İran savaşı 1861 ruhunu hortlatır mı?
- GİRİŞ11.04.2026 08:31
- GÜNCELLEME11.04.2026 08:31
Hafta içindeki en kritik gelişme, hiç şüphesiz Amerika ve İran arasındaki ateşkes ilanı oldu. Ateşkes ilan edildi edilmesine ancak İsrail'in saldırganlığı dizginlenebilmiş değil. Lübnan'a yönelik saldırılar, her ne kadar ABD yönetiminin "sakin ol" uyarısına rağmen Netanyahu'yu hangi noktada ne kadar dizginleyecek, tartışmalı. Bu nedenle ateşkesin akıbeti de şüpheli diyebiliriz.
İSRAİL KAN DÖKMEYİ BIRAKIR Mİ?
İsrail'in Ortadoğu'da bir savaşa ihtiyacı olduğu çok açık. Kurulduğu ilk günden bu yana "komşuyu komşuya kırdırma" taktiğini uygulayarak kendisi için güvenli bir coğrafya dizayn etmeye çalışıyor. İran savaşıyla tetiklenmek istenen bir Sünni-Şii gerilimi var ortada. Özellikle ABD'nin Körfez ülkelerini İran misillemeleri karşısında yalnız bırakması, bu devletleri İsrail ile daha sıkı güvenlik iş birliğine itmek için tasarlanmış gibi duruyor.
7 Ekim'den önce Abraham Anlaşmaları rüzgarını görüyorduk. İran savaşıyla bu ticari bağın, askeri kader birliğine dönüşmesi muhtemel mi? Belki Suudi Arabistan ve Katar için değil ancak bölgedeki diğer ülkeleri İsrail'e yaklaştırabilecek adımlar atıyor İsrail. Nifak tohumları ekiyor İslam ülkeleri arasına. Önümüzdeki süreçte dikkat edeceğimiz hususlardan biri İsrail'in başını çektiği İran karşıtı koalisyona kimin katılmaya meyilli olacağı.
İşin siyasi ayağı böyle. Peki halklar bu oyunda nasıl yönlendirilmek isteniyor? Elbette İran düşmanlığı üzerinden. Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanmalar ve ekonomik sarsıntılar, refahın bozulması halk tabanında mezhepsel nefreti tetikleyecek bir araç olarak kullanılabilir. Tahran bu hamlenin bir sonraki adımında bölgedeki Şii grupları oyuna dahil edebilir. Özellikle Bahreyn gibi şii nüfusa sahip ülkelerde toplumsal kırılmalar yaşanabilir.
Öyle ki İsrail, istikrarsızlığı nereden yakalayabilecekse ona göre pozisyon oluyor, ağına düşecek ülkelerle birlikte emellerine ulaşma şansını koruyor. Bu da Gazze'yi yok etmesine, Batı Şeria'yı İsraillileştirmesine, Kudüs'teki işgali derinleştirmesine, Lübnan'ı Gazze'ye çevirme çabasına kolektif bir tepki doğmasını engelliyor.
ABD'DE TOPLUMSAL ÇATLAK OLUŞUR MU?
Hem Amerika hem de İran, ateşkesi zafer ilan ederek duyurdu. Dünya ABD'nin bu savaştan ne kazandığı hakkında tereddütlü. Trump'a göre savaştan önce açık olan Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması önemli bir zafer. Bu maceranın küresel ekonomiye etkisi en az 400 milyar dolar. ABD yönetiminin uzun vadede hasar telafisi için bütçe tahmini 1 buçuk trilyon dolar seviyelerinde.
Amerika'da Trump'ı başa geçiren "savaşlara son" sloganı yerle bir olmuş durumda. Amerikan askeri savaşa girip imaj kaybetti çünkü. Ancak 40 günlük savaş, Trump'a oy veren kırsal bölge sakinlerinin, çiftçilerin, tarım emekçilerinin de ABD başkanına bakışını değiştirdi. Destek 40 gün içerisinde tarihin en düşük seviyelerine geriledi. Önümüzdeki ara seçimlerde bu tabloyu olumlu yönde değiştirmesi de pek mümkün değil ABD başkanı Trump'ın.
12 Nisan 1861'de başlayıp 9 Nisan 1865'te bitmişti ABD iç savaşı. Bugün ile benzer yönleri var mı? Elbette var.
Yaklaşık 150 yıl önce yüzeyde toprak mücadelesi gibi gözüken iki farklı medeniyet tasavvurunun, iki zıt ekonomik modelin, iki ahlaki evrenin çarpışmasına sahne oldu Amerika. Bugün, Amerika Birleşik Devletleri'nde Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında yükselen sert kutuplaşma, eyaletlerin federal hükümete karşı başkaldırıları ve toplumsal huzursuzluklar dikkate alındığında, 1860'lardaki fay hatlarının aslında hiç kapanmadığı, sadece şekil değiştirdiği görülüyor.
Bugün Amerikan toplumuna baktığımızda, 1860'ların ruhunun hala sokaklarda dolaştığını görebiliyoruz... Toplum, sadece siyasi değil, fiziki ve ruhsal olarak da bölünmüş bir görüntü sergiliyor.
Black Lives Matter eylemleri, iç savaşın bitiremediği ırksal adaletsizliklerin hala en büyük toplumsal yara olduğunu gösteriyor. "ICE" yani Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza biriminin operasyonlarına karşı çıkan eyaletlerin, federal otoriteyle çatışması, "eyalet hakları" krizinin güncel bir tezahürü olarak beliriyor.
Küresel krizler de bu içsel bölünmeyi tetikliyor. Gazze protestoları üniversitelerde ve şehir merkezlerinde kuşaklar arası ve ideolojik bir uçuruma sebep olmakta. İran savaşının doğurduğu enerji maliyetlerinin, enflasyonu tetiklemesiyle doğan ekonomik darboğaz, halkın sisteme olan inancını temelden sarsıyor.
Enflasyonun alım gücünü bitirdiği bir ortamda, merkezi otoriteyi hedef alan "Not My King" yani "Benim Liderim Değil" tarzı sistem karşıtı çıkışlar, toplumsal sözleşmenin ne kadar kırılgan hale geldiğini gözler önüne seriyor. İnsanlar, tıpkı 1861 öncesinde olduğu gibi, çözümün artık "birlikte" değil, "ayrışmakta" olduğuna inanmaya başlıyor. 1861'in hayaletleri, bugün Washington koridorlarından sosyal medya akışlarına kadar her yerde yeniden canlanmış gibi görünüyor.
Belki de bu savaş, İran rejimini yıkma parolasıyla yola çıkan ABD'nin gerileme ve dağılma sürecinin başlangıcıdır?
Hüseyin Akif Küçükal / Haber7
Yorumlar8
-
Cemo
59 dakika önce
Şikayet Et
İnşeeAllaah tez zamanda
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Eren
1 saat önce
Şikayet Et
İnşallah.
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
Poizai
1 saat önce
Şikayet Et
ABD İran'dan bir şey koparamadı savaşacak durumuda kalmadı şimdi korkutarak lübnandan bir şeyler koparacaklar zararı öyle kapatacaklar
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
-
Inzibat
1 saat önce
Şikayet Et
İnşallah
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
-
ZEKUSAGI
1 saat önce
Şikayet Et
ABD nin,Dağılma sürecine başlangıcı ise bu süreç.Ne denir o zaman İNŞAALLAH
Beğen
Cevapla
Toplam 4 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle