Doğu Akdeniz'de oldubittiye izin yok
- GİRİŞ09.05.2026 09:29
- GÜNCELLEME09.05.2026 09:47
Tarihi günleri yaşıyoruz.
Hafta içinde SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii Fuarı'nda görücüye çıkan Yıldırımhan ile Türkiye, savunma doktrinini stratejik caydırıcılık aşamasına taşımış durumda.
Yıldırımhan ile tanışan Yunanistan ve İsrail basını da hemen Türkiye'nin savunma sanayiinde ulaştığı noktadan duyduğu endişeyi dile getirdi.
Bu adım elbette bir mesaj. Özellikle tüm mücadelenin Doğu Akdeniz üzerinden okunabildiği şu günlerde.
İSRAİL KIBRIS'A YERLEŞİYOR
İsrail'in uzun süredir Akdeniz'de Türkiye'nin etkisini daraltmaya yönelik adımlar attığını biliyoruz. Daha önce de sıklıkla değindiğimiz EastMed, IMEC gibi projeler bunun örneği. İsrail'in Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi ile sağladığı işbirliği, bu birliktelik üzerinden oluşturmaya çalıştığı "Altıgen İttifak" da "Türkiyesiz Akdeniz" hedefi doğrultusunda sahada gördüğümüz son gelişmeler.
Akdeniz'de bugün rahatça ellerini kollarını sallayamadıkları için kısa vade yerine orta ve uzun vadede Türkiye'yi bypass etmeye çalışacakları hamlelerin tohumlarını atıyorlar. Limasol'de İsrailli yatırımcılar tarafından satın alınan geniş araziler bu tohumlardan biri mesela…
İsrail'in Güney Kıbrıs topraklarını satın almaya başlamasının Filistin'deki işgal sürecini düşününce Kıbrıs'ta hangi sonuçlara gebe olduğu ortada. Bunu fark eden Rum kesiminin eski milletvekillerinden George Perdikis, tehlikeye dikkat çekti geçtiğimiz günlerde. Yabancılara yapılan büyük ölçekli arazi satışlarının ardından, adanın demografik yapısının değiştirildiğini söyledi. Güney Kıbrıs'ın geleceğine dair tartışmaları başlattı.
İsrail öyle sistematik ilerliyor ki geçtiğimiz yıl Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli, Rum Yönetiminin İçişleri Bakanlığına mektup yazmış, antisemitizm ve ırkçı nefretle mücadele kapsamında eylemlerin güçlendirilmesini istemişti.
Bugün toprak satın alıp yahudi toplumu üzerinden ahkam kesiyorlar Rum kesimine. Güney Kıbrıs ve Yunanistan, Türkiye kompleksiyle hareket etmeyi bırakmazsa idareyi İsrail'e devretmek durumunda kalacak çok yakında.
AVRUPA YILLAR SONRA DA İSRAİL'E SAHİP ÇIKACAK MI?
Özellikle Macaristan, Polonya ve Çek Cumhuriyeti geçmişte İsrail'i Avrupa Birliği içindeki "kalkanı" olarak görüyordu. Ancak Netanyahu'nun sağcı ve popülist politikaları bu ülkelerle olan ideolojik yakınlığın artık sürdürülememesine sebep oldu…
Yapılan anketlere göre, söz konusu ülkelerin halkları arasında İsrail'e duyulan sempati azalıyor. Hükümetler hala İsrail ile stratejik bağlarını korumaya çalışsa da sivil toplum ve genç kuşaklar İsrail'in askeri operasyonlarına karşı daha eleştirel bir tutum sergiliyor.
Bunda en büyük etmen şüphesiz Netanyahu. Katil İsrail Başbakanının kişisel çıkarları için attığı adımlar ve aşırı sağcı koalisyon ortaklarının yaptıkları, Macar, Çek ve Polonyalı liderler için bile savunulması zor bir yük haline gelmiş durumda. Özellikle Polonya ve Macaristan’ın yenilenen hükümetlerinin, İsrail ile ilişkilerde daha mesafeli ve pragmatik bir yaklaşım aramaları sürpriz değil bugünlerde.
İspanya'nın başını çektiği bazı Avrupa ülkelerinde, hala İsrail’i yüksek sesle eleştirmeyen Avrupa ülkelerine yönelik “Uluslararası Hukuk” vurgusu, AB'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Adalet Divanı gibi kurumların arkasında durmasını istemeleri de İsrail'in AB içinde azalan popülaritesi hakkında fikir veriyor artık.
TÜRKİYE'DEN AKDENİZ ADIMI
Toparlayalım buraya kadar olan kısmı.
İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ı, Akdeniz'deki hedefleri için kullanıyor. Yunanistan ve Güney Kıbrıs da Türkiye'den korunmak için İsrail'e ve AB'ye güveniyor.
AB ülkeleri ise bir yandan İsrail ile yan yana gelmek istemezken bir yandan da Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin haylazlıklarıyla vakit kaybetmek istemiyorlar.
Elbette AB'nin içinde Türkiye hazımsızlığı var ve saydığımız uzaklaşmalar Türkiye'ye yaklaşacakları anlamına gelmiyor. Vurgulamak istediğimiz, pragmatik düşüncenin güçlenmesi ve Türkiye'nin dönemsel olarak tercih edilebilirliğinin artması.
İşte bu konjonktürel yapı içerisindeyken Ankara önce kıtalararası balistik füze ligine çıktığını ilan ediyor. Sonra da Akdeniz'deki haklarını savunmaya hazırlanıyor.
Yunanistan'ın Türk kıta sahanlığında gerçekleştirmek istediği projelere Türk donanması engel oluyor. Oldubittiye izin verilmiyor. Yunan araştırma gemileri, kablo döşeyen Yunan gemileri, Türk donanması karşısında geri dönmek, kaçmak zorunda kalıyor.
Bu saha gerçekliğini teknik bir çalışmayla belgelendirme amacında Ankara.
Türkiye, Yunanistan tarafından 2000'li yıllarda hazırlanan Sevilla Haritasına mahkum olmadığını göstermek üzere; sadece askeri ya da sınır odaklı olmayan, enerji, deniz altı kaynakları, balıkçılık gibi ekonomik faaliyet alanlarını da kapsayan bir çalışmayla Mavi Vatan’dan vazgeçmeyeceğini ortaya koyacak.
Bu hamleyle, Yunanistan'a, Rumlara ve AB'ye "Ben de varım" mesajını iletmiş olacak. Çünkü, Batılılar gerçekleştiremeyecekleri hayallerin peşindeler yıllardır. Ya adil olup iyi komşuluk sergileyecekler ya da maksimalist fantezileri, kaybetmelerine sebep olacak.
Yorumlar1