelebilir.

Bölge halkları arasındaki birlik arttıkça, Müslüman ülkeler arasındaki işbirliği güçlendikçe, Orta Doğu'nun geleceğinde ne Netanyahu ne de onun gibilerin şansı var. Bu endişeyle zaten bulabildikleri her kıvılcımdan yangın çıkarma niyetindeler. Son olarak gördüğümüz Afganistan-Pakistan meselesinde olduğu gibi.

H. Akif Küçükal / Haber7

Yorumlar6

  • İhtiyar Delikanlı 32 dakika önce Şikayet Et
    Âl-i İmrân - Ayet 173 Bir kısım insanlar, müminlere: «Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!» dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve «Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!» dediler.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • define avcısı 46 dakika önce Şikayet Et
    Pakistan oyuna çabuk geldi. Onu meşgul etmek için istenen oldu. Birlik oluşmasın tüm mesele. Rusyada meşgul. Çin seyirci her zaman olduğu gibi Geriye bir Türkiye kaldı. Oda ha sabır çekiyor.
    Cevapla
  • Kim 48 dakika önce Şikayet Et
    Seçimi Trump da kaybetse netanyahuda kaybetse ne değişir diğer kazananlar sanki farklı bir şey yapacak
    Cevapla
  • Yakup 1 saat önce Şikayet Et
    Tesbit ve açıklamalarıniz çok bilgilendirici ve ufuk açıcı. Teşekkurler.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Emkli 1 saat önce Şikayet Et
    On numara tespit. Kaleminize ve elinize saglik
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat