İsrail pervasızlığının gölgesinde kurban bayramı ​

  • GİRİŞ30.05.2026 09:11
  • GÜNCELLEME30.05.2026 09:11

10 Nisan 2024, Deyr Belah ve Han Yunus...

Gazze'de 7 Ekim'den sonraki ilk Ramazan Bayramı...

Hamas Siyasi Büro Başkanı Şehit İsmail Heniye'nin 3 oğlu ve 4 torunu katledildi, İsrail saldırıları, bayram boyunca devam etti.

16 Haziran 2024...

7 Ekim'den sonraki ilk Kurban Bayramının birinci günü...

Şati Mülteci Kampı hedef alındı, 13'ü çocuk onlarca kişi katledildi.

18 Mart 2025...

Ateşkes ilan edilmişti...

Ramazan ayının ilk gününde Refah, Han Yunus, Deyr Belah ve Nuseyrat'a saldırı düzenlendi.

Ateşkes bozuldu.

Bayram'da 13'ü çocuk 33 kişi katledildi.

7 Haziran 2025...

Kurban Bayramında yine saldırıya geçti İsrail. Bayramın ikinci gününde şehit edilen Filistinli sayısı 78'di.

21 Mart 2026...

Ramazan Bayramında ateşkes dinlemeyen İsrail hem Gazze'ye hem Lübnan'a hem de İran'a saldırdı.

Mescid-i Aksa, 1967'den bu yana ilk kez bayram namazına kapatıldı.

27 Mayıs'ta ise İran'a saldırmasa da Gazze ve Lübnan'da devam eden ateşkesleri ihlal etti.

Müslümanların her bayramında, istisnasız zulmü sürdürdü İsrail.

Filistinlilerin bayramlarla birlikte normalleşme, toparlanma umudunu kırmak istediler. Gazze'de, Lübnan'ın güneyinde, insanları gönüllü göçe zorladılar. Bu bölgelerdeki işgalleri genişletmeye çalıştılar.

Ancak pervasız saldırılarında en büyük gücü, uluslararası kamuoyundaki dağınıklıktan aldılar. İslam coğrafyası başta olmak üzere tüm dünyadaki Müslümanların "tatil" moduna girmesinden aldılar.

İslam dünyasının içe döndüğü anlarda gerçekleştirdikleri saldırıların, çok gürültü çıkarmayacağının farkındaydılar.

GAZZE'DE ATEŞKES ÇÖKTÜ MÜ?

Oysa 2026 yılına, Gazze'de "Barış Kurulu" adlı yapının ilanıyla girmiştik.

Trump Gazze Barış Kurulu'nu, "Tarihin en önemli uluslararası kuruluşlarından biri" olarak lanse etmişti. Damadı Siyonist Jared Kushner, Gazze'nin yapay zeka destekli, lüks projelerle dolu geleceğini tanıtmıştı.

Kurul için oluşturulan fona tek bir dolar bile bağış gelmedi. Verilen sözler tutulmadı. Çünkü para BM onaylı ve raporlama yükümlülüğü bulunan Dünya Bankası yerine özel bir JP Morgan hesabına gidecekti.

İsrail geri çekilmedi, yardım girişlerine izin verilmedi. Ateşkes kağıt üzerinde devam etse de sahada hiçbir plan uygulanmadı kısacası. Bu nedenle saldırılar sürdü, abluka devam etti. İsrail istediğini yaptı, Filistinliler zulüm altında ezildi, Dünya başını başka yöne çevirdi.

İSRAİL'İN VURDUMDUYMAZLIĞI!

İsrail her bayram Gazze'yi bombalıyor, Mescid-i Aksa'yı kapatıyor, Müslümanları kışkırtacak türlü adımlar atıyor. Çünkü Gazze Barış Kurulu işlemiyor, verilen sözler tutulmuyor. Hesap soran da yok.

Peki, bu hali gören İsrail'in bir sonraki adımı ne oluyor? Netanyahu'dan dinleyelim.

İşgal altındaki Batı Şeria'da 2001 yılında kurulan, lise mezunu İsraillileri askere hazırlayan dini akademi Ein Prat'ta konuşma yaptı Netanyahu. "Şu anda Gazze'nin yüzde 60'ını kontrol ediyoruz, talimatım yüzde 70'e ulaşmak" dedi.

Dinleyicilerden, yani İsrail terör ordusuna katılacak asker adaylarından biri bağırdı... "Yüzde 100'ünü almalıyız" minvalinde...

Netanyahu da "Sırayla gidiyoruz" yanıtını verdi.

Halbuki Ekim 2025 ateşkes anlaşması netti. İsrail'e Gazze'nin yüzde 53'ünü yalnızca "geçici" olarak tutabilirdi. Hamas elindeki esirleri bu şartlar altında teslim etmişti. Ancak İsrail günün sonunda, Filistinlileri Gazze'nin yüzde 36'sına hapsetti.

Bölgeyi bayramda kan gölüne çevirerek Müslümanlara, anlaşmaları ihlal edip zulmü her yerde sürdürerek Dünyaya kafa tutuyorlar hala...

ZULÜM BOMBALARDAN İBARET DEĞİL!

Birleşmiş Milletler, İsrail'i çatışma ortamında cinsel şiddet uygulayan taraflar listesine ekledi.

Nasıl eklenmesin?

2010'dan bu yana, Gazze'de gönüllü çalışmalar yapan İngiliz cerrah Dr. Nick Maynard, 28 Mayıs'ta ABD'li gazeteci Tucker Carlson'a çarpıcı bir röportaj verdi. 2023 yılında, Gazze'de birlikte çalıştığı Filistinli Doktor Adnan El Burş'u ve İsrail'in El Burş'a karşı işlediği suçları anlattı.

Gazzeli doktor, Şifa hastanesinin ortopedi bölüm başkanıydı. 5 Aralık 2023'te İşgal ordusu hastaneyi kuşatmış, Adnan El Burş'u gözaltına almıştı. Gazzeli doktor, önce işkence ve tecavüz vakalarıyla ünlü Sde Teiman hapishanesine ardından Batı Şeria'daki Ofer hapishanesine götürülmüştü.

İngiliz gönüllü doktor Nick Maynard, Adnan'ın işkenceye uğradığını ve tecavüz edilerek öldürüldüğünü söyledi. Gazzeli doktor Adnan El Burş ile gözaltında kalan tanıkların ifadeleri bulunduğu belirtti, söz konusu eylemin kanıtlarının uluslararası mahkemelere sunulduğunu ifade etti. Ancak Filistinli doktorun ne resmi ölüm nedeni açıklandı ne de kimse hesap verdi.

Birkaç hafta önce Batı Basını yine İsrail'in mahkumlara yönelik cinsel suçlar işlediği iddiasıyla çalkalanmıştı. Bu kez Pulitzer ödüllü gazeteci Nicholas Kristof başroldeydi.

New York Times'ta "Filistinlilere Yapılan Tecavüzü Karşılayan Sessizlik" isimli makale kaleme aldı. Askerler, yerleşimciler, Şin Bet muhbirleri ve özellikle cezaevi gardiyanları tarafından Filistinlilere yönelik sistematik cinsel şiddet örüntüsünü belgeledi.

Kristof, Batı Şeria'ya giderek cinsel saldırıdan kurtulan 14 Filistinliyle bizzat röportaj yaptı. Aktardıklarına göre, bir adam, tek günde üç kez tecavüze uğradığını söyledi. Genç bir kadın, gardiyanların her vardiyada gelip onu soyduğunu anlattı. Bir başkası, tecavüz edildiği sırada çekilen fotoğraflarının gösterildiğini, işbirliği yapmazsa yayılacağı tehdidini aldığını ifade etti. Gözaltına alınan üç çocuğun bile cinsel istismara maruz kaldığı aktarıldı.

HİÇBİR İTİRAZA TAHAMMÜLERİ YOK!

14 Mayıs 2026 akşamı, İsrail bayrakları sallayan 100'den fazla protestocu NYT'nin Manhattan genel merkezinin önünde toplandı. "Siyonizm karşıtlığı Yahudileri öldürüyor" söylemiyle Kristof'un görevden alınmasını talep etti. Netanyahu da açıklama yaparak, "Bugün hukuk danışmanlarıma New York Times ve Nicholas Kristof'a karşı en sert yasal işlemi başlatmaları talimatını verdim." dedi.

Tahammülleri yok hiçbir itiraza. İnsanlık namına atılabilecek tüm adımlara karşılar. İsrailli işgalcilerin hapishane kapılarına dayanıp Filistinli mahkumlara tecavüz hakkı talep ettiği görüntüleri bile gördük ekranlarda. Ancak dünya sessiz kaldıkça, zulmün dozajı giderek artıyor.

Geçtiğimiz haftadan, bir başka tahammülsüzlük seviyesi örneği verelim.

Küresel Sumud Filosu Aktivistleri mesela. Farkındalığa sebep oldular. Dünyada ses getirdiler.

Ancak İspanyol aktivistlerden bazıları Bilbao'da havalimanında darp edildi. Acımasızca coplandı. Hem de İsrail tarafından işkenceye maruz kaldıktan hemen sonra.

Döven Bask polisinin geçmişine bakınca yine İsrail'in izine rastlıyorsunuz. Çünkü dayak atan polislerin, 1980 yılından bu yana MOSSAD ile işbirliği içinde ve İsrail ordusundan eğitim aldığı ortaya çıktı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı da bu rezaletin görüntülerini alıntılayıp, Filistin'e destek veren Madrid yönetimine alaycı bir dille "İspanya hükümetinden filodaki anarşistlere yönelik muamele konusunda açıklama talep ediyoruz" diyor.

İşte İslam Alemi, son 10 günde İsrail'in bu pervasızlıklarını izleyerek girdi bayrama. Müslümanların birlik içinde hakkını aradığı günleri görmek duasıyla… Hayırlı Bayramlar.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat